İktidarın araçlarla oyunu

Amasya E Tipi’nde tutsak olan Süleyman Kızmaz’dan mektup var

GÜNCEL
Salı, 7 Nisan 2015 (11 yıl 6 ay önce)

İktidar, mutlak bir güce ulaşma arayışındaki şişmiş egonun ebedi istemlerinin ifadesidir. Bu bağlamda sınırı yoktur, ezel-ebed'tir. Kayıtsız-şartsız üstünlük kabul ettirmek ister. Ataerkil bir aile sisteminde babada somutlaşacağı gibi, toplumdaki herhangi bir bireyde de somutlaşabilir. Bir yönetim sisteminde veya bir yönetimdeki “tek adam”da da hayat bulabilir. Özcesi, mikro ve makro ölçeklerdeki tüm insan doğası yaratımlarda boşluk, sızıntı, çatlak buldu mu oraya yerleşme, orada ur gibi büyüme, kanser hücresi gibi çoğalma eğilimindedir.



 



Amaç-araç ilişkisinde pragmatist bir yaklaşımı esas alır. Araç amaçlarına hizmet ettikçe değerlidir. Araç, amaç olan iktidarı büyüttükçe önemsenir, yoksa yeri geldiğinde daha önce dört kolla sarıldığı yol, yöntem ve araçları da geri plana atabilir, görmezden gelebilir, inkar edebilir.



 



İktidarda varılmak istenen amaç ahlaki olmadığından aracında ahlaki boyutu aranmaz. Bir nevi amaca götüren her yol mübahtır onun için. Ahlaksal hiçbir nüve taşımadığından toplumsal bir kaygı gütmez, hatta toplumun değer yargıların, gözünü bile kırpmadan amaçlarına kurban verebilir.



 



İktidar, tatminsizlik ve duyumsuzluk duygularının barındırdığından biriktirildikçe biriktirilmek istenir. Bu biriktirmenin sınırsızlığına etki eden sadece bu iki etkenin yarattığı boşluk duygusu değildir, aynı zamanda iktidarının elden gidebileceği korkusuyla onu güvenceye alma uğraşıdır.



 



İktidarın kendini topluma kabul ettirme, varlığını hisettirme veya daha çok birey üzerinde etkili kılma amacıyla kullandığı yollardan biri de şatafat-gösteriştir. Bu yöntemi yeri geldiğinde ''ötekileri'' korkutarak sindirmek için kullanır. Örneğin, çok büyük ve ürkütücü tarzda zindanlar yaparak kendisine karşı işlenen “suçun” cezasını herkesin gözüne sokmaya çalışır. Ya da bireylerin kendisine hayranlık duymasını sağlamak için koca koca gökdelenler, oda sayısı binleri aşan saraylar inşa eder. Bu gösteriş sadece nesnel araçlarda ön plana çıkmaz, iktidar sahiplerin tavır, hal ve hareketlerine, konuşma üslubuna, dile, mimiklere de yansır. Sert, baskıcı bir ses tonu ve bencilliğin içerilmiş olduğu bir üslup göze çarpar.



 





 



Kavramlar, insan zihniyetinin, bilincinin gelişiminde devrimsel bir öneme sahiptir. Tek bir kavrama; yüzlerce kelimeyle, onlarca cümleyle ifade edilebilecek bir anlam yüklenebileceği gibi çok farklı duygularda içselleştirilebilir. İktidar da kavramlardaki bu gücün farkındadır. Yeri geldiğinde kavramları çarpıtmaya, ağzına gelenek etmiş gibi sürekli kullanarak onları aşındırmaya, sıradanlaştırmaya, algı yönetme-yönlendirmelerine, gündem saptırma oyunlarına katılabilir.



 



İktidarların bu kavram oyunlarına birkaç örnek vermek gerekirse; özgürlük, demokrasi, yönetim, politika, ekonomi, adalet kavramlarını nasıl özünden kopardığı, çarpıklaştırdığı etimolojik kökenleri araştırıldığında görebilmektedir. Medya, kitle iletişim araçları ve teknolojik gelişmelerin toplumsal yaşamdaki önemi, geçmişe (toplumsal belleği canlı tutma rolüyle), bugüne, geleceğe muazam etkisi inkar edilemez. Ama bu gelişmeleri araç-amaç ilişkisine vurduğumuzda önemli olan bunların hangi amaca hizmet ettiğidir. Toplumsal devrime, evrime pozitif bir katkı mı sunuyorlar yoksa olumsuz bir rol mu oynuyorlar? İktidarın bu araçları nasıl sahiplenmeye çalıştığı hatta tekeline, havuzuna almaya çalıştığı, çoğunluğun “azınlıkta” bulunan iktidar sahiplerinin kirli emellerini görmesine engellemek için kullanıldığı biliniyor. Bunlara karşıt olarak bu araçlar doğru, ahlaki ve politik amaçlar ekseninde kullanıldığında iktidarın gerçek yüzünü teşhir, deşifre ettiği de ortadadır.



 



Süleyman Kızmaz



E tipi C.İ.K D-5



AMASYA



Slav u Rezen Şoreşger (Devrimci selamlar)