Teknik Yapı'da işçiler kazandı!

Teknik Yapı'nın Tuzla'daki sitelerinde çalışan taşeron temizlik işçileri gaspedilen ücretlerini direnerek aldılar

İŞÇİ SINIFI
Cuma, 3 Nisan 2015 (11 yıl 4 ay önce)

Teknik Yapı A.Ş pekçok site yapmış bir şirket. İçinde insanların yaşadığı bu sitelerin nasıl bir emek üzerinden yükseldiğini, o villaların-köşklerin kaç kişinin gaspedilen alın terleriyle o şatafata kavuştuğu ve bu emeklerin sahiplerinin haklarının peşine düşmemeleri için patronlar tarafından hangi yöntemlerle sindirildiklerini/sindirilmeye çalışıldıklarını hiç düşündünüz mü?



 



Bu sitelerde kaba temizlik diye adlandırılan ve insanın canını çıkaracak derecede yorucu, ağır işleri yapan on iki işçi de bu işçi bölüklerinden birine mensup. Oldukça yorucu olan bu işin asıl kahramanları da kadın işçiler. Hani boyacının badana-boya yaparken fırçalarından yerlere dökülen, camlara sıçrayan o boyaları temizlemek, evi  pırıl pırıl etmek ve bilmem kaç milyar para dökerek satın alan sahiplerine teslim edecek hale getiren işçiler bunlar.



 



 



 



İşte bu işi yapan ve çoğunluğu kadınlardan oluşan (dokuzu) on iki işçi, son bir haftadır sürdürdükleri eylemleriyle gaspedilen ücretlerini koparıp alamayınca dün İnşaat İş Sendikası'yla ilişkilendiler.  



 



Teknik Yapı'nın Aydıntepe/ Tuzla 1’deki Evro Evleri'nin bu temizliğini yapan on iki işçi tam 5 aydır ücretlerini alamayınca eyleme geçmişlerdi. Sendikayla bağlantıya geçmeden önce kendi inisiyatifleriyle oldukça militan eylemler yapmışlardı. Bu eylemlerin esas dinamiğiniyse gözüpek kadın işçiler oluşturuyordu.



 





 



İnşaatta aynı hikaye! 



10 Kasım'da Teknik Yapı A.Ş’nin alt taşeronu olan Global Temizlik ve Mert Temizlik şirketlerinde işe başlayan işçiler, Mart ayında işi bitiriyorlar ve o günden bugüne de tam 5 ay boyunca ücret alamıyorlar. Bu durumla ilgili olarak hem bağlı oldukları taşerona hem de ana firma olan Teknik Yapı patronlarına defalarca başvuruyorlar. Bu oyalama politikalarıyla üç gün öncesine kadar gelmişler.



 



"Gel- git, gel-git" diyor kadın işçilerden biri "nereye kadar?" diye soruyor... "Kaç aydır verdiğimiz yol parası dünya kadar. Nerden buluruz, ne yeriz diye düşünmezler. Ancak 'git- gel, git- gel halledeceğiz, az sabır' derler. Bizde artık sabır falan kalmadı"şeklinde özetliyor durumu. Üstelik alacakları da öyle milyarlar falan değil.



 



Bu işçiler, özellikle kadınlar üç gündür eylem halindeler. İlk gün üç kişi olarak gidip firmanın önünde beklemeye başlamışlar. Patron temsilcisiyle konuşmaya, alacaklarını ödemezlerse daha etkin eylemlere başlayacaklarını söylemeye çalışmışlar, ama duyan, ciddiye alan olmamış. O gün beklemişler, beklemişler sonra evlerine dönmüşler. İkinci gün yani önceki gün farklı bir eylem yapmaya karar vermişler. Bunun için akşamdan diğer dokuz işçiyi de arayıp, çağırmışlar. Şirketin önünde buluşan işçilerden biri, "Bu iş böyle olmayacak. İki-üç kişi olunca güçleri yetiyor, biz de hep beraber hareket eldim" deyince önerisi hepsi tarafından kabul edilmiş. 



 





 



İçlerinden bir grup özel güvenlikçileri oyalarken, diğer grup da içeriye girip çatıya çıkmış ve ücretleri ödenmezse inmeyeceklerini söylemişler. Tabii bütün patronlar, amirler, müdürler, ÖGB’ler toplanmışlar ama indirememişler. Kadın işçileri çatıdan indirmek için önce duygu sömürüsü yapmışlar. Bunun kar etmediğini anlayınca da polis çağırmışlar.



 



İşçiler, "Ne el kaldı, ne tırnak, tırnağımızı bile kesmeyi unuttuk" diyorlar. Bize gösterdikleri siteler gökdelen gibi, çok yüksek...



 



Koşullarını, "O camları biz siliyoruz, her an düşme tehlikemiz var, can güvenliğimiz yok. Bir temizlik malzemesi alıyorlar, 100 liralık. Bununla bütün binayı bitirmemizi istiyorlar. Hasta olsak, bir gün işe gelmesek ücretimizi kesiyorlar. Ne sigortamız, ne bir şeyimiz... Kimimiz gündelik hesabı, kimimiz aylıkçı olarak çalışıyoruz. Üstelik herkese ayrı ücret söylüyorlar, ama aynı işi yapıyoruz" sözleriyle anlatan işçiler "yeter artık!" diyorlar.



 



Bu gerçekle kararlı hale gelen işçiler o gün çatıdan inmemişler, polisler zorla zorla indirip karakola götürmüş. İfadeleri alınan işçilerin hepsi patrondan davacı olmuş. 



 



Akşam geç saatte evlerine yalnız gitmek zorunda kalan kadın işçiler, daha sonra patronlarının arayıp kendilerine ağza alınmayacak küfürler ederek, "Ne oldu şimdi aldınız mı paranızı? Nah alırsınız!" diyerek hakarette bulunduklarını anlatıyorlar.



 



"Biz bunun hesabını sormaz mıyız?!"



"Biz bunun hesabını sormaz mıyız!" diyen kadın işçiler, bunun üzerine önceki akşam İnşaat İş Sendikası'na ulaşarak yaşadıklarını anlatmışlar. Dün de İnşaat İşçileri Sendika temsilcisiyle birlikte kadınların çalıştığı firmanın da bulunduğu sitelerin önüne beraber gittiler.



 



Evro Evleri Tuzla 1 Siteleri'nin de bulunduğu yere gidildiğinde kadınların geldiğini gören ÖGB hemen telsizlerle şirket yetkilisini aradı. Bu arada kadınlar yetkili ile görüşmek için içeri girmeye çalıştı. Ancak ÖGB etten duvar örmekte gecikmedi.



 





 



Olayı görüntüleyen Alınteri muhabirine doğru tepki gösteren ÖGB’ler, çekemeyeceğini, basın kartı olup olmadığını sorup, basın kartı göstermesini istediler. Ancak muhabirimiz işini yaptığını, buna engel olmaya hakları olmadığını, görevlerinin basın kartı sormak olmadığını ve onların kendi işne bakmasını, kendisini engelleyemeyeceklerini söyledi. ÖGB muhabirimizi polis çağırmakla engelleyecekmiş gibi polis çağırmakla tehdit etti. Bu sırada gelen şirket yetkilisi de işçilerle ve sendika yetkilisiyle konuşuyordu. Bu sefer de o, Alınteri muhabirine insani hakkını ihlal ettiğini söyleyerek, kendisinin görüntüsünü alamayacağını, basın kartını göstermesini istediğini saldırganlaşarak ifade etti. Fakat bu da görüntü alınmasını engelleyemeyince "rica ediyorum" demeye başladı.



 



İşçilere ve sendika temsilcisine dönerek "bu basın falan değil başka bir şey" diye demagoji yapmaya kalkınca sendika temsilcisi de, görüntü almanın olayın kanıtı olduğunu ve söylediği hiçbir şeyi inkar edememesi için gerekli olduğunu, muhabir arkadaşın görevini yaptığını ve buna hakkı olduğunu anlattı.



 



"Ödeme yapılıncaya kadar buradayız, gitmiyoruz"



Yetkili kadın işçilere, "Size avukatlar görüşüp halledecekler demedik mi?" diye çıkışmaya başlayınca, İnşaat İşçileri Sendikası temsilcisi de, "Arkadaşlar bizi aradılar, bundan sonra bizimle hareket edecekler. Siz kadın işçilerin ücretlerini vermemişsiniz, biz de almaya geldik. Biz hiç bir konfederasyona bağlı değiliz, inşaat işçilerinin kurduğu bir sendikayız.  Yasaları da biliriz, işçilerin hakkının nasıl alınacağını da biliriz. Yasalara göre birinci derecede asıl işveren bu işçilerin haklarını vermekle sorumludur. Size bağlı taşeron kaçmış olabilir, iflas etmiş olabilir, bu bizi bağlamaz!.. Yasalar diyor ki taşeron ödemiyorsa asıl işveren ödemek zorundadır. Bu nedenle siz bu işi çözmek zorundasınız. Biz de sorunun çözümü için işçilerin yanındayız. İşçiler 'hakkımızı alana kadar buradayız' derlerse işte buraya otururuz! Bizi bir Allahın kulu kaldıramaz, ya vereceksiniz ya vereceksiniz başka yolu yok! Eğer işçiler 'ne zaman verirlerse o zaman alırız' derlerse biz gideriz. İşçinin kararı bizim için önemlidir" yanıtını verdi.



 



Sendika temsilcisi bunları söyleyince işçiler de ücretleri ödenmeden gitmeyeceklerini söylediler. Bunun üzerine sendika temsilcisi de "O zaman biz de ödeme yapılıncaya kadar buradayız, gitmiyoruz" dedi.



 



Hep aynı duygu sömürüsü!



Bu konuşma üzeride şirket temsilcisi kadın işçilere, elden bırakmadığı duygu sömürüsüyle birlikte patronlarına telefon edip bilgi vereceğini ve geri döneceğini söyledi.



 



İşçilerin normal çalışma yaşamı içindeki hakları olan yemek, çay gibi imkanları kendi inisiyatifiyle sağladığını, karınlarını doyurup, çay içmelerine olanak sağladığını adeta işçilere karşı silah olarak kullanmaya kalktı. Bunu yapmaya başlayınca Alınteri muhabiri de, "Bunlar zaten çalışan işçilerin temel haklarıdır. Yemek, çay, sigorta, yol... bunlar zaten olması gerekendir. Sen ne duygu sömürüsü yapmaya kalkıyorsun, bu kadınlar keyfinden mi çatı başlarına çıkıp ölümü göze alıyorlar. Kaç aydır süründürdüğünüzü görmüyorsunuz da verdiniz yemeği, çayı mı söylüyorsunuz. Bunları söyleyeceğinize ücretlerini ödeyin, almadan gitmeyeceğiz diyorlar duymuyor musunuz?" diye olaya müdahale etti.



 



Kadın işçiler de bu sözlere katılarak, "ya paramızı getirirsiniz ya da burada bekliyoruz, gitmiyoruz" dediler.



 



Şirket temsilcisi sendika temsilcisine de ast-üst muhabbeti yapmaya kalktı. O da, kendi içlerinde böyle bir sorunun sözkonusu olmadığını belirterek, "buraya geldiysem karar yetkim vardır. Biz bir şirket değil işçi sendikasıyız, işçiler devam derlerse biz buraya otururuz hiç kimse de kaldıramaz, sorun çözülünceye kadar" dedi.



 



Daha fazla oyalayamadılar! 



Tüm bu olup bitenlerden sonra telefonda patronlarıyla görüşen şirket temsilcisi, paranın öğleden sonra saat 15:00’de ödeneceğini söyledi.



 





Bunun üzerine oradan ayrılarak Tuzla Gemi önünde direnişe başlayan Eyüp Ayan’ın yanına gidildi, direnişe destek verildi. Saat 15:00’de tekrar firma önüne gelindi biraz bekletildikten sonra işçilerin ücretleri tek tek çağrılarak ödenmeye başlandı.



 



ÖGB yine etten duvar oluşturdu. Sabah saatlerinde yaşanan gerilim üzerine patronların çağırdığı sivil polisler de "Ya 150 liranız yok mu, bir dosya parası... Burada böyle rezil olana kadar dava açın davayı. Hem de gidin işinize bakın" demagojisi yapmaya kalkışsalar da işçiler buna aldırış bile etmedi.



 



Hep de ödeme yapmış oluyorlar! 



Tek tek çağırarak ödeme yapmaya başlayan şirket temsilcisi kadınların bulunduğu yere gelerek kendilerine bağlı Global Temizlik şirketinin ödemesi gereken parayı cebinden verdiğini, ancak Mert Temizlik'in ödemeleri yaptığını ve işçilerin yapılan ödemeyi tekrar talep ettiğini söylediğini aktardı. Hatta Mert'in "ben ödemeyi yaptım ama size karşı mahcup olmamak için 10 Nisan'da belgelerimle geleceğim ve halen ısrar ederlerse talep ettikleri ödemeyi yapacağım" dediğini aktardı.



 





 



İşçiler bu aktarıma itiraz ederek kendilerine ödeme yapılmadığında, dört arkadaşlarının Mert'ten toplam 1400 lira alacaklarının olduğunda ısrar ettiler.



 



Tartışmalardan sonra sonuç olarak 10 Nisan tarihinde tekrar oraya gelme kararı verildi.



 



Sendika temsilcisiyse "biz Mert'in ne dediğine değil, işçilerin beyanına bakarız. Ama Mert elimde evraklar var diyorsa 10 Nisan'da getirsin hep birlikte bakalım. Ama ödemeden kaçınırsa da muhatabımız Mert olmaz, Teknik Yapı olur" diyerek yaklaşımlarını belirtti.



 



Tüm bunlardan sonra şirket temsilcisi aniden kadınların hepsini geri çağırdı. Sonradan öğrendik ki kadınlar oraya gittiklerinde kapıyı kilitlemeye çalışarak sendikaya nasıl ulaştıklarını sormuş. "o dışarıdaki sizin yanınıza gelenlere nasıl ulaştınız, onlar kim? Size servis çağıralım onların yanına gitmeden evinize gidin" diye baskı yapmış. Bu sırada sivil polisler de içerde yemek yerlermiş...



 





 



Sonuç itibariyle kadın işçiler direnerek ücretlerini aldılar.  İnşaat işçileri Sendikasına ve Alınteri gazetesine de yanlarında oldukları için teşekkür ettiler. Oradan ayrılırken, "siz bugün burada olmasaydınız biz alacaklarımızı alamazdık, çok sağolun" dediler.



 



İşçiler sendikayla birlikte 10 Nisan'da bir kez daha Teknik Yapı'nın önünde olacaklar...