"Vicdanımın sesini dinledim"

"Tanıklık yaptığım için ‘ahlaksızlık ve iyiniyeti kötüye kullanmak’la suçladılar, savunma istediler, sonra da attılar"

İŞÇİ SINIFI
Pazartesi, 16 Mart 2015 (11 yıl 5 ay önce)

İstanbul Tuzla’da faaliyet gösteren Tuzla Gemi Endüstri Anonim Şirketi’ne ait tersanede geçtiğimiz 23 Şubat’ta meydana gelen “kazada” 34 yaşındaki Tamer Şeyhun isimli işçi havuzlanan geminin güvertesine lastik asarken, ayaklarının arasında bulunan vincin aniden hareket etmesi sonucu vinçle kızak havuzu arasındaki korkuluklara sıkışmış, ardından da dört buçuk metre yükseklikten havuz güvertesine düşerek ağır yaralanmıştı.



 



Dava sürecinde, tersanede vinç operatörü işaretçisi olarak çalışan Eyüp Ayhan, duruşmada tanık sıfatıyla dinlendi.



 



Vicdanının sesini dinleyerek “kaza”ya sebep olan vincin ikaz ve siren lambalarının çalışmadığını söyleyen Eyüp Ayhan, duruşmadaki patron aleyhine tanıklığı nedeniyle bir süre sonra işten atıldı.



 



Eyüp Ayhan’la yaptığımız röportajı yayınlıyoruz:



 



Alınteri: Kendinizi tanıtır mısın?

İsmim Eyüp Ayhan

 



Alınteri: Olayı anlatabilir misin?

Eyüp Ayhan: Olayın birebir görgü tanığı değilim, ancak olaydan sonra ölüme sebebiyet veren vincin boyadan dolayı sirenlerin çalışmadığını gördüm ve vicdani olarak mahkemede bunları ve insani anlatmak istedim.





Alınteri: Tanıklığınız üzerine size herhangi bir baskı yapıldı mı?

Eyüp Ayhan: Psikolojik bir baskıya maruz kalmadım. Diğer arkadaşıma uyguladılar ama bana uygulamadılar. Benim de bir hafta sonra çıkışımı yaptılar. 25. Maddeden ‘ahlaksızlık ve iyiniyeti kötüye kullanma’dan dolayı benden savunma istediler. İmzalamadım, iş akdimi feshedip güvenlik nezaretinde beni fabrikadan çıkardılar.

 



Alınteri: Herhangi bir tehdit falan gelişti mi davadan çekilmeni sağlamak için

Eyüp Ayhan: Yok hayır, şu ana kadar böyle bir baskı görmedim

 



Alınteri: Olay gerçekleştiğinde diğer işçiler nasıl bir tutum sergilediler?

Eyüp Ayhan : Bir kargaşa içindeler, net bir tavır yok; isteme karşı gelemiyorlar. Ben vicdani bir itirafta bulundum, beyanlarda işten atılma korkumun olduğunu da söyledim. Şirket aleyhine tanıklık yaptığım için sonuçta işten attılar. Benden sonra toplantı yapmışlar. Tersane sahipleri, yönetici kadrolar, işçilerle toplantı yapmış. Bu toplantılarda beş arkadaşın bana destek çıktığını, bu arkadaşların da gördüklerini anlatmışlar, sirenlerin çalışmadığını söylemişler. Ama bu sadece kendi aralarında geçen ve toplantı sırasında olan bir konuşma. Gelip de mahkemede bunları anlatacak cesaretleri yok tabii.





Alınteri: Bu vahim sonuçla diğer işçiler de her an karşılaşabilirler; bunun da farkındalar sanırım. Ama işsiz kalma korkusu baskın geliyor.

Eyüp Ayhan: Kesinlikle böyle, işsiz kalma korkusu yüzünden ses çıkaramıyorlar.





Alınteri: Siz, ‘sadece vicdani ve insani olarak gerçekleri söylüyorum’ diyorsunuz. Diğer işçilere iletmek istediğiniz bir şey var mı?

Eyüp Ayhan: Onurlu ve dik durmalarını isterim. Şunu da belirtmek isterim ki 23 Ocak’taki duruşmaya gittim. Tanıkların ifadelerine mahkemede müdahil olmadım ama ifadeleri dinlemek istedim. Orada eşinin haykırışlarını, babasının üzüntüsünü gördüm ve bunlar benim vicdani olarak konuşmamda etken oldu. Arkadaşlarımdan onurlu bir duruş ve gerçekler neyse onun yanında olmalarını isterim.





Alınteri: Sanırım işçilerin daha çok işçi kimliklerinin ve sınıf bilinçlerinin oluşması gerekiyor. Bu yönde çalışmaların daha yoğun yapılması gerekiyor.

Eyüp Ayhan: Kesinlikle, sınıf bilincine ulaşmaları gerekiyor, çünkü sınıf bilinci olmadan mücadele olmuyor.





Alınteri: Bu süreç içerisinde size kimler, nasıl destek oldu?

Eyüp Ayhan: İlk günden beri Limter-İş devamlı yanımda. İnsan kaynaklarından Mustafa Turgutlu beni yanına çağırıyor, okumadan savunmamı imzalamamı söylüyor. Ben de, “noter huzurunda okuduktan sonra imzalarım” diyorum. Daha sonra dışarı çıkıyor ve iş akdimi 25. Maddeden feshettiğini söylüyor. Yanında sendika temsilcisi var, “bu adamı neye dayanarak işten çıkarıyorsunuz” demiyor.

 



Alınteri: Hangi sendikanın başkanı

Eyüp Ayhan: Varlığı yokluğu belli olmayan Dort Gemi (Depo Antrepo, Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı İşçileri Sendikası) diye bir sendika. Tersanelerin bütününde Dort Gemi Sendikası var şu anda. Patron yanlısı bir sendika. Ben 3,5 senedir çalışıyorum, işçilerin sorunlarıyla ilgilendiklerini görmedim. Bir gün gelip de ‘bir sıkıntınız, derdiniz var mı’ demedi. Ücretlerimizden bir günlük yeymiyemizi kesiyorlar sendikaya, bunu ben müdürümüze de söyledim, ama sistem bu! Zamlarda da haksızlık var. Bütün tersane çalışanları rahatsız aslında, ama dile getiremiyorlar. Ama bunu bir nebze de olsa kırmış bulunuyoruz. Benim bu duruşum sayesinde 60 kişilik bir departmandan beş kişi destek verdi, bu başlangıç için güzel bir şey. Daha önce hiç konuşmayan arkadaşların olay sırasında sirenlerin çalışmadığını en azından kendi aralarında konuşup söylemeleri ve bunu patronların yanında yapmaları iyi bir gelişme şimdilik.





Alınteri: Biraz da tersanelerdeki çalışma koşullarından bahseder misin?

Eyüp Ayhan: Tersanelerdeki çalışma koşullarının düzelmesi lazım. Taşeronluğun kalkması, İş Sağlığı Biriminin patrona bağlı değil de devlete bağlı olması gerekiyor. Yaptığımız birçok şey İSG önünde gerçekleşiyor, İSG geride kalıyor. İşçiden yana bir tutum sergilemiyorlar.





Alınteri: İSG’nin patrona bağlı olduğunu, aslında devlete bağlı olması gerektiğini söylüyorsun da işçi cinayetlerinde ya da başka bir olayda devlete bağlı olması da bir anlam taşımayacak, bunun örneklerini çok gördük. İşçiden yana işçi sağlığı, işçi güvenliğinin sağlanması gibi bir dertleri yok ki. Aslında İSG’nin bağımsız olması gerekmiyor mu?

Eyüp Ayhan: Ben de onu söylemeye çalıştım aslında, bağımsız ama tarafsız da olması gerekiyor.





Alınteri: Soma’yı hatırlayın yüzlerce işçi katledildi, bilirkişiler gitti, İSG gitti. Ancak gerçek anlamda herhangi bir rapor falan tutulmadı. Patronlar, müdürler ya da daha üst yetkililer için doğru dürüst bir sorgulama falan yapılmadı. Üstelik kamu personeli olanlara dava bile açılmadı... bu durumda devlete bağlı olandan ne bekleyebiliriz! Soma davası bile daha yeni kabul edildi ki neredeyse bir sene olacak katliam yaşanalı! Yargılamanın nasıl yapılacağını da göreceğiz. Aslında İSG’ler bile kendisini geliştirmiş işçilerden olmalı, bir gözlem yaparken, inceleme yaparken daha gerçekçi gözle yapsın.





Eyüp Ayhan: Elbette kendini geliştiren işçilerden olsa daha iyi olur tabii. Hem işlerini daha iyi ve işçi sağlığı ve güvenliği açısından kullanabilirler.





Alınteri: Son olarak ne söyleyeceksin?

Eyüp Ayhan: Haksız yere işten atıldım. Hakkım için sonuna kadar mücadele edeceğim.