Bir iş cinayetinin anatomisi

Tuzla Tersanesinde geçen yıl yaşanan iş cinayeti ve sonrasındaki gelişmeler çarpıcı bir toplamı oluşturuyor

İŞÇİ SINIFI
Cumartesi, 28 Şubat 2015 (11 yıl 5 ay önce)

İstanbul Tuzla’da faaliyet gösteren Tuzla Gemi Endüstri Anonim Şirketi’ne ait tersanede geçtiğimiz 23 Şubat’ta meydana gelen “kazada” 34 yaşındaki Tamer Şeyhun isimli işçi havuzlanan geminin güvertesine lastik asarken, ayaklarının arasında bulunan vincin aniden hareket etmesi sonucu vinçle kızak havuzu arasındaki korkuluklara sıkışmış, ardından da dört buçuk metre yükseklikten havuz güvertesine düşerek ağır yaralanmıştı.



 



15 Mart’ta hayatını kaybeden Şeyhun’un ölümü ve sonrasında olup bitenler patronların şu ya da bu şekilde işin içinden sıyrılmaya çalıştığı bu cinayetlerin üstünün kapatılmamasının yegane garantilerinden birinin aynı işyerinde çalışan işçilerin sınıf bilinci ve kültürüyle birbirlerine sahip çıkması olduğu görüldü.



 



Keza Şeyhun cinayeti işgüvenliğiyle ilgili olarak şu anda Meclis’te olup, asıl sorumluluğu iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerine yükleyen düzenlemelerin ne kadar kifayetsiz kaldıklarının da açık ifadesidir.



 



Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberleştirdiği gelişmeler, iş cinayetleri ve sonrasında işçinin ölümünden sorumlu tutulması için dönen çarkı bir kez daha teşhir ediyor.



 



Bilirkişi raporu gerçeği koysa da!



Cinayetten sonra yapılan bilirkişi incelemesi sonucu, tersanede iş sağlığı ve güvenliği kültürü ve iş organizasyonunun oluşturulamadığı, ikaz-uyarı cihazları ve gezer vincin bakımlarının yapılmadığı için Seyhun’un ölümüne sebebiyet verildiği anlaşıldı.



 



Bu rapor üzerine patron vekili Mustafa Torbalı, lojistik sorumlusu Özgür Akın, iş güvenliği uzmanı Sait Öztürk, armatör Veysel Sarğut, koordinasyon sorumlusu Ahmet Ata, iş güvenliği ve sağlığı formeni Metin Yılmaz ve proje müdürü Güney Erhan hakkında “taksirle ölüme sebep olma” iddiasıyla iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.



 



Patronlar cinayetin üzerini kapatmak için her şey yapıyor!



İstanbul Anadolu 65. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ilk duruşması geçen 23 Ocak’ta görüldü. Sanık Veysel Sartuğ kazadan bir gün sonra Tuzla Polis Merkezi’nde alınan ifadesini reddederek “İşverenin avukatının kurguladığı senaryoyla ifade verdim. Suçu Tamer’e atmak istediler. Vincin sirenleri çalışmıyordu. Operatör, Tamer görüş sahası içerisindeyken başka işle meşguldü. Operatör bakmış olsa ya da vincin sirenleri çalışsaydı kaza olmazdı. İşverenle hareket etmediğim için baskıya maruz kalmaktayım. Mahkeme tarafından bilinmesini istiyorum” dedi.



 



Ahmet Ata ise vinç operatörünün bulunduğu kabinin yerden 60 metre yüksekte olduğunu, göremediği noktalarda telsizle kumanda verilmesi gerektiğini belirterek, Sartuğ’u suçladı. Ata, “Telsiz, Veysel Sartuğ’daydı. Kazanın olduğu bölgenin operatör kabininden görülebileceğini zannetmiyorum. Vincin kumanda edecek telsizi, Veysel gönüllü olarak almıştı” dedi.



 



Mustafa Torbalı ise sirenlerin bakımının yapıldığını ve çalıştığını savunarak, “Bu ekipmanlar bağımsız kuruluşlar tarafından kontrol edilmektedir. Kazadan iki gün önce kontrol görmüştür. Sirenler dahil vinçin tüm fonksiyonlarının eksiksiz çalıştığı sabittir. Kaza beşeri hata sonucu meydana gelmiştir” diyerek, ölen işçiyi suçladı.



 



Metin Yılmaz da pazar günü olduğu için tersanedeki tüm çalışmaları kendisinin kontrol ettiğini anlatarak, “Yapılacak işi, iş sağlığı ve güvenliği açısından denetlemekle görevliyim. Kontrolleri yaptım. Aykırı bir şey görmedim. Niçin böyle olduğunu bilmiyorum” dedi.



 



Ölen işçinin ailesiyse başka iş cinayetleri örneklerinde olduğu gibi aslında mahkemelerde sürünüp sonuçsuz kalacak bir mecraya girmektense patronların önerdikleri tazminatı alıp sürece müdahil olmamayı tercih etmişlerdi.



 



İşten atılmayı göze alan bir işçi gerçeği anlattı!



Tüm bunlar olup biterken dün yaşanan bir gelişme hem dava için hem de cinayetlerin esas denetiminin nereden geçtiğinin anlaşılması açısından önemli bir gösterge oldu.



 



Tersanede vinç operatörü işaretçisi olarak çalışan Eyüp Atan, dün görülen duruşmada tanık sıfatıyla dinlendi. Halen şirkette görev yaptığını ifade eden Atan, "Vicdanımı rahatlatmak için gelip ifade vermek istedim. Beni buraya getiren vicdanımdır. İşten çıkarılmayı göz önüne alarak geldim" dedi.



 



Atan, olay anını görmediğini, kazadan sonra olay yerine geldiğini belirterek, "300 tonluk vincin boyadan dolayı sirenlerinin çalışmadığını, siren ve ikaz lambalarının da bantla kapatılmış olduğunu gördüm. Boya yapılmaya iki gün önce başlanmıştı. Vinç kazadan sonra çalışmaya devam etmedi. Olaydan sonra vinci topladılar. İkaz ve siren lambaları çalışmıyordu" dedi.



 



Bu arada, bir önceki duruşmada şirket aleyhinde beyanda bulunan sanıklardan Veysel Sarğut'un da işten çıkarıldığı öğrenildi.