Z.C.'nin hakimlere bıraktığı mektup bu zamanın ruhunu baştan başa yakıp yeniyi kurmaya davet eden bir çağrıdır!
Düşleri tecavüzcülerinin o karanlık gölgeleriyle parçalanan kadınlar, çocuklar ülkesi burası. Sözümona bu tecavüz ve tacizlere son vermek için gerekli yaptırımlarda bulunarak üstlendikleri caydırıcılık misyonunu yerine getireceği yerde tecavüze uğrayan kız çocuklarına tepeden bakarak "sen de direnmemişsin" diye yargılayan hakimlerin varlığında vücut bulan bir bataklık!.. Tecavüzcülerin bir bir serbest bırakıldıkları, en fazla 2-3 ay yattıkları cezaevlerinden "iyi halleri" nedeniyle ceza indirimleriyle ödüllendirildikleri kadın düşmanı bir havanın kol gezdiği bir cehennem...
Bundan yıllar önce tecavüze uğramış 14 yaşındaki bir kız çocuğunun Adli Tıp kontrolüne refakat etmiştik. Şimdi Karaman'ın Ayrancı ilçesinde defalarca tecavüze uğrayan ve o tarihte henüz 15 yaşında olan Z.C.'nin basına yansıyan "adalet" macerasını okuyunca, ille de o hakime bıraktığı mektubu görünce o zamanlar Adli Tıp odasından çıkarken yüzündeki ifadeyle hepimizi sarsan kız çocuğunun hikayesi ve o parçalanmış hali bir kez daha tüm benliğimize hücum etti.
O kız çocuğu girdiği Adli Tıp odasından allak bullak olmuş bir yüz ifadesiyle çıkmıştı. Sonra anladık ki şimdi Z.C.'ye aynı depremi, aynı çaresizliği yaşatan hakimlerin sarfettiği "sen de direnmemişsin" sözlerinin bir benzeriyle yargılanmıştı. Hipokrat yemini etmiş Adli Tıp doktoru ona "Ben karımla yaşadığım gerdek gecesini biliyorum, bu iş senin dediğin gibi olmuyor. İlle de bir direniş gösteriliyor ama sen hiç direnmemişsin!" demişti. Bu sözleri duyan bizler bile travmatik bir sarsıntı yaşarken, o kız çocuğunun neler yaşadığını siz tahmin edin.
Tecavüz herhangi bir saldırı değildir. İşkencehanelerde bile insanın iç bütünlüğünü parçalamak için özel bir işkence yöntemi olarak kullanılır. Biz devrimci ve komünist kadınlar, sayısız Kürt kadını bunun nasıl bir travma yarattığını çok iyi biliriz, üstesinden gelecek bilincimiz ve güç aldığımız ideallerimiz olmasa nelere yol açacağını en iyi biz kestirebiliriz. Böyle bir saldırıya uğramış o kız çocuğun yaşadığı tecavüz saldırısından sonra bir Adli Tıp doktorunun tarifi imkansız bu tutumuyla hangi düzeyde nasıl bir travma yaşadığını, elinde kalan son yaşam direnci kırıntılarını da nasıl kaybettiğini tahmin edebilirsiniz.
Karaman'da önce 47 yaşındaki H.Ç.'nin, arkasından da yaşları 15 ila 17 arasında değişen sekiz kişinin tecavüzüne uğrayan Z.C.'nin tecavüzcüleri teker teker salıverildiler, aklandılar. Raporlara, anlatımlara, Z.C.'nin bir enkaza dönüşmüş hayatına rağmen hakimler, bir tecavüz saldırısının olmadığına hükmedip, A.C.'yi yargılarcasına her şeyin "gönül rızası" ile gerçekleştiğine karar verdiler.
Onlara göre çocuk da olsa kadın değil miydi Z.C., "kuyruk sallamasa olur muydu bunlar"!
Polisinin, savcısının, hakiminin, doktorunun, karar mekanizmalarında yer alan tüm bürokratlarıyla bir bütün olarak devletinin genlerine işlemiş bu kadın düşmanı yaklaşım, bu kadını baştan cinsel meta olarak kodlayan tepeden tırnağa ahlaksızlık (ki "ahlak" adına sergilenen!) sözkonusu olduğu bu çürümüş ve kendisiyle birlikte toplumu da çürüten düzen varoldukça tecavüz de ezeli anlamını ebediyen sürdürecek.
Z.C.'nin kendisini yargılayan o hakimlere bıraktığı mektup bunun çıplak ifadesidir. Ve aynı zamanda bir çağrıdır. Bu zamanın ruhunu baştan başa yakıp yeniyi kurmaya davet eden bir çağrı...
Hakim Amca" diye başlayan o mektupta Z.C. şunları söylüyor:
Hâkim amca ben yaşadıklarımı utandığım için bir de polisler ve siz bana inanmıyor gibi davrandığınız, alay ettiğiniz için anlatamıyorum. Her erkeğin bana tecavüz edeceğini sanıyor, korkuyorum. Hakimsin bir daha bana bağırma. Beni azarlamayın. 15 yaşında 38 kilo bir kızım. Benim gücüm bu adama yetmez ki karşı koyup onu yeneyim. Polisler de siz de beni suçladınız. 'Neden karşı koymadın' diye. Bu adamın benim üç katım kilosu ve gücü var. Bir erkekle benim gücümü nasıl bir tutuyorsunuz.
SİZİ VİCDANINIZLA BAŞ BAŞA BIRAKIYORUM
Z.C. mektubunu şu sözlerle bitirdi: Canlı cenaze gibiydim. Tek düşündüğüm bir an önce ölmekti. İntihar edecektim, beceremedim. Bu son ifademdir. Bana inanmayan dalga geçer gibi davranan aşağılayan mahkemenize gelmeyeceğim. Sizi adalet ve vicdanınızla baş başa bırakıyorum.