Kobanê'den dönen İnşaat-İş Sendikası Başkanı Mustafa Adnan Akyol, "Oda oda yıktılar, oda oda kuracağız" dedi...
İnşaat İşçileri Sendikası’nın Kobanê’nin inşasına katılmak üzere, “Emeğin köprüsünü kurmak için bir tuğla da sen koy” şiarıyla başlattığı kampanya kapsamında oluşturulan ilk gözlemci heyeti Çarşamba günü (25 Şubat) gittiği Kobanê‘den döndü.
Bu heyet içinde yer alan İnşaat İş Başkanı Mustafa Adnan Akyol’la bu ziyarete ilişkin yaptığımız röportajı yayınlıyoruz:
Alınteri: Kobanê’yle dayanışmak için “Emeğin köprüsü için bir tuğla da sen koy!” başlıklı bir kampanya başlattınız. Kobanê’de öncelikle neye ihtiyaç var, neler yapabilirsiniz bunu görmek için altı kişilik öncü ekiple Kobanê’ye gittiniz. Bize biraz bu gidişinizden bahseder misiniz, giderken ne gibi sıkıntılarla karşılaştınız?
Mustafa Adnan Akyol: İşin açıkçası orada gördüklerimizden sonra hiçbir sıkıntımız olmadı diyebilirim. Yani bizim giderken gördüğümüz, çektiğimiz sıkıntılar hiçbir şey! Oradaki yıkımı gördük, bunları gördükten sonra bizim giderken gördüğümüz, yaşadıklarımız sıkıntı falan değil. Kobanê’de gördüklerimizden sonra…

Alınteri: Sizi orada nasıl karşıladılar, siz ne ile karşılaştınız?
Mustafa Adnan Akyol: Bir kere heyet olarak bizi Başbakan ve bakanlar düzeyinde insanların karşılamaları çok iyiydi. Ne kadar mütevazı olduklarını gördük. Bir ülkenin Başbakanı, bakanlarıyla birlikte çok mütevazılar. Ki buradaki her hangi bir muhtarın bile havasından geçilmezken, orada mütevazılığı gözlerimizle gördük.
Alınteri: Başlatmış olduğunuz kampanyayı yürütebilmek için orada bir dizi görüşme gerçekleştirdiniz. Bu görüşmeleriniz nasıl geçti, anlatır mısınız?
Mustafa Adnan Akyol: Orada şu çok önemli, kim ne yaparsa yapsın, ne yapmak isterse istesin. Öncelikle insani koridorum mutlaka açılması gerekiyor. Bu çok çok önemli, bu koridoru açmak için bütün önyargıları bir kenara atmak lazım. Bu insanlık adına yapılacak en önemli şeylerden biri. Çünkü orada hala cesetler var. Önümüz yaz, sadece inşası değil, önce oraların ilaçlanması, temizlenmesi gerekir. Orada çocuklar var, geri dönüşler yapılıyor, aileler var. Yakında bu sıcakların başlamasıyla salgın hastalıkların olma olasılığı çok yüksek. Bunun önlenmesi gerekiyor. Tabiî ki yerle bir olmuş, inşa edilmesi lazım. İnsanların kalacak yerleri yok; elektrik, su, hiçbir şey yok. Öyle söyleyeyim ben size...
Hepsinin yapılabilmesi için öncelikle insani koridorun mutlaka açılması gerekiyor. Demin de söylediğim gibi bütün önyargıları, bütün her şeyi bir tarafa bırakıp insani koridorun açılması için herkes elinden ne geliyorsa mutlaka yapmalı. Öyle meclislerde mikrofonu alıp Kobanê’ye selam göndermekle olmuyor bütün bunlar. Biz onu gördük, çocukları gördük, yıkımları gördük, kadınları gördük. Orada neler çektiklerini… Ben buradan size ne kadar anlatırsam anlatayım oradaki gerçeğe denk düşmez, gidip görmek gerekir. Bu nedenle öncelikle insani koridorun açılması şart.

Biz, sağlık ocağıyla başlarız dedik ve sağlık ocağı yapma sözü verdik. Bu başlangıç çok önemli bizim için. Geri kalan inşaat sürecinde de zaten elimizden geldiğince destek olacağız. İnşaat İşçileri Sendikası olarak çok büyük iddiamız yok; etimiz, budumuz belli. Ama gücümüzün yettiği kadar, sonuna kadar emeğimizle, alınterimizle yapmaya çalışacağız.
Alınteri: “Sağlık Ocağı sözü verdik” dediniz. Bunun için sadece insan gücü değil aynı zamanda malzeme de gerekiyor. O malzemeyi buradan mı götüreceksiniz yoksa orada üreten atölyeler vs. var mı?
Mustafa Adnan Akyol: Evet orada bazı şeyler var. Ama başlamak için malzeme mecbur buradan gidecek. Buradan götürülenlerin dışında, bizim yapmamız gereken orada iş yapabilecek fayans, çini, tuğla atölyeleri var, bunları işler haline getirmek. Ki özellikle oradaki halkın da çalışabilmesi için kalifiye hale getirilmesi lazım. Balık götürmekten çok, balık tutmayı öğretmek lazım. Bunun için de bir çaba sarf etmek, emek koymak gerekli, elimizden geldiğince bunu da yapacağız. Çünkü orası kendi kendine yeter hale getirilmeli.
Alınteri: Sizin başlatmış olduğunuz kampanya ve akabinde oraya gidişiniz oradakiler için nasıl bir anlam ifade etti? Bildiğimiz gibi çok büyük bir sendika, tanınmış bir sendika değilsiniz. İnşaat işçileri arasında da daha yeni yeni tanınıyorsunuz, üye sayınız da öyle çok değil ve işçi sınıfı içinde sınıf sendikacılığı çizgisinde yol açmaya çalışıyorsunuz. Bu durumdaki bir sendikanın böyle bir kampanyayla oraya gitmesi nasıl karşılandı.
Mustafa Adnan Akyol: Orada her yönden çok iyi karşılandık. Özellikle kendimizi tanıttıktan sonra; etimizin, budumuzun da ne olduğunu söyledikten sonra çok fazla değer verdi arkadaşlar. Biz de gerçekten daha yeni bir sendikayız, bu nedenle hem ekonomik, hem maddi olarak çok fazla bir gücümüz yok, ama bununda pek kıymeti yok. Biz bir mesaj vermek istedik.
Baktığında sokakta, Mecliste, başka yerlerde konuştuğunuz zaman herkes kardeşlikten falan bahsediyor, ama bu topraklarda kardeşlik onların söylediği gibi değildir. Asıl kardeşliğin böyle olmadığını, zor durumlarda neyse sorun ona yardım etmek, birlikte çalışmak, birlikte mücadele etmek olduğunu göstermek için adım attık. Tabiî ki elimizden geleni sonuna kadar yapacağız, ama bir de mesaj vermek istiyoruz.

Ben Giresunluyum, Karadenizliyim, Türküm. Benim şantiyelerde çalışırken hiçbir zaman iş arkadaşımla bir derdimin olmadığını göstermek için bunun adımlarını attık. Türk olmamdan başka kökenden hiçbir iş arkadaşımla sorun yaşamadım. Yani bizim asıl derdimizin Türk’le, Kürt’le, Laz’la, Çerkez’le değil, sermayeyle olduğunu göstermek için oraya gittik.
Orayı yıkan da sermaye, yapmak için salyalarını akıtan da sermaye. Biz en azından onun ne kadar önüne geçebilirsek o kadar iyi, bunun önüne geçmek için de bunu yapıyoruz. Hemen konuşmaya başladılar bile 'TOKİ girecek' falan diye. Gücümüz yeterse -ki hayır gitmeyecek diyecek kadar gücümüz yok ama- onların gitmesini engelleyecek, demokrasi güçlerinin, devrimcilerin dayanışmasını sağlamak için elimizden ne gelirse onu yapacağız. Nereye kadar yapabilirsek oraya kadar da devam edeceğiz. Bizim asıl derdimiz bu, gittiğimizde Kobanê’dekilerin de asıl buna önem verdiklerini net olarak gördük.
Buna dayanma güçleri yetmeyebilir, tabiî ki sermayenin oraya girmesini engelleyemeyebilirler. Çünkü çok büyük bir yer orası, üç-beş kişiyle olabilecek bir şey değil. Ama şunu da gördük -beni en çok mutlu eden şey de o-, demokrasi güçleri, devrimciler dayanışma ruhuyla oranın inşa edilmesinden yanalar. Dayanabildikleri kadar da bunu zorlayacaklar. Bizi en çok motive eden de bu oldu, yoksa başka türlü olsaydı moralimiz çok bozulurdu.

Alınteri: Cephedeki o göğüs-göğse savaştan sonra şimdi aslolan orada yaratılmak istenen yeni hayatın korunması sanırız. Hem sermayenin hem de bu yaşamı içerden sabote edecek güçlerin çabalarına karşı da böyle bir dayanışma gerekli sanırız.
Mustafa Adnan Akyol: Evet savaşırken kanlarımız birbirine karıştı, İnşa ederken de terlerimiz birbirine karışacak.
Alınteri: Siz İnşaat-İş olarak bunu hayata geçirebilmek için enternasyonal bir çağrı yaptınız. Bu çağrıya geri dönüşler oldu mu?
Mustafa Adnan Akyol: Aslında sözel olarak geri dönüşler oldu, ancak bunun nerelerden olduğunu açıklamak istemiyoruz daha netlik kazanmadı çünkü. Biz çağrıyı yaptık. Şimdiye kadar dört ülkenin sendikalarına çağrı yaptık, bu çağrılarımızı hem direkt olarak hem dolaylı olarak ilettik. Gerisi onların sorunu, şu aşamada bizim yapacak başka bir şeyimiz yok. Bir tuğla koymak ya da o tuğlayı koyacak işgücü göndermek ya da bir tuğlanın konulmasına katkıda bulunmak onların bileceği bir şey. Ki hatta bizi bulmalarına da gerek yok, kendileri de direkt olarak gidebilirler.

Alınteri: Pekçok kesimden Kobanê’yi destekleyen açıklama ve girişimler oldu. Kobanê’yle dayanışmayı, kardeşleşmeyi sağlayabilmek için son olarak ne söyleyeceksiniz.
Mustafa Adnan Akyol: Sadece Kobanê için değil, bütün dünya için böyle… Sermayenin, emperyalist güçlerin yaptıklarına karşı söylemek gerekir. Afrika’da da böyle -sadece konuşanlara söylüyorum bunu-, söz söylemenin zamanı bitti artık. Bir şey yapacaksanız yapın -ki yapılması gerekiyor. Kendisine devrimciyim diyen, kardeşlikten bahsedenler, dayanışmadan, birlikte yaşamdan bahsedenler herkesin bir şekilde bir şeye el atması gerekiyor. Ne yapabiliyorsa… Herkesin elinden her şey gelmeyebilir, konuşmayı bırakması ve bütün herkesin artık bir şey yapmaya başlaması gerekiyor. Bunu, bugün Kobanê için yaparsın, yarın Afrika için ya da Filistin için yaparsın. Oturup düşünmeleri gerekir. Özellikle her şeye soğuk bakan, dünya ile hiçbir ilişkisi olmayan normal vatandaşlara da şunu söylüyorum: Her tarafı yıkıyorlar ve yeniden yapmak için salyalarını akıtıyorlar. İnsanlar şunu sorgulamalı, bu dünyada olan şeyler herkese yeter ama neden yetmiyor. Son kez söylemek istiyorum sözün bittiği yerdeyiz her tarafta. Artık kimse konuşmasın, yapacaklarsa bir şey yapsınlar diyorum.

Alınteri: Kobanê’de, inşaat sektörü açısından sermaye için büyük bir rant var, bu bir gerçek. Siz sermayenin bu rant fırsatçılığının önüne geçmek için de bir kampanya başlattınız. Ama bu kampanyayı hayata geçirebilmek, maddi manevi destek verilmesi için, siz genel bir çağrı yaptınız, dönüş bekliyorsunuz. Bu çağrınıza iş adamlarından, mimarlardan, mühendislerden, müteahhitlerden de destek vermek isteyen olacaktır. Kürt iş adamlarına özel bir çağrınız yok değil mi?
Mustafa Adnan Akyol: Bizim çağrımız kendisini insan olarak gören herkese, özellikle Kürt iş adamlarına değil. Biz oraya giderken de Türk iş arkadaşlarımızla gittik. Bizim başka da bir derdimiz var. Önceliğimiz oranın insanca yaşanabilir bir hale getirilmesi, ama kardeşleşmeyi hayata geçirebilmek için herkese çağrı yapıyoruz. Sadece bir kesime değil. Ne kadar karşılık bulur bilmiyorum. Biz emeğimizle gideceğiz, çalışacağız, olsa da olmasa da yapacağız. Bir tuğla mı koyacağız bir, beş tuğla mı koyacağız beş… Gücümüz hepsine yetmeyebilir, hepsini yapmaya gücümüz yeterse hepsini yapacağız. Ha şunu söylemek istiyoruz: Orada tuğlayı koymaya ihtiyaç var ama tuğla olmazsa o tuğlayı koyamayız.
