Yedi işçinin işten atıldığı Adore Oyuncak Mağazası önündeki direniş 20. gününde devam ediyor
DİSK'e bağlı Limter-İş Sendikası'na üye oldukları için Adore Oyuncak ve Eğitim Araçları Fabrikası’nın Tuzla'daki deposundan işten atılan yedi işçinin Caddebostan'daki mağazanın önündeki direnişi 20. gününde. Adore direnişçilerinden Umut Ünsal ile direniş üzerine konuştuk.
Alınteri: Öncelikle direnişi neden buraya taşıdınız bunu öğrenebilir miyiz?
Umut Ünal: Adore'nin üç mağazası var. ikisi AVM'de birisi burada, tek cadde üzerinde ve kamuya açık olan mağaza burası, Ankara'da bir yeri var. Genel Müdürlüğüne de gittik ancak hiç muhatap almadılar. Buraya direnişi taşımamızın amacına gelince, çalıştığımız depo merkezi yerlere çok uzak olduğu için direniş yapabileceğimiz ve sesimizi duyurabileceğimiz en doğru yer burası.

Alınteri: Bugün direnişinizin 20. günü ve bugüne kadar çeşitli yerlere de taşıdınız. Buradaki direnişinizi nasıl şekillendiriyorsunuz, 24 saat yapmıyorsunuz direnişi biraz açıklar mısınız
Umut Ünal: Aslında 24 saat gibi bir amacımız vardı. Açlık grevine de başlamıştık. Havaların çok soğuk olması, burada ısınmamızı sağlayacak bir ortam olmaması ve içeriye zarar vermek istemediğimizden açlık grevimizi sonlandırdık.
Alınteri: Açlık grevini hava koşullarının zor olmasından kaynaklı mı bitirdiniz yoksa bir hafta önce haber sitelerine sanki kazanımla sonuçlanmış gibi haberler düşmüştü. Bir görüşme olanağı mı bulundu da bitirdiniz; açıklık getirebilir misiniz bu konuya?
Umut Ünal: Şöyle oldu, Adore'nin vekil avukatı Barış Tan bize gelerek namusu şerefi üzerine yemin ederek tüm haklarımızı vereceklerini söyledi. Direnişin 25. günündeydik avukat geldiğinde, bize 15 günlük ücretimizi de dahil ederek ödeyeceklerini söyledi. Üstelik şirket bu konuda geri adım atarsa ben de sizinle birlikte direnişe katılacağım ve şirketteki görevimden de istifa edeceğim diye söz verdi. Bunun üzerine biz çadırı kaldırıp direnişi sonlandırmıştık. Ertesi gün akşama kadar bekledik. Yasal süreci işletmezsek haklarımızı vereceklerini öğrendik. Yani işe iade davası ve sendikal tazminat davası açmama koşuluyla tazminatlarımızı ödeyeceklermiş. Üstelik sendika başkanımıza ve avukatımıza rüşvet teklif etmişler, onlar da bize durumu anlatarak “biz bunu kabul etmiyoruz ancak siz hakkınızdan vaz geçiyorsanız ben görüşürüm” dedi. Biz de kabul etmedik ve çadırımızı yeniden kurup direnişe devam etmeye karar verdik. Aslında bu ilk yanıltmaları değildi. Hep vaatlerle dolu bir oyalama süreci yaşadık.

Alınteri: Burada sürdürdüğünüz direnişe çevrenin ilgisi nasıl
Umut Ünal: Göztepe Dayanışması, Kozyatağı Dayanışması, Kadıköy Kent Dayanışması, kurumların, sendikaların desteği oldukça iyi. Bu çevrede bulunanların da oldukça çok desteğini görüyoruz, çayımızdan yemeğimize kadar her konuda destek oluyorlar. Ayrıca 2-3 günde1500'e yakın imza topladık. Bu imzalar Çalışma Bakanlığı’na verilecek ve fabrikanın denetlenmesini sağlamak için toplanıyor imzalar bildiğim kadarıyla…
Alınteri: Kaç işçi işten atıldı?
Umut Ünal: Önce bir işçi arkadaşımız atıldı işten. İş Kanunu’nda şöyle bir ibare var: Patron işçinin alacağını 20 gün içinde ödemezse işçi üretimde bulunmayıp işyerinde bulunabilir. Yani iş yapmayabilir hakkını almak için, işyerini terketmez. İşçinin böyle bir eylem yapma hakkı var. Patron da işçisini çıkaramaz, yerine eleman alamaz. Ancak işveren bizim kaba kuvvete başvuracağımızı, olay çıkaracağımızı ve haksız duruma düşeceğimizi düşünerek işçi alımı yaptı. Biz de bu işçilerle konuştuk, yaptıklarının yanlış olduğunu söyledik. Çay molalarında “Bizim ekmeğimizle oynuyorsunuz” diye sorduk. Sendikalı olduğumuzu söyledik. Patron itiraz etti, “sendikadan bahsedip hiç kimsenin kafasını bulandıramazsınız” dedi. Konuşan arkadaş da şu an çay molasında olduğumuzu, hiç kimsenin ne konuşacağımıza, nasıl konuşacağımıza karar veremeyeceğini söyledi. Bunun üzerine ertesi gün gün içerisinde bizi teker teker işten çıkardılar. Haklarımızı vermediler. O ay çalıştığımız ücretlerimizi bile bir hafta geciktirerek ödediler.

İşten çıkarılmadan önce haklarımızı istediğimiz için, şehir merkezine 3.4 kilometre uzaklıkta bulunan depoya gönderdiler kış ortasında; kar tipi var. Bize ‘mesaiye kalacaksınız’ dediler. Biz de mesaiye kalmayacağımızı söyledik. Sırf mesaiye kalmaya mecbur etmek için servisleri getirmediler. Biz de o kara tipiye fırtınaya rağmen mesaiye kalmadığımız için 20 gün yürümek zorunda bırakıldık.