MOR= Umut+Başkaldırı

Mor, eşitliğin ve geleceğin rengidir. Mavinin umudunu, kırmızının başkaldırı ruhunu taşır

KADIN
Cuma, 6 Mart 2015 (11 yıl 1 ay önce)

Doğanın binlerce yıldır açığından koyusuna her tonuyla sergilediği mor renk, bazen bir çiçeğin taç yapraklarında, bazen bir kelebeğin sırtındaki beneklerde, bazen toprağın derinliklerine gömülmüş bir taşın damarlarında çıkar karşımıza… Işığın maddeyle dansının bir biçimidir bu büyüleyici renk..



 



İnsanlık tarafından keşfedilmesiyle birlikte onun tarih içindeki yolculuğu da başlamış olur. Birçok inançta, birçok toplulukta bu renge farklı anlamlar biçilir. Az bulunan bir renk olmasından kaynaklı bir müddet asaletin, kraliyetin rengi olarak görülür. Yine aynı sebeple ruhani anlam biçilerek kilisenin, din adamlarının rengi haline gelir.



 



Onun insanlık tarihi içindeki öyküsü ise çok daha gerilere dayanır.



 



Mitolojide bu renk, Adem’in Havva’dan önceki ilk eşi olan ve onunla aynı anda çamurdan yaratıldığına inanılan ilk kadın Lilith’in teninin rengi olarak çıkar karşımıza…Bu mor ten rengine sahip kadının eşitlik iddiasında bulunan ilk insan olduğuna inanılır. Kendisine her yönden hizmet etmesini bekleyen Adem’e, her ikisinin de eşit yaratılmış olduğunu söyleyerek karşı koyar ve kendisine sunulan cenneti reddederek kapılarını vurup çıkar.. Tanrının söylenmemesi gereken adını ağzına aldığı ve asi-başeğmez bir tutumun sahibi olduğu için o andan itibaren efsanelerde kötü bir kadın olarak değerlendirilir. Tanrı bile onu her gün onlarca çocuğunu öldürerek cezalandırır. Ona Adem’e ve tanırının sunduğu cennete karşı koymanın bedeli olarak, “kötülüklerin anası” denir. İşte eşitliği savunan ve ba eğmez bir tutumun sahibi olan Lilith ilk feminist olarak görülür, ten rengi ise gururun ve kendine güvenin rengi olarak kabul edilir.



 



Ama ona asıl anlamını insanlığın mücadele tarihi verir. Toplumda kadın erkek eşitsizliğine ve kadınların haklardan yoksun olmasına karşı başlayan eylemlerde kadınlar tarafından mor renk, fular ya da pantolon askısında kullanılır ve gittikçe kadın mücadelesinin bir sembolü haline gelir.



 





 



Mor renk, erkeği simgeleyen mavi ve kadını simgeleyen kırmızının eşit miktarlardaki karışımıyla ortaya çıkar. Bu nedenle kadın erkek eşitliğinin ifadesi olarak kabul edilir. İnsanlık tarihi içinde kadınların erkeklerle eşit oldukları ve eşit haklara sahip olmaları gerektiğini söyleyen mücadele tarihinin biçimlendirdiği bir sembol ve kendinin farkında olmanın ışık dilinde bir ifadesi olarak yaşam bulur…



 



Mor, eşitliğin ve geleceğin rengidir. İçinde mavinin umudunu, kırmızının başkaldırı ruhunu taşır. Eşitsizliğin olmadığı, sadece kadının değil hiç kimsenin sömürülmediği bir sistem olan sosyalizmi imler aslında… Ve o güne ulaşmanın -mor rengin oluşumu gibi- erkek kadın birlikte verilecek bir mücadeleyle olabileceğini anlatır bize…



 



Ve ne yazık ki bu renk, kadın sorununa ağırlığı ölçüsünde sahip çıkmadığımız ve ezilen cins sorununun çözümü için her an mücadele etmediğimiz için, onu “erkek düşmanlığı” derekesine indirgeyen, çözümünü özel mülkiyet sisteminin ortadan kaldırılmasından bağımsızlaştıran feministlerin rengi olmuştur.



 



Kadının eşitsizliği de dahil her türlü eşitsizliği kaldıracağımız gelecek idealimize giden yolu açmak için bugünden başlayan kapsamlı bir mücadeleye girmezsek, mor renk başkaldırı ve umudun rengi değil sistemde yapılacak birkaç değişiklikle eşitsizliği çözeceklerine inananların rengi olarak anılmaya devam edecektir.



 



(Alınteri’nin 3 Mart 2015 tarihli 8. sayısından alınmıştır)