Grev yasağından sonra

Birleşik Metal’in grev yasağı karşısındaki tutumu işçi sınıfının önündeki aşılması gereken eşikleri gösteriyor

İŞÇİ SINIFI
Salı, 7 Nisan 2015 (11 yıl 4 ay önce)

Bakanlar Kurulu’nun MESS patronlarının emrini ikiletmeden “milli güvenliği tehdit” iddiasıyla aldığı “grev erteleme” kararında yasal süre 31 Mart’ta doldu. Büyük bir heyecanla başlayan grevin hemen ertesi gününde yasaklanması karşısında esip gürlemek dışında kılını kıpırdatmayan, dahası varolan işçi öfkesini boşaltmakla mesai harcayan Birleşik Metal (BMİS)’den şu saate kadar tık yok.



 



Bu süre boyunca gözünü diktiği Danıştay’dan da ses seda çıkmadı. Aradan geçen günlere rağmen Danıştay yürütmeyi durdurma konusunda karar vermeyerek, işçilerin itiraz hakkını da engellemiş oldu. Danıştay’ın bu tutumuyla aslında grev hakkı yasal olarak da gasp edilmiş oldu.



 



Birleşik Metal ise bu tablo karşısında ahkam kesmeye devam ederek Yüksek Hakem Kurulu’na başvurdu. Buradan çıkacak sözleşmenin Türk Metal ve Çelik İş’in yaptığı sözleşmelerden farklı olmayacağıysa malum.



 



BMİS’e göre “grev yasağına karşı uzun soluklu ve zorlu mücadele gerekiyormuş”! Bu arada sık sık “biz bazı işyerlerinde zaten sözleşme yaptık” ya da “MESS içindeki rahatsızlık da büyük” gibi laflar ederek işçi sınıfının tarihsel bedellerle kazandığı bir hakkın fiilen ve resmen gasp edilmiş olmasındaki rolünün üstünü kapatmaktaki pişkinliğini de sürdürüyor.



 





 



Grev yasaklandıktan sonraki 60 gün boyunca Birleşik Metal’in yaptığı en önemli şey, patronlarla kapalı kapılar arkasında yaptığı özel görüşmeler oldu, tıpkı Türk Metal gibi…



 



Eskiden bu görüşmelere işyeri temsilcileri de girebiliyorken, şimdi katılmaları engelleniyor. Sendika bürokratlarıyla tek tek patronların ne konuştukları, neye vardıkları konusunda kimsenin bilgisi yok.



 



Birleşik Metal’in bu pratiği işçi sınıfının gözünden kaçmış değil. Dahası işçi sınıfı özelde de metal işçisi artık eski işçi değil. Bu 60 günlük süre zarfında öfkesi yatıştırılmış olsa da en azından artık bir yerlere koyduğu Birleşik Metal’in bir Türk Metal ya da Çelik İş’le özde bir farklılık taşımadığını çok iyi biliyor, görüyor. Bu açıdan da sınıf içinde sezgisel olsa da güçlü bir ruhsal birliğin oluştuğu açık.



 





 



Fakat asgari bir iç örgütlülük olmadığı için tepki ve arayışlar bir kanalda toplanamıyor. Birleşik Metal’in grev yasağı karşısındaki tutumu işçi sınıfının önüne aşılması gereken eşiği/eşikleri net bir şeklilde koymuş olsa da yılların edilgenliğiyle birlikte düşündüğümüzde bunun şu anda bu eşiği yıkıp geçecek güçlü bir dinamiğe dönüşmesi çok da mümkün gözükmüyor.



 



[Alınteri'nin 6 Nisan tarihli 10. sayısından alınmıştır]