İÜ'nde pervasız ihlal!

Cumhurbaşkanı İÜ'ndeki rektörlük seçimlerinde en yüksek oyu alan Prof.Dr. Raşit Tükel yerine Mahmut Ak'ı atadı!

GÜNCEL
Cuma, 3 Nisan 2015 (11 yıl 6 ay önce)

Burjuva hükümetin üniversitedeki neoliberal dönüşümü tamamlamak ve buna kendi ideolojisi doğrultusunda içerik kazandırmak için giriştiği saldırıların en önemli ayaklarından birini de kadrolaşma oluşturuyor. Yapılan seçimlerde en yüksek oyu alan rektör adayları yerine cumhurbaşkanının tepeden atadığı adayların rektör olması örneklerine son yıllarda sıkça rastlıyoruz.



 



Bunun son örneği de kısa süre önce İstanbul Üniversitesi'nde yapılan rektörlük seçimlerinde yaşandı. Önce oylamada en yüksek oyu alan Prof.Dr. Raşit Tükel (1202 oy), YÖK tarafından Cumhurbaşkanı'na sunulan listede ikinci sırada yer aldı.



 



Bu tutum üzerine gerek öğrenciler gerekse akademisyenler ve demokratik kamuoyu çeşitli biçimlerde tepkiler gösterdi. Geniş bir imza kampanyası başlatıldı, basın açıklamaları yapıldı, öğrenciler protesto eylemleriyle tepkilerini ifade ettiler.



 



Fakat buna rağmen  Cumhurbaşkanı dün seçimi kazanan Raşit Tükel yerine seçimde ikinci olan Mahmut Ak’ı (908 oy) atayarak pervasızlığı tırmandırdı!



 



Her açıdan aleni bir ihlal ve pervasız bir saldırı anlamına gelen bu kararla ilgili olarak Prof. Dr. Raşit Tükel bugün İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı, Şükrü Aksel Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuştu.



 



Tükel burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:



 




‘Bağımsız davranamıyorsunuz, özerk olamıyorsunuz’



“Zaten 2547 sayılı 12 Eylül’ün tanımladığı yasayla ortaya konulan yüksek öğretim kurulu ve yüksek öğretim yasası anti-demokratik bir yasa. Üniversiteyi devletin kontrolüne almak amacıyla yapılmış bir yasa. Aynı zamanda akademik özgürlükleri daraltan bir yasa. Bunun örneklerini de seçim süreçlerinde görüyoruz.



 



“Siz eğer bir iktidara bağımlı olarak seçiliyorsanız, daha doğrusu atanıyorsanız, onun dışında var olamıyorsunuz, bağımsız davranamıyorsunuz, özerk olamıyorsunuz. O yüzden seçimlere özel bir önem verdik. Seçimden sonraki oylarımızın takipçisi olacağımızı sözünü verdik.



 



“Bu seçim 12 Mart’ta sonuçlandığında en yüksek oyu aldığım en yakın adayla aramda yaklaşık 300 oy fark olduğu ortaya çıktı. Ve bunun arkasından YÖK’ün sıralamasını bekledik. Ama bunu beklerken de oylarımıza sahip çıkacağız, takipçisi olacağız sözümüzde durarak bekledik. 20 Mart’ta YÖK açıklamasını yaptı. Sıralamayı değiştirmişti. Biz gerekçesini sorduk. Fakat yanıt alamadık. Eş zamanlı seçim yapılan birçok üniversitede de benzer sorunlar var.



 



‘Bir seçim niye yapılır?’



“Bir seçimin sonucuna bağlı kalmayacaksınız, bir seçim niye yapılır? Sandığın iradesine oy verenlerin iradesine bağlı bir karar almayacaksanız, bir atama yapmayacaksanız, seçimi niye yaparsınız? Hangi gerekçeyle sıralamayı değiştirirsiniz? Biz bu soruları sorduk. Ve 25 Mart’ta da geniş bir katılımla, İstanbul Üniversitesi Beyazıt Meydanı’nda bu görüşlerimiz kamuoyu ile paylaştık.



 



“Tüm bu sürecin sonunda yani dün, Cumhurbaşkanlığı tarafından ikinci sırada olan 300 oy gibi yüksek bir oyla geride olan adayın rektör olarak atandığı bilgisini aldık. Sandığın iradesinin bir kez daha yok sayıldığı, şu ana kadar sadece oy verenlerin değil, bütün üniversite bileşenlerinin tüm duyarlı bizi destekleyen kamuoyunun beklentisine sandığın iradesine bir saldırı olarak bunu değerlendirdik.



 



“Burada da bunu bir kez daha ifade ediyoruz. Üniversitemiz yalnız değil. Bu süreçte bunu hissettik. Üniversiteler yalnız değil. Bundan sonraki süreçte bu mücadeleyi yükseltmemiz önümüzdeki görev."



 



“Bütün üniversitelerin akademik, özgür, demokratik katılımcı kurumlar olması için çalışmalarımızı her koşulda sürdürmemiz, önümüzdeki görev olarak duruyor. İkinci sırada olduğu için, seçilmemiş olan bir adayın rektör olarak atanmasını meşru olarak kabul etmeyeceğimizi bir kez daha burada sizlerle paylaşıyoruz.”