Metal'de 60 gün dolarken...

Bakanlar Kurulu'nun 15 bin metal işçisinin grevine ilişkin "erteleme" süresi yarın doluyor

İŞÇİ SINIFI
Pazartesi, 30 Mart 2015 (11 yıl 5 ay önce)

Bakanlar Kurulu'nun MESS patronlarının emrini ikiletmeden "milli güvenliği tehdit" iddiasıyla aldığı "grev erteleme" kararında yasal süre yarın doluyor (31 Mart). Büyük bir heyecanla başlayan grevin hemen ertesi gününde yasaklanması karşısında esip gürlemek dışında kılını kıpırdatmayan, dahası varolan işçi öfkesini boşaltmakla mesai harcayan Birleşik Metal'den şu saate kadar tık yok.



 



Bu süre boyunca gözünü diktiği Danıştay'dan da ses seda çıkmış değil. "Grev erteleme" süresinin dolduğu bugün bile Birleşik Metal'in yaptığı tek açıklama "Bugün Danıştay kararını bekliyoruz. Yarından itibaren Yüksek Hakem Kurulu'nun da görev süresi başlayacak" oldu. Bir de ara ara Danıştay'a çatan, "aman adil davranın, patron ve hükümetlerin baskısında kalmayın" mealindeki mesajları...



 



Onun bu tutumu karşısında Türk Metal bile  "Grev dediysen arkasında duracaksın" diyecek kadar ileri gidebiliyor. 



 



Nitekim pratikleri de artık perdelenemeyecek kadar benzeşiyor... Mesela 60 gün boyunca Birleşik Metal'in yaptığı diğer şey de, patronlarla kapalı kapılar arkasında yaptığı özel görüşmeler oldu, tıpkı Türk Metal gibi... Eskiden bu görüşmelere işyeri temsilcileri de girebiliyorken, şimdi katılmaları engelleniyor. Sendika bürokratlarıyla tek tek patronların ne konuştukları, neye vardıkları konusunda kimsenin bilgisi yok.



 



Bu arada Ankara'da Danıştay önünde yapılan göstermelik eylemi de unutmamak gerekir.



 



Yasak kararından sonra "patronlar gerilimi üretim alanlarına taşıdılar, bundan sonrasını kendileri düşünsün" demiş olsa da buna uygun herhangi bir hamleyi bırakalım, dişe dokunur bir atraksiyon bile gerçekleşmedi.



 



Birleşik Metal'in bu pratiği işçi sınıfının gözünden kaçmış değil. Dahası işçi sınıfı özelde de metal işçisi artık eski işçi değil. Bu 60 günlük süre zarfında öfkesi yatıştırılmış olsa da en azından artık bir yerlere koyduğu Birleşik Metal'in bir Türk Metal ya da Çelik İş'le özde bir farklılık taşımadığını çok iyi biliyor, görüyor. Bu açıdan da sınıf içinde sezgisel olsa da güçlü bir ruhsal birliğin oluştuğu açık.



 



Metal işçisi buna rağmen halen Birleşik Metal'in iki dudağı arasından çıkacak sözlere bakıyor. Sendika bugün fiili grev dese ezici bir çoğunluğuyla o grevin bir parçası haline gelecek kadar da dayatılan sözleşmeye karşı net bir tutum içinde. Fakat bunu kendi içinde oluşturduğu doğal ruhsal birlikle yapacak durumda da değil. Asgari bir iç örgütlülük olmadığı için tepki ve arayışlar bir kanalda toplanamıyor. Bir araya gelip yapılacaklar üzerine konuşan işçiler de yollarını açacak bir irade oluşturamıyor.



 



Birleşik Metal'in grev yasağı karşısındaki tutumu işçi sınıfının önüne aşılması gereken eşiği/eşikleri net bir şeklide koymuş olsa da yılların edilgenliğiyle birlikte düşündüğümüzde bunun, şu anda bu eşiği yıkıp geçecek güçlü bir dinamiğe dönüşmesi çok da mümkün gözükmüyor.  



 



Şimdi ne olacak?



Birleşik Metal'in gözünü diktiği Danıştay bugün Bakanlar Kurulu kararıyla ilgili olarak yürütmeyi durdurma kararı vermezse metal grevi diye bir şey sözkonusu olmayacak. Yani fiili yasak kararı yargı tarafından da onaylanıp, yasalaşmış olacak. Bu aşamadan sonra işçi sınıfının önünde yine 2 seçenek olacak: Ya fiili meşru mücadeleyle önündeki barikatları aşacak ya da Yüksek Hakem Kurulu'nun yazdığı sözleşmeye (ki bu kuruldan nasıl bir sözleşme çıkacağı malum) boyun eğecek.



 



Birleşik Metal'in başka bir yol izlemeyeceği, YHK'na amenna diyeceğiyse dünden belli.