'Ötmeyecek iç çamaşırlar giyin!'

Bakırköy Başsavcıvekili kadın avukatlara, 'siz de ötmeyecek iç çamaşırları giyin' diye buyurdu

GÜNCEL
Perşembe, 9 Nisan 2015 (11 yıl 6 ay önce)

Yürütme erkinin yasama ve yargı erkelerini katı bir merkeziyetçilik temelinde kendisine bağladığı Türkiye'de, yargı da savunma mekanizmasını tamamen işlevsizleştirecek karar ve adımlarla yeniden şekilleniyor.



 



Burjuvazi ve devletinin egemenlik ve denetimi  katı şekilde merkezileştirmesi yönelimi, eline fırsat geçtiğinde adeta vites büyütüyor. Bunlardan biri de savunma kurumunun anlamıyla tezatlık oluşturacak, onu "herhangileştirecek" son arama dayatmalarıdır. Mevcut yasalarda savunma kurumunun tanımlanmış hakları vardır. Türkiye gibi faşist zorbalığın -dönem dönem gevşese de- hüküm sürdüğü ülkelerde bu haklar da buna paralel olarak gasp edilmiş ya da genişlemiştir.



 



Bugünse karşımızda savunma kurumunu baştan "tehlike" olarak kodlayıp buna uygun önlem ve mekanizmalar geliştiren bir tutum var. Çağlayan Adliyesi'nde yaşanan rehin eylemini kan dökerek gözdağı verme aracına dönüştüren rejim, hemen arkasından bu sefer de avukatları bu gelişmeyle ilişkilendirerek, üst aramaları dayatmaya girişti.



 



Azımsanmayacak düzeyde ilerici-demokrat dinamikler taşıyan avukatlar, örgütleri üzerinden bu tutuma net bir tavır aldılar. Adliye girişleri eylem alanlarına dönüştü, dayatmanın kabul edilmeyeceği geliştirilen tepkilerle dile getirildi. Bu kitlesel tutum, burjuva devletin manipülasyonlarını olduğu kadar, dayatmak istediği kuralları da büyük oranda işlevsizleştirdi.



 



Fakat bu dayatmalardan vaz geçilmiş değil. Dahası bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İstanbul Barosu Başkanı'nı hedef gösterirken aynı zamanda Baro'nun şu anki yapısından memnuniyetsizliğini de ele veren açıklamaları, önümüzdeki günlerde pekçok alanda olduğu gibi bu alanda da kapsamlı saldırılarla karşı karşıya kalacağımızın ilanı oldu.



 



Bugün basına yansıyan bir haberse avukatın yargılananla eş görüldüğünün en pişkin ifadesi oldu. Habere göre Bakırköy Adliyesi'nde savcılık avukatlara adliyeye girebilmeleri için  hem duyarlı kapıdan hem de x-ray cihazından geçmelerini dayattı. Bu dayatmaları kabul etmeyen avukatlardan Leyla Han Tüzel, Başsavcıvekili Ömer Faruk Aydıner'le yaptığı görüşmede, duyarlı kapının hassasiyet oranının ayarlanmaması halinde “iç çamaşırına bile öteceği” uyarısı yaptı. Savcının kendisine söylediğiyse "O zaman ötmeyecek iç çamaşırı giyersiniz" oldu!



 



Bu dayatmaya itiraz eden Av. Yeşinil Yeşilyurt da polis tarafından darp edilerek Adliye'den çıkarıldı. Bunun üzerine avukatlar savcıyla yeniden görüştüler. Bu görüşmede savcı, “iç çamaşırı” tartışması için “Konuyu ben açmadım. Sizin örneğiniz üzerine öyle söyledim” diyerek kendisini savundu.



 



Ancak Tüzel, yaptıkları bu görüşme sonrası  başsavcıvekiliyle avukatların sadece çipli kart ve duyarlı kapıdan geçmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını ancak bunun uygulanıp uygulanmayacağını bilmediklerini söyledi.



 



F Tipi cezaevlerinde aramaların nasıl yapıldığı, bu duyarlı kapı ve x-ray cihazlarının nasıl bir keyfiyetin, dayatmacılığın aracı kılındığı bilinir. Orada da kadın tutsaklara "ötmeyecek iç çamaşırlar" giymeleri buyrulur. Zaten eğer akıllarında hastaneye götürmemek ya da duruşmaya çıkarmamak varsa siz kendinizi de parçalasanız o kapılar öter, o cihazlar bir şeylere sinyal verir. Bakırköy savcısının pişkince dile getirdiği bu "buyruk", F Tipi'nin savunma mekanizmasını da kapsayacak şekilde Adliye içine taşınması dışında bir anlam taşımıyor.