'Tarafsız olamayız çünkü...'

“Halkın ‘kayıt ve kanıt hakkı’ sınırlanamaz” şiarıyla çağrısı yapılan panel/forum gerçekleştirildi

GÜNCEL
Pazar, 1 Mart 2015 (11 yıl 7 ay önce)

“Halkın ‘kayıt ve kanıt hakkı’ sınırlanamaz” ve “Devletin halkı değil, halkın devleti izlemesinin, denetlemesinin etik sınırsızlığı sınırımızdır!” şiarıyla çağrısı yapılan panel/forum saat 13:30’te Tüm-Bel Sen’de gerçekleştirildi.



 



ÇHD’den Rıza Yalçın Koçak, Bilişim Haklarından Gülşah Deniz, dokuz8 Haberden Gökhan Biçici ve Seyr-i Sokaktan Oktay İnce’nin sunumlar yaptığı panel, katılımcıların soru ve konuşmalarıyla sona erdi.



 



Konuşmacılardan Oktay İnce, toplumsal mücadelenin görsel  tarihini kayıt altına almak ve devletin katliamları ört bas etmesine engel  olabilmek için sokakta kayıt hakkının ne durumda olduğu ve yeni  ‘iç güvenlik’ yasalarından sonra nasıl olacağı üzerinde durarak, güncel olaylardan da örnek verdi.  Ethem Sarısülük’ün davalarında büyük oranda görsel tutanakların ve görüntü kayıtlarının da etkisi olduğunu belirten İnce, Twitter üzerinden, Lobna Allamii’nin Gezi’de yere düştüğü anın  video kaydı taraması çağrısında bulunmasına da yer verdi.



 





 



Oktay İnce, yeni yasalardan sonra, kayıt yapanlara büyük baskılar geleceğini düşündüğünü, devlet şiddetini bir nebze kontrol altına almak için; yalnızca halkın haber alma değil, aynı zamanda haber yapma hakkının da olduğunu konuşmasında belirtti.



 



Ardından, konuşmacılardan Gökhan Biçici, son dönemde gelişmekte olan ‘dijital aktivizm’den ve meseleleri kendi davası haline getirip sokağa çıkan yüzlerce aktivistin bulunduğundan bahsetti. Teknolojinin ilerlemesinin de etkisiyle, materyallerden kaynaklı ‘dijital aktivizm’ olarak bahsedilen aktivizmin, aslında mecburen dijital olacağından ve gönüllülük boyutunda ilerleyen bu biçimin nasıl kalıcı ve güçlü olabileceğini de konuşmasına ekledi.



 



Sokakta çekim yapmanın hukuksal boyutlarından söz eden  Gülşah Deniz, “Geziyle beraber gördük ki, biz görüntü üretirken devletin kolluk güçleri ile karşılaşıyoruz. Gazeteci değil isek ve çekim yapıyorsak, başımıza neler geleceğini kestiremiyoruz.’’ diyerek sözlerine başladı. Deniz, kamusal alanda çekim yapmanın, haber alma ve göndermenin, düşünce ve kanaatleri yayabilmenin, paylaşabilmenin, doğru bilgi olduğu sürece ‘haklar ve özgürlükler’ arasında bulunduğunu da belirtti. Kendi bahçesinde olmamak koşuluyla kamusal alanda yapılan çekimlere hiçbir kolluk kuvvetinin müdahale edemeyeceğini, yayınlanmak üzere bir araya getirilen haberlerin doğrulandıktan sonra paylaşılması gerektiğini ya da kaynağın yine doğrudan kendileri (çekim yapanlar) olması gerektiğini de tavsiyelerine ekledi.



 



Yine hukuksal olarak konu üzerinde açıklarda bulunan Rıza Yalçın Koçak, konuşmasında, devrimci avukatlar olarak hakları tartışmak meselesinde, ülkedeki mevzuatın neye hizmet ettiğini iyi görmek gerektiğinden bahsederken, “maalesef bizim anayasamız ama’larla doludur;  yaşama, haberleşme gibi haklarımızdan sonra hep ama’lar gelir dedi. Faşizm koşullarında Milli Güvenlik  ve kamu güvenliğinin yalnızca kendi güvenlikleridir’ diyen Koçak, Kızılay’ın orta yerinde mobese kamerasının yaşam hakkına karşı kafasını bile çevirebileceğini de örneklerine ekleyerek, gündemdeki iç güvenlik yasalarına da değindi.  Kendilerini de avukatlar olarak bu yasalardan sonra zor günler beklediğini, kanunda ve pratikte zorlanabileceklerini anlattı.



 



Seyr-i Sokak ekibinin ‘Bir Parçası Sende’ diyerek sokaklarda verdiği emekten de bahsederek bunun çok güzel  ve doğru bir söylem olduğunu belirtti.



 



Konuşmasını bitirmeden önce, yıllardır bu ülkede çok sayıda gazetecinin katledildiği de hatırlatarak ‘hepsini de burada anmak gerekir’ dedi.



 



Konuşmacılardan sonra izleyen kitlenin sorularına da yanıtlar verilerek kafalarda oluşan pek çok soruya açıklamalar getirildi. Forumda yoğun olarak ‘taraf olma’, ‘tarafsız olma’ ve ‘haberde dürüst olma’ arasındaki farklar tartışıldı. Genel kanı ise; tarafsız olmanın, çekim yapanları ana akım medyaya yaklaştıracağı idi. Bu tartışma üzerine söz alan Oktay İnce: “Tarafsız olamayız çünkü gaz bombaları bizim objektifimize doğru gelmektedir. Taşlar ise bizim objektiflerimizin arkasından, bizden doğru gitmektedir. Biz sokakta kameralarımızla birlikte asıl olarak eylemdeyiz” dedi.



 



Konuşma ve forum sonunda ise yeni çıkacak yasalar çerçevesinde kameraları ile nasıl bir dayanışma içerisinde olacaklarını içeren bir Ankara toplantısı yapılacağının, ayrıca bu panelde konuşulanları bir kitapçık halinde, herkese ulaştırabilmek için bir çabalarının olacağının, diğer şehirlerde de çeşitli toplantılar alınacağının duyurusu yapıldı.



 



Panel/Forum;  çekim yapanların sahalara davet edilmesi ve alkışlarla son buldu.