1 Mayıs’ın anlamı Taksim’e çıkmakta, saldırı hazırlıklarını boşa çıkaracağımızı göstermekte somutlaşmaktadır
1 Mayıs’a günler kaldı. Bu 1 Mayıs, işçi sınıfı ve emekçiler, ezilen Kürt halkı, baskı ve inkâr politikalarının muhatabı olan tüm kesimler açısından tarihsel anlamlar taşıyor. Aslında her 1 Mayıs böyledir. Çünkü o, işçi sınıfıyla burjuvazinin güçlerini sınadıkları, birbirlerinin nabızlarını ölçtükleri bir gündür. Sonraki günlerin planları buradan alınan nabza göre belirlenir. Boşluklar, güçlü yanlar, öne çıkan dinamikler, geriye çeken iç zayıflıklar o gün alanlarda ortaya çıkan tablonun alt okumaları içinden belirlenir.
Fakat ona atfedilen “tarihsel anlamlar”, bugünkü gibi bıçak sırtı dönemlerde daha fazla önem kazanır, daha fazla böyle olur. Bugünün neden bıçak sırtı bir dönem olduğunun anlaşılması ve 1 Mayıs’ın bu nesnel zemin içerisinden sahiplenilmesi her şeyden önce işçi sınıfı için kaçınılmazdır.
1 Mayıs’ı, grev hakkımızın yasaklanmasıyla karşılıyoruz!
Sendikalaşma çabalarının kıyım saldırılarıyla yanıtlanmasının artık rutin bir gerçeğe dönüşmüş olmasıyla…
Giderek kitlesel bir kırıma dönüşen iş cinayetlerinin sınıfın bütünü açısından büyüyen bir onur sorunu haline gelmesinin gölgesinde giriyoruz bu 1 Mayıs’a! Soma’da, Ermenek’te, Yalvaç’ta, şantiyelerde, tersanelerde, metal atölyelerinde,… yüzer yüzer, onar onar katledilen sınıf kardeşlerimizin devasa bir listeye dönüşmüş isimlerinin, hikayelerinin ağırlığı altında… Bu liste sadece varolan vahşi sömürü cehennemini ifade etmiyor! Kolektif bir duruşla uzamasını engellemediğimiz, bu sömürü çarkına sınıfın çomağını sokmadığımız zaman aslında hemen hepimizin geleceğinin ölümle özdeş olduğunu hatırlatıyor.
Bu 1 Mayıs’a, varolan kuralsız vahşi sömürü koşullarının en karanlık biçimlerle derinleştirilmesi çabalarıyla giriyoruz. Kuralsızlık, güvencesizlik, esneklik denilen burkacın; yaygınlaşması için yasal bir zemine kavuşturulan taşeronluk ve kiralık işçi bürolarıyla daha bir sıkılaştırılması, bizi ezecek bir düzeye ulaştırılması çabaları ve düzenlemeleriyle karşılıyoruz onu…
Elimizdeki son kırıntı olan kıdem tazminatının gaspedilmesi çabalarının daha pervasızca dile getirilmesiyle…
Tüm bunlara kentlerin, yaşam alanlarımızın, doğamızın sermayenin vahşi iştahını doyurmak için talana ve ranta açılmasında vites büyütülecek bir eşikte olduğumuzu eklemeliyiz!
Savaş bilançolarını andırırcasına katlanan kadın cinayetlerini, bu cinayetlerin arkasındaki toplumsal krizi ve bu krizi her an derinleştiren gerici/saldırgan politikaları...
Kirli/karanlık bölgesel politikaların toplumsal ilişkilerde yarattığı gerilimin, patlama dinamiklerinin, yarın hepimizin yaşamlarını cehenneme döndürecek sonuçlarının, tepemizde salınmasıyla giriyoruz bu 1 Mayıs’a!..
Kürt halkının Rojava devrimiyle elde ettiği bölgesel prestijin-gücün ezilmesi için IŞİD çetelerini her türlü araçla destekleyen burjuvazi ve devletinin yarın neler yapabileceğini, hangi kanlı/karanlık planlar kurduğunu bilerek karşılıyoruz bu 1 Mayıs’ı!..
Emperyalist kapitalist güçler arasındaki hegemonya ve güç mücadelesinin bölgedeki gerici ittifaklarıyla birleşerek oluşturdukları cehennemin, yarın daha yakıcı bir soluğa dönüşeceği gerçeğinin giderek büyüyen gölgesiyle…
Tüm bu saldırıların burjuvazinin yaşadığı ekonomik-siyasal-kültürel-ideolojik, kısacası kapsamlı krizle doğrudan ilişkili oldukları açık. Burjuvazinin bu kapsamlı krizi daha vahşi bir saldırganlıkla denetim altında tutmaya çalıştığı ortada. Bizim biriken ve her an çeşitli biçimlerde patlayan ve fakat örgütsüz olduğu için somut bir güce dönüşemeyen öfkemizin yarın zincirinden boşalacağı korkusuyla içiçe geçiyor saldırı hazırlıkları.
Bıçak sırtı bir dönemin en somut ifadesi, bize karşı hazırlanan iç güvenlik saldırısında somutlaşıyor. Burjuva devletin, azami egemenlik anlayışıyla daha katı bir merkeziyetçiliğe kavuşturulma çabalarında…
Buraya sığdıramayacağımız sayısız nedenle bu 1 Mayıs bıçak sırtı bir niteliktedir. Kentlerin dışına sürülmek istenen bize, o kentlerin meydanları bu 1 Mayıs’ta da kapatılmak isteniyor. Taksim yine yasak deniliyor. Yasalaşan iç güvenlik saldırısıyla bu yasak içiçe geçirilerek yaşamımız tam bir hücreye dönüştürülmek isteniyor. Bu 1 Mayıs’ta bu hücreyi yıkacağımızı gösteremezsek, yarın o duvarlar gökyüzünü göremeyeceğimiz kadar yükselecek. O duvarların yıkılması için verilecek ilk sınavsa Taksim’in, meydanlarımızın bizim olduğunu göstermekle başlayacak!
Tüm tarihsel anlamlarıyla bıçak sırtı bir dönemin ve bıçak sırtı bir 1 Mayıs’ın anlamı; Taksim’e çıkmakta, o baskı yasalarını, saldırı hazırlıklarını boşa çıkaracağımızı bu ısrar içinden göstermekte somutlaşmaktadır!
[Alınteri'nin 6 Nisan tarihli sayısının manşetidir]