Maltepe işçisi öğrenip öğretiyor

Maltepe Üniversitesi Hastanesinin direnişçi işçileriyle son işgali ve direnişi konuştuk

İŞÇİ SINIFI
Cuma, 27 Şubat 2015 (11 yıl 6 ay önce)

Maltepe Üniversite Hastanesinde çalışan ve aldıkları sefalet ücretinin bir nebze de olsun yükseltilmesini istedikleri için işten atılan işçiler, Dev Sağlık İş Sendikası’yla birlikte sürdürdükleri direnişin 80’inci gününde (25 Şubat) hastanenin Yönetim Köşkünü işgal ettiler. Rektörlüğün talebiyle gelen polis işçileri darp ederek gözaltına aldı.



 



Çoğunluğu kadınlardan oluşan işçilerle direnişleri ve son yaşanan işgali konuştuk.



 





 



İşçilerden Nejla, Kadir ve Ayşe’yle yaptığımız röportajı yayınlıyoruz:



 



Alınteri: Sizi tanıyabilir miyiz?



Nejla Özok



 



Alınteri: Direnişinizde 80 günü geride bıraktınız ve bir işgal eylemi gerçekleştirdiniz. Bize o günü anlatır mısınız?



Nejla Özok: Ben sabah erken gelmemiştim. Arkadaşım aradı, ”abla gelmiyor musun?” dedi. Ben de “geleyim mi, bir şey mi oldu?” dedim, arkadaşım da “gel” deyince çıktım geldim.



 



Direniş çadırına geldiğimde, “hastane içine girip eylem yapacağız” dedi. “O nedenle biz gece 17-20 kadın nöbete kaldık”... Sadece nöbete kalan kadın arkadaşların haberi vardı. Birkaç da erkek arkadaşın... Sabah kapının açılmasını bekledik, kapının açıldığını görür görmez hastanenin köşküne girdik. İçeri girer girmez Arzu başkanla bir işçi arkadaş camdan pankartı bağladılar, sloganlarla tepkilerimizi dile getirdik.



 



Alınteri: O an neler hissettin



Nejla Özok: Çok güzeldi. Keşke hastalanmasaydım, oradan ayrılmak zorunda kalmasaydım, beni de arkadaşlarımla birlikte alsalardı. Ama yukarı çıktığımızda hastalandım ve oradan ayrılmak zorunda kaldım. Arkadaşlarım bırakılana kadar çok üzüldüm, ağladım. Burada kalmak bana çok zor geldi.



 





 



Alınteri: İşgal eyleminden sonra polisler saldırarak gözaltına aldı. O anları anlatabilir misiniz, neler yaşandı?



Nejla Özok: Gerçekten hiçbir şey bilmiyormuşuz. Dün çok güzeldi, keşke hastalanmasaydım, sonuna kadar yanlarında kalabilseydim, çok isterdim. Yukarı çıktığımızda nefes alamıyordum, inmek zorunda kaldım. Ama arkadaşlarımız gelene kadar hiç kimseye yemek, çay vermedim. “Arkadaşlarımız gelene kadar bekleyeceğiz. Birlikte yemek yiyeceğiz, çay içeceğiz” dedim.



 



Arkadaşlarımızı yerlerde sürüklediler, vicdansızlar. İşgal eylemine katılan bir arkadaşımızın kızı yukarıda çalışıyor, 6 aylık hamile. Annesini orada görünce heyecanlanıp rahatsızlandı. Arkadaşımız ona rağmen bizi bırakmadı, merak etmemesini söyledi. Çok muhteşem şeyler yaşadık yukarıda



 



Alınteri: Direnişteki bir kadın işçi olarak diğer kadınlara neler söylemek istersiniz?



Nejla Özok: Bu yaştan sonra direnmeyi öğrendik, birlikte mücadele etmeyi öğrendik. Sonuna kadar savaşsınlar isterim.



 



***



 



Alınteri: Kendinizi tanıtır mısınız?



Adım Kadir



 



Alınteri: Burada 81 gündür direniştesiniz. Bize neler söylemek istersiniz?



Kadir: Biz burada ekmeğimizin peşindeyiz. Biz sadece ücretimize biraz iyileştirme istedik, sadece biraz iyi zam istedik. O da sadece 150 lira idi. Onlar bizi kapının önüne koydular. Şu an içeride çalışanlar 1.300 TL alıyorlar, ben 14 senedir çalışıyordum, aldığım ücret 1000 lira! Birisi bizi anlasın istedik.



 



Alınteri: Hastane Köşkünü işgal ettiniz, işgal eylemini anlatabilir misiniz?



Kadir: Biz dün asıl olarak yönetimle görüşmek istedik. Ama bizi polislerle dışarı atmayı uygun gördüler. Bazı arkadaşlarımızın kolu kırıldı, bazıları hafif yaralandı. Benim parmağımda şu an dayanılmaz bir ağrı var, bazı kadın arkadaşlarımız darp edildi. Biz hiç kimseden fazla bir şey istemiyoruz. Sadece evimize ekmeğimizi götürebilecek bir ücret talebimiz var, bunun için mücadele ediyoruz. Herkes bizim burada olduğu gibi birlik içinde olsa, haklarını aramış olsaydı; biz bugün bu halde olmazdık, sokakta olmazdık. Maalesef işçiler “bize dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışına sahipler, bu hiç iyi bir gidiş değil.



 





 



Alınteri: Neler söylemek istersiniz işçilere, emekçilere…



Kadir: Birlik, beraberlik içinde olsunlar, ne kadar bilinçlenirsek o kadar güçlü oluruz, o kadar patronlar bizden korkarlar. İşçiler birlik olduğunda devlet korkar, çünkü hayatı biz yaratıyoruz. Biz olmadan onlar hiçbir şey, işçi olmasa üretim olmaz, işçi olmasa hiçbir şey olmaz. Biz olmasam devlet olamaz. Sermaye sahiplerinin keyfi yerinde... Sırtımızdan kazanıyorlar, bizim sayemizde. Sermayeye karşı işçilerin birlikte direnmeleri gerekiyor. Söyleyeceklerim bu kadar. Teşekkür ederiz.



 



***



 



Alınteri : Merhabalar sizi tanıyabilir miyiz?



Benim ismin, Aysel Tepe



 



Alınteri: Burada 81 gündür direniştesiniz. 2 gün önce bir işgal eylemi gerçekleştirdiniz. Bu eyleme nasıl karar verdiğinizi anlatır mısınız?



Aysel Tepe: Bizim buradaki direnişimiz 80’li günlerde, siz de biliyorsunuz. Artık bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Şuralarda bağırdık durduk, hiç kimse ciddiye almadı. “Nasıl olsa bağırır bağırır giderler” gözüyle baktılar. Biz de konuşup karar verdik, başkanla ( Arzu Çerkezoğlu) konuştuk. Biz kararımızı ilettik kendisine, o da bizim kararımıza saygı duydu.



 



Alınteri: Yani öneri sizden geldi öyle mi?



Aysel Tepe: Evet işçiler bu eylem önerisini yaptı, sendika başkanımız Arzu Çerkezoğlu da kabul etti.



 



Alınteri: Kararınızı sendika nasıl karşıladı?



Aysel Tepe: Genel olarak işçilerin aldığı kararlara uyuluyor burada, başından beri bizden habersiz bir karar alınmıyor. O nedenle de sendikaya kararımızı ilettiğimizde kabul edildi.



 





 



Alınteri: Bize işgal eylemini anlatabilir misiniz, nasıl gerçekleştirdiniz?



Aysel Tepe: Akşam oturduk, kadınlarla konuştuk. Gece nöbete kaldık hepimiz ve sabah saat 07:30’de gerçekleştirmeyi karara bağladık. Aslında yönetimin bulunduğu yere girip dekanla görüşüp derdimizi anlatmak ve işbaşı yapmak istediğimizi iletmekti amacımız. Çünkü bazı arkadaşlarımız karı-koca çalışıyordu, işten çıkarıldılar. Herkes kiracı, kirasını ödeyemeyen arkadaşlarımız var. Benim engelli bir kızım var ona bakmak zorundayım, oğlum yeni askerden geldi, işsiz. Kısacası bir şey yapmamız gerekiyordu ve bu eyleme karar verdik. Sabah saat 07:30’da rektörlük binasına girdik, ardından görüşme talebimizi ilettik. Her zamanki gibi onlar kabul etmedi talebimizi ve ardından çevik kuvvet polisini üzerimize gönderdiler. 35 arkadaşımızı gözaltına aldılar.



 



Alınteri: Dünkü işgal eylemi gerçekleşirken, oldukça zor anlar yaşadığınızı öğrendik. Siz eylemdeyken aynı bölümde çalışan hamile bir kızınız varmış ve etkilendiği için hamileliğiyle ilgili sıkıntılar yaşamış. Siz ne yaptınız, neler hissettiniz o zaman?



Aysel Tepe: Biz binaya girip en üst kata çıktığımızda kızımın haberi yoktu. Problemli bir hamlelik dönemi geçiriyor. Kızım saat 08:00’de işbaşı yapıyor. İşbaşı yaptığı saatte bizi orada görünce heyecanlandı. Yanımıza gelip aşağıya inmemi söyledi, ama arkadaşlarımı bırakıp çıkmanın doğru olmayacağını söyledim. Bir tarafım kızım, bir tarafım 80 gündür birlikte direniş yaptığımız canım arkadaşlarım. 15 senedir birlikte çalışıyoruz, onları yüzüstü bırakamazdım.



 



Bu nedenle “Kızım” dedim “hiç korkma, biz hakkımız için mücadele ediyoruz, endişelenme. İşinin başına git” dedim. Tabii onun da içi rahat etmiyor, benim de... Çevik kuvvet yığılınca gözaltına alınacağımızı biliyorduk. Gözaltına alınmadan önce gidip kızımı son bir kez göreyim istedim ve görmeye gittim. Orada yoğun bakıma kaldırıldığını öğrendim, çok üzüldüm. Bunun üzerine Arzu başkan “kızının yanına git” dedi. Ben kızımın yanına gittim, ama bir yandan da arkadaşlarım darp edilerek gözaltına alındı. Birinin kolu kırıldı, birinin omzundan çıktı, çeşitli yerlerinden darp edilen arkadaşlarımız oldu… Öbür tarafta kızımın doğum sancıları tuttu. Doktorlar müdahale ettiler sancıları durdurmak için. İlaçlarla, serumlarla, kızımı acilde müşahade odasına yatırdım, arkadaşlarımın yanına geldim. Gerçekten çok zor anlardı benim için, daha sonra kızımın tehlikeli durumu geçtikten sonra eve götürdüm, ben tekrar buraya döndüm ve 17:30’da büyük bir yürüyüş yaptık.



 



Yürüyüşümüz çok kitlesel oldu. Eylemi, gözaltıları, darp edildiğimizi duyan herkes geldi. Kurumlar, sendikalar, bir çok çevreden insanlar bize destek vermek için buradaydı. Bize destek veren herkese çok çok teşekkür ediyorum .



 





 



Alınteri: Buradan işçilere, emekçilere söylemek, iletmek istediğiniz bir şey var mı?



Aysel Tepe: Ben 53 yaşımdayım, şimdiye kadar böyle bir şey yaşamadım. Biri sokağa çıktı mı “aman şunlara bak, ne yapıyorlar” gibisinden önemsemezdim. Böyle görürdüm. Bir gün de bizim başımıza geleceğini düşünmedik. Bu nedenle buradan şunu söylemek istiyorum: illa da başımıza gelmesi gerekmiyor, mücadele etmek için. Bunu ben geç öğrendim bilinçli olmadığımız için. Valla bir güçlü olsak bizi hiçbir kuvvet yenemez, korkacak da bir şey yok üstelik. Korksaydım engelli kızımı bırakıp direnişe başlamazdım. Evin hem annesiyim hem babasıyım. Evi geçindiren de benim. Hiç kimse korkmasın; gözaltı da olur, müdahale de olur. Yeter ki işçiler emekçiler ve özellikle de kadın arkadaşlar birbirini yalnız bırakmasınlar, diyorum.