Grev yasağına tarihi 'savunma'!

Başbakanlığın Danıştaya verdiği 33 sayfalık 'savunma' grev hakkının yasaklanması ilanıdır

İŞÇİ SINIFI
Çarşamba, 25 Şubat 2015 (11 yıl 6 ay önce)

Birleşik Metal-İş Sendikası'nın grev yasağının kaldırılması için yaptığı başvuru üzerine Danıştay 10. Dairesinin Başbakanlıktan yanıtlanmasını istediği “Milli güvenliği bozan hususlar nelerdir?” sorusuna 33 sayfalık yanıt geldi.



 



Bakanlar Kurulu Kararının bu aşamada dava konusu edilmesi ve dairenizce incelenmesi usule uygun değildir” sözleriyle Danıştaya da höykürüp sınırlarını bir kez daha çizen yanıtta, metal grevinin milli güvenliği nasıl bozduğuna dair sayılıp dökülen tüm gerekçeler, işçi sınıfından duyulan korkuyu olduğu kadar, burjuvazi ve temsilcilerinin bundan sonraki tüm grevleri yasaklayacağının da açık ifadesidir.



 



Milli güvenlikle milli ekonomi birbirinden ayrılamaz” denilen yanıtta sıralanan gerekçelerse eşyanın tabiatına uygun olarak aslında sözkonusu olanın burjuvazinin güvenliği olduğunun ilanıdır. Bu minvalde ortaya konulan tüm istatistikler, ithalat/ihracat verileriyse, “Son derece zor rekabet şartlarında dünya piyasasında mücadele eden” cümlesinde de belirtildiği gibi Türk tekelci burjuvazisinin dayandığı bu eşikte daha büyük bir sermaye birikimine ihtiyaç duyduğunun ve bunun için daha fazla sömürünün zorunlu olduğunun itirafıdır adeta. Bu aynı zamanda grev yasaklarının bu dönemin ruhuna uyun olarak devam edeceğinin ifadesidir.



 



Başbakanlığın 'savunmasında' işçilere dair tek kelam edilmezken, sayfalarca dönüp dönüp anlatılanların hepsi burjuvazinin uluslararası rekabet koşullarında hangi tarihsel zorunluluklarla karşı karşıya olduğu gerçeğidir:



 



Avrupa ağırlıklı olmak üzere onlarca ülke ile ihracat bağlantısı yapan metal sektöründeki ihracatçı şirketler pazar kaybının yanı sıra ulusal ve uluslararası piyasalarda sözleşmeden doğan yükümlülüklerini zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle yüksek tazminatlar ödemek zorunda kalabileceklerdir” gibi ekonomik gerekçelerin baskın ağırlıkta olduğu 'savunmanın' devamında firmaların dünya tedarik zincirinde edindiği konumu kaybedebileceği, yabancı sermayeli şirketlerin üretim üslerini başka ülkelere taşıyabileceği kaygısıdır



 



'Savunmanın' bazı bölümleriyse aslında işçi sınıfındaki hoşnutsuzluğun ve patlama dinamiklerinin yarattığı korkunun dile gelmesidir. Özellikle Koç ve Sabancı gibi en büyük tekellerde örgütlü olan Türk Metal ve Çelik İş'le yaklaşık 100 bin işçiyi bağlayan sözleşmenin buralardaki işçiler tarafından hoşnutsuzlukla karşılandığının itirafı.



 



Birleşik Metal-İş'in sağlam durup fiili meşru mücadele yolunu tercih etmesinin aslında işçi sınıfının bütününde nasıl bir silkelenme ve mücadele ruhu yaratacağının da ifadesi olan bu belirleme, aynı zamanda bunun toplumsal patlamaya dönüşmesi korkusunu da içeriyor. 'Savunmayı' 'tam bir çuvallama', 'hukuk fakültelerinde okutulması gereken kötü bir örnek' tespitiyle kamuoyuna duyuran Birleşik Metal'in işin bir de bu yönü üzerinde düşünmesi ve çapsızlığının muhasebesini yapması dileğiyle...



 



Seçimlerle metal grevlerinin tetikleyeceği toplumsal patlama arasında dolaysız ilişki kuran 'savunma', aynı zamanda grevin yapılacağı fabrikalarda savunma sanayiyle ilişkili üretim yaptıkları (ki sadece Isuzu'da o da ek iş olarak orduyla ilişkili üretim yapılıyor!) gibi bir yalandan tutalım da , TOMA üretiminin yaşamsal önemi ve grevin bunu sekteye uğratacağı korkusuna (!) kadar pekçok 'inciyle' dolu.



 



Belgenin bütünü tarihi bir anlam taşımaktadır: Hem sendikal bürokrasinin sınıf mücadelesine verdiği zararın bizzat burjuvaların bir belgesinde dile getirdikleri korkularla teyit edilmesi hem de burjuvazinin yaşadığı sıkışma ve bununla içiçe geçen gözü dönmüş kar hırsının aslında grev hakkının fiilen yasaklandığının ilanı olması açısından ...