Soma duruşmasında 3. gün

18:50 Soma katliamı duruşması ilk beş sanığın yalan, riya, pişkinlik üzerine kurdukları ifadeleriyle bugünlük bitti

İŞÇİ SINIFI
Perşembe, 16 Nisan 2015 (11 yıl 4 ay önce)

18:50



Teknik nezaretçi Ertan Ersoy'un ifadesi sona erdi, duruşmaya bugünlük son verildi.  Ersoy da diğerleri gibi duygusal tiratlar çekti. Üzgün olduğunu, işçileri kurtarmak için çırpındığını vs söyledi. Hemen ardından da ocakta aslında her şeyin yolunda olduğunu, havalandırma planının sürekli yenilendiğini, hiçbir aksaklık olmadığını, bilirkişinin sübjektif rapor hazırladığını, kendisinin üretimi durdurma yetkisinin olmadığını (ki ocakta bu yetkiye sahip isimlerden biri kendisi) sıraladı.



 



Bilirkişinin çözmek gibi bir derdi olsaydı kendileri gibi “kazanın” yaşandığı gün oraya geleceğini, ama günler sonra inceleme yaptığını, bunun da sağlıklı olmadığını söyledi.



 



Yanmaz kablolardan bahseden, her şeyin kusursuz olduğunu iddia eden diğerleri gibi Ersoy da kendi yalanını bizzat kendisi ele verdi. Orası o gün cehennem gibiydi, kablolar yanmıştı… vs. diyerek…



 



Ersoy da son noktada suçu o gün ocakta hayatını kaybeden mühendis Mehmet Efe’ye attı: “Bana bilgileri Efe verirdi”.



 



Ailelerin bu yalan, riya, pişkinlik karşısında nasıl bir acı ve öfke duyduklarıysa salondan yükselen çığlıklarla dile geldi.



 



Ersoy’un ifadesinden sonra duruşma yarın devam etmek üzere sona erdi.



 



17:35



İşletme Müdür Yardımcısı (Üretimden sorumlu müdür!) İsmail Adalı'nın ifadesi bitti, teknik nezaretçi Ertan Ersoy'un ifadesine geçildi.



 



İsmail Adalı'nın pişkin ve riyakarca sarfettiği sözler ailelerin tepkisine neden oldu, bir madenci yakını fenalık geçirdi. Adalı işçilerin anlatımlarında üretimi hızlandırmak için işçileri tekme tokat döven bir isim.



 



Bir cellat gibi davranan bu adam da kendisinden öncekiler gibi her şeyi inkar etti, bilirkişi raporunda belirtilen yangını reddetti, ısının her zamanki ısıdan farklı olmadığını, bilirkişinin olayı saptırdığını söyledi. Savcının "Peki o zaman neden su tuttunuz?" sorusuna "önceki ısıdan daha yüksek bir ısı vardı çünkü" derken hemen ardından da ısının her zamankinden farklı olmadığını söyleyecek aleni bir yalancılık sergiledi. Kendisinin iş güvenliğiyle ilgili olmadığını söyleyen Adalı, "o zaman denetim için neden gittiniz" sorusuna da "Ercan çağırdı, yalnız gitmesin diye yanında gittim" gibi yalan bir cevap verdi.



 



İşçilere zor uyguladığı yönündeki ifadelerin yalan olduğunu söyleyen Adalı'ya aileler "yalan söylüyor" sözleriyle isyan etti.



 



Kendisinin de yakınlarını arkadaşlarını kaybettiğini, üzgün olduğunu söyleyen Adalı, diğerleri gibi suçu ocakta hayatını kaybeden patron vekili Mehmet Efe'ye attı.



 



Her açıdan yalan, riya, pişkinlik ve tutarsızlık kokan Adalı'nın sözleri bittiğinde bazı aileler gözyaşlarıyla salonu terkettiler. 



 



16:50



Duruşma Üretim Müdürü İsmail Adalı'nın ifadesiyle devam ediyor. Adalı işçiler ve ailelerin en fazla tepki duydukları isim. 



 



16:20



Kendisine göre madendeki sensörlerin yeterli olduğunu hatta fazla sensör koyduklarını söyleyen Ramazan Doğru, pişkinlikte sınır tanımayarak 'kazayla' birlikte kariyerinin bittiğini, bu tür 'kazaların' madenciliğin kaderinde bulunduğunu, kendisinin de o anda ölmüş olabileceğini söyleyebildi.



 



Doğru'dan sonra sorgusuna başlanan İşletme Müdürü Akın Çelik ise cezaevinde her gün ağladığını, tek derdinin yaşananların aydınlatılması olduğunu, nasıl bir ceza alıp almayacağının umurunda olmadığını, gerçeklerin açığa çıkarılması ve ailelerin davayı izlemekte ısrarcı olmaları gerektiğini söyleyen bir tirattan sonra gerçek meramına geçti. "Eğer benim bir sorumluluğum varsa Soma'nın içinde kendimi yakacağım" sözleriyle efelenen Çelik bilirkişiyi suçlamaya başladı.



 



Bilirkişi heyetinin iş güvenliği konusunda bilgi sahibi olmadığını söyleyen Çelik, toplumsal baskıyla da birleşen bu gerçeğin onun subjektif bir rapor hazırlamasına neden olduğunu söyledi. Hiçbir ocakta olmayacak sayıda sensör bulunduğunu söyleyen Çelik, "Her oksidasyon kömür yangını sanılıyor. Ama öyle değil" diyen Çelik yüksek PPM değerlerinin dinamit atımlarından kaynaklandığını, bunun yangın anlamına gelemeyeceğini, bilirkişinin işi bilmediğini vs. kendisinden öncekilerle aynı pişkinlikte dile getirdi.



 





 



Gerçeğin açığa çıkarılması gerektiğini döne döne anlatan, kendisinin kurtarma çalışmalarına katılması ve ocaktan son anda çıkarılmasıyla adeta duygu sömürüsü yapmaya kalkışan en sonunda da tüm sorumluluğu ocakta hayatını kaybeden patron vekili Mehmet Efe'ye atarak işin içinden sıyrılmaya çalışan Çelik, salona dönerek ajitasyon yapmaya kalkışınca aileler de avukatlar da tepki gösterdi.



 



Her şeyi biliyormuş havalarında konuşan, bilirkişiyi suçlayan Çelik nedense katliamın neden yaşandığına ilişkin hayret etmek dışında bir şey söylemedi!



 



Döne döne gerçeğin açığa çıkarılmasının öneminden bahseden Çelik'in sözlerinden sonra duruşmaya 10 dakika ara verildi. 



 



15:15



Topu İşletme Müdürü Akın Çelik'e atan Doğru son olarak da, Park Enerji'nin risk raporu hakkında şirkette kimsenin bilgisinin olmadığını, 'kazadan' sonra bu rapordan haberdar olduklarını söyledi! 



 



Doğru'nun ifadesinden sonra Akın Çelik'in ifadesine geçildi. 'Ailelerin acısını anladığını, kendisinin de son anda kurtarıldığını' söyleyen Akın'ın sorgusu devam ediyor. 



 



15:00



Doğru ifadesine, "Benim görevim her gelişmeyi yönetim kuruluna aktarmaktır. Her ay düzenli toplantı yapılır. Bu toplantıların tutanakları tutulur" sözleriyle başladı. "Benim işveren vekilliğim protokol düzeyindedir" diyen Doğru, 11 aydır bu 'kazanın' nasıl yaşandığını hala anlayamadığını, bir daha böyle 'kazaların' olmaması için iyice araştırılması gerektiğini söyleyecek kadar pişkince bir tutum sergiledi.



 



Katledilmelerinden birebir sorumlu olan Doğru, madenciler için "onlar şehit oldu, çok üzgünüm" deyince aileler "sen para yemekle meşguldün!" sözleriyle tepki gösterdiler.



 



Doğru savcının şirketteki sorumluluğu ve iş güvenliğiyle ilgili yetkisinin ne olduğu sorusuna da tıpkı Gürkan'ın yaptığı gibi sorumluluktan sıyrılarak topu İşletme Müdürü Akın Çelik'e atarak yanıt verdi: "İşletmeyle ilgili bilgileri Akın bey verir".



 



 



14:20



Duruşma, tutuksuz sanıkların kimlik tespitiyle başladı. Hemen ardından da Soma A.Ş.'nin sahibi Can Gürkan'ın ifadesine geçildi.



 



Tutuklu yargılanan Gürkan sözlerine 'yaşamını yitiren madencilere Allahtan rahmet' dileyerek başlayınca aileler "dileme" diyerek tepki gösterdiler.



 



Gürkan sözlerini şirket yapısını anlatarak sürdürdü. Büyük bir şirket olduğunu ve çok sayıda çalışanın bulunduğunu belirten Gürkan, bünyelerinde çok sayıda mühendisin çalıştığını, kendisinin sadece mali işlerle ilgili olduğunu vurguladı.



 





 



Kendisinin finansör olarak madene büyük yatırımlar yaptığını dile getiren Gürkan, aksini iddia edenlerin doğruyu söylemediklerini iddia etti! Katliamdaki rolünün üstünden atlayarak sorumluluğu mühendislere yıkmaya çalışan Gürkan, bununla da yetinmeyerek, "şu aşamada önce tahliyemi, sonra da beraatımı istiyorum" diyecek kadar pişkin bir tutum sergiledi.



 



Hakim'in sorduğu "size kim bilgi verir" sorusuna da müdürü kastederek, "Ramazan Doğru" yanıtı verdi. Yargıcın "size isnat edilen suçlar hakkında size kimse bilgi vermedi mi" sorusunaysa, "Bana gelen her talebi karşıladım" yanıtıyla aynı pişkinliği sürdürdü.



 



Gürkan'dan sonra Genel Müdür Ramazan Doğru'nun ifadesine geçildi. O da başsağlığı dileyince aileler Gürkan'a gösterdikleri tepkiyi yineleyerek "dileme" dediler. 



 



13:54



Verilen ara sona erdi, duruşma devam ediyor. 



 



12:56



Duruşmaya ara verildi.



 



10:49



Duruşma salonunda büyük bir sessizlik hakim. Ailelerin neredeyse yarısı duruşmaya katılmadı. Aileler sessizliklerini koruyor, tutuklu sanıklara herhangi bir tepki göstermiyorlar.



 



İddianame okunmaya başlandı, sanıkların ifadelerinin alınmasına başlanacak.



 



***



 



Soma katliamının 3. duruşmasına katılım daha öncekilere göre epeyce az. Bunda, ailelere, “duruşmaya gelmeseniz de olur” telkininin payı büyük. Ayrıca duruşmanın 2. günü yola çıkan ailelere söz verilmiş olan araçların sabah saatlerinde kaymamakamlık ve belediyeler tarafından iptal edilmesinin, köy muhtarlarının baskısının etkili olduğu görülüyor.



 



Soma’da yakınları katledilen ailelere dayatılan bu sindirme çalışmaları duruşmanın üçüncü günü özellikle Kınık bölgesindeki köylerde etkisini hissettirdi.



 



Ailelerin bir kısmı kendi araçlarıyla ve imkanlarıyla sabahın erken saatlerinde duruşma için geldiler. Soma’dan sabah saatlerinde topluca gelen bazı aileler de Akhisar Adliyesi önüne kadar yürüyüş yaptılar.



 





 



Somalı ailelerin katılımını olumsuz etkileyen etkenlerden biri de duruşma salonunun yetersizliği. Ailelerin bir kısmı dün bu yüzden salondan çıkarılmıştı.



 



Soma katliamı duruşmalarına madenlerde çalışan işçilerin neredeyse hiçbiri katılmadı. Sadece katliama karşı tepkilerini dile getirdikleri için işten atılan madenciler katılım gösteriyorlar.



 



Ortaya çıkan bu tablo, öncelikle,  burjuva devletin ve onun hükümetinin, maden işletmelerinin, sendikaların, bir kesim avukatın bu konu sanki sadece aileleri kapsıyormuş gibi bir algı yaratıp madenlerde çalışan işçileri davaya duyarsızlaştırmalarının sonucu.



 





 



Ancak davanın başladığı ilk günden beri, sendikaların, kurumların ve ilerici-devrimci örgütlerin de işçi ve emekçilerin bu davaya kitlesel katılımını sağlamak için fazla bir çaba harcamadıklarını hatırlatalım. 1 Mayıs öncesi kimi illerde yapılan organizasyonların bile kimseye duyurulmadan yapıldığını da belirtmek gerekiyor. Kısacası sözde yargılama, tam da burjuvazi ve hükümetinin istediği gibi seyredecek gibi görünüyor.



 



İlk gün ailelerin ısrarı sonucunda katiller için duruşmaya getirme kararı alınmış olmasının bile duruşmaya katılımda fazla etkili olmadığı görülüyor.



 





 



301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma maden katliamı duruşması, 3. gününde devam ediyor.



 



Yaşamını yitiren madencilerin aileleri ellerinde pankartlarla duruşma salonuna kadar yürüdü. "Soma'yı unutmadık, unutturmayacağız; sorumlulardan hesap soracağız!" pankartı acılı ve öfkeli ailelerin duygularını yansıtıyor.



 



Duruşma öncesinde aileler, giriş noktasında bekletilmedi, üst aramasının ardından mahkeme salonuna alındı.