Soma duruşmasının devamı 20 Nisan'a ertelendi...
Harun Güneş'ten sonra dördüncü tutuksuz sanık Coşkun Derici'nin sorgusu yapıldı. Güneş her şeyin normal olduğunu söylerken, Derici de kendisinden önceki sanıklarla çelişerek “metan dranajı yapmıştık, metanla ilgili sorunumuz yoktu” dedi. Oysa öncekiler öngörülemez metan sızıntısından bahsetmişlerdi! Katliamı TV'den öğrendiğini söyleyen Derici'nin sorgusundan sonra mahkeme avukatların taleplerini dinlemeden salondan kaçarcasına çıktı.
Duruşma 20 Nisan'a ertelendi.
17:40
Avukatlar daha önce sorgulanan tutuklu sanık Yasin Kurnaz'ın ifadesinde sözettiği defterin delil olarak adli emanete teslim edilmesini istediler. O defter savcılığın aylardır ulaşamadığı defter. Atılan dinamitlerin topçu defteri olduğu belirtiliyor. Defterin sanık avukatlarında olduğu öğrenilince -ki kendileri tasniflediklerini söylediler!- ailelerin avukatları delillerin karartıldığını ve bu durumda iki tutuksuz sanığın tutuklanması gerektiğini belirttiler.
Heyet sanık ifadelerine devam edileceğini söyleyerek talebi dinlemedi.
Şu anda 3. tutuksuz sanık Harun Güneş'in sorgusuna başlandı.
17:40
Sanık Yılmaz'ın sorgusu bitti.
17:30
Tutuksuz sanık Ergün Yılmaz da öncekilerle aynı yoldan ilerleyerek hem kendisini işin içinden sıyırmaya çalışmakta hem de bilirkişi raporundaki yangın tespitini çürütmeye... O da yükselen gaz oranını madende patlatılan dinamitlere bağladı. Gaz değerlerinin yükseldiğinden de haberinin olmadığını söyledi.
Hakim kendi vardiyasında değerlerin yükselmesinden nasıl haberdar olamadığını sorduğundaysa lafı eveleyip geveledi. Gaz değerleri 50 PPM'nin üzerine çıktığında üretimi durdurma kararı alıp almadığına dönük soruyaysa "hatırlamıyorum" yanıtı verdi. "Sen hatırlamıyorsan kime soralım?" sorusuna "işçilere" yanıtı veren Yılmaz'a aileler "nasıl sorsun hepsi öldü!" tepkisi gösterdi.
Mart Nisan aylarında tespit edilen yüksek gaz değerlerini dinamit atımına bağlayan Yılmaz'a "Hiç sormadın mı kaç dinamit attıklarını, ne yaptıklarını" diye sorunca yine eveleyip geveledi.
Yılmaz en sonunda bir doğruya parmak bastı ve yetersiz havalandırma vs. yönündeki sorulara, "Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) ve Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) yetkililerinin onayladığı bir plana ben karşı çıkamam" yanıtı verdi.
Sanık Yılmaz daha önce madeni işletirken riskli diyerek devreden Park Teknik döneminde de çalışmış bir mühendis. Hakimin "peki o zamandan beri ne değişti?" sorusuna techizatların yenilendiği yanıtı verdi.
16:25
Tutuksuz sanıklardan Ergün Yılmaz'ın sorgusuna başlandı. Yılmaz, iş güvenliğinden sorumlu vardiya mühendisiydi
16:00
Tutuksuz sanık Yalçın Erdoğan'ın ifadesi bitti, duruşmaya 10 dakika ara verildi.
Erdoğan ifadesinde kendisinin mühendis olduğunu, iş güvenliği uzmanlığının olmadığını, işe girerken de bunu belirttiğini, buna rağmen Akın Çelik tarafından güvenlik uzmanlığıyla görevlendirildiğini belirtti. Sanık ayrıca 12 saatlik yüksek gaz değerlerini dinamit atımına bağlayan diğer sanıkların aksine "12 saatlik dinamit atımı olmaz" diyerek onların yalanlarını da çürütmüş oldu.
Bunlara rağmen Akdoğan da ocakta her şeyin yolunda olduğunu, risk olsaydı kendisinin o ocağa girmeyeceğini söyleyecek kadar da pişkinlik yaptı. Madende genel anlamda bir tatbikat yapılmadığını, sensörler çok sık ölçüm yaptıkları için o verilerin tümünü deftere geçirmelerinin mümkün olmadığını söyledi.
Denetimli serbestlikten yararlanan Akdoğan bu kararın kaldırılmasını talep etti.
15:25
Gaz ölçümlerinin kendisi tarafından yapıldığını söyleyen Kazık, herhangi bir sorun olmadığını söyleyebildi! İşçilerin maske taşıyıp taşımadıklarıyla ilgili olduklarını, maskelerin bakım ve kontrolünün kendi yetkileri dışında olduğunu söyleyen Kazık, gaz değerlerinin 200 PPM'ye çıkmasının da kendileri için bir anlam taşımadığını belirtti. Çünkü onlar asıl olarak değerler düşüyor mu onunla ilgiliymişler! Sensörlerin kalibrasyonunun teknik bir sorun olduğunu söyleyen Kazık da Bilirkişiyi suçladı, hatalı bulduğunu söyledi.
Soma Holding A.Ş.'nin acil durum planı sorusuna da "yerinizden kıpırdamayın" olduğu şeklinde yanıt veren Kazık, kendisinin 5 yıllık uzman olduğunu, soruların daha tecrübeli olanlara sorulması gerektiğini vurguladı!

Kazık'ın ifadesiyle birlikte tutuklu sekiz sanığın ifadesi bitmiş oldu. Tutuksuz sanıkların sorgusuna başlandı. İlk olarak Yalçın Ardoğan dinleniyor.
14:50
B sınıfı iş güvenliği uzmanı olduğunu söyleyen Hilmi Kazık da "Baş mühendis Mehmet Efe'dir" diyerek diğer sanıklarla aynı yolu izledi: Tek suçlu Efe! Kendisinin olup biteni üslerine iletmekle sorumlu olduğunu, onlar neyi uygun görürse onu yaptığını söyleyen Kazık, daha önceki çalışma yaşamında yangın tespit etmişliği olduğunu da eklemeyi unutmadı. Bu "deneyimli" uzman o kadar deneyimli ki sensörlerden bile daha hassas bir yangın duyarlılığına sahip. "Biz sensörleri dikkate alıp burada yangın var demeyiz. Gözle elle anlarız" diyecek kadar!
14:25
Duruşma sekizinci sanık Hilmi Kazık'ın sorgusuyla devam ediyor.
14:15
Aradan sonra duruşma yeniden başlamak üzere.
12:47
Sanık Yasin Kurnaz'ın sorgusu bitti, duruşmaya saat 14:00'e kadar ara verildi.
12:45
Kurnaz yanan mallardan hayıflanarak bahsedince madenci aileleri tepki gösterdi.
12:25
Kurnaz pişkinlikte sınır tanımıyor. Tanık ifadelerinin yalan olduğundan, ocakta her şeyin yolunda gittiğinden, havalandırmanın çalıştığından dem vuruyor, dört sorumluluğunun olduğunu söyleyip, ikisini hatırlamadığını söyleyecek kadar ciddiyetsiz bir tutum sergiliyor.
12:20
Çelik'ten sonra verilen kısa aradan sonra tutuklu sanık Yasin Kurnaz'ın sorgusu başlandı. Kurnaz ocakta vardiya amiri ve iş güvenliği uzmanı olarak çalışıyordu. Kurnaz ifadesinde kendisinin B sınıfı iş güvenliği uzmanı olduğunu belirtti. Hakimin soruları üzerine ocakta A sınıfı uzman olmadığını, 3 B sınıf 6 da C sınıfı iş güvenliği uzmanı olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı. Kurnaz avukatlarında bir defter olduğundan bahsedince ailelerin avukatları da defterin mahkemeye teslim edilmesini talep etti. Hakimin sorularıyla ayrıntılara ilişkin yanıt verince avukatının mimik ve el işaretleriyle kendisini yönlendirmeye çalıştığı görüldü.
Kurnaz da madende aslında sadece imza yetkisi olan mühendis Mehmet Efe'yi suçladı. Diğerlerinden farklı olarak da neden Efe'nin asıl sorumlu olduğunu anlatmaya girişti. Oysaki aileler Efe'nin deyim yerindeyse piyon olduğunu, sadeceimza kullandığını, emirleriyse Akın Çelik ve Mehmet Ali Günay'dan aldığını söylüyorlar!

***
Yüzlerce işçinin gözgöre göre ölüme yollandığı Soma Katliamı davasında dördüncü gün sanıkların ifadeleriyle devam ediyor.
Dün görülen duruşmada iddianamenin okunması tamamlandıktan sonra tutuklu sanıklardan ilk beşinin ifadesi alınmıştı. Hemen hepsi suçu bir başkasının üzerine atmış, kendi sorumluluklarından sıyrılma çabasına girmiş, bilirkişiyi suçlamış, yangını inkar etmiş ve son noktada da her şeyi katliam anında hayatını kaybeden baş mühendis Mehmet Efe'nin üzerine atmışlardı.
Kariyerlerinin bitmesinden, mağduriyetlerinden ve madendeki cinayetlerin bu sektörün kaderinde olduğundan pişkince dem vuran katiller, ailelerin isyan feryatlarıyla karşılaşmışlardı.
Katliam davasının bugünkü duruşması da 3 vardiyanın amiri, emniyet biriminde görevli maden teknisyeni Mehmet Ali Günay Çelik’in sorgusuyla başladı. O da kendisinden öncekiler gibi bilirkişi raporuna itiraz ederek başladı konuşmasına.

Çelik de diğer sanıklar gibi Mehmet Efe’yi sorumlu tutarak karbonmonoksit değerleri yükseldiğinde işin durudurulması gerektiğinden dem vurdu. Sensörlerin gazı sıfır gösterdiğini iddia eden Çelik'e aileler tepki göstererek, dünden beri sergilenen tiyatroya isyan ettiler.
Pişkinlik ve yalan üzerinden kurduğu ifadesinde Çelik de kendisini kendi anlattıklarıyla çürüttü. Hakimin “olay olduğunda tüm madene duyuramadınız mı?” sorusuna yangını söndürmekle meşgul oldukları yanıtı veren Çelik kabul etmediği ve bilirkişiyi suçladığı yangını kabul etmiş oldu. Hakimin “hani yangın yoktu diyordunuz?” demesi üzerine de “Duman varsa yangın vardır” gibi ne anlama geldiği belli olmayan bir yanıt verdi. Hemen ardından da yanındaki arkadaşlarından birinin ısının yükselmesi üzerine panikleyip sağa sola su döktüğünü söyleyerek potunu düzeltmeye çalıştı.
Hakimin !bilirkişi 2 ay sonra gittiğinde bile yangın devam ediyordu' demesine de Çelik, sonradan çıkmış olabilir yanıtı verdi. Kömür yanmasıyla metan yanmasının aynı şey olmadığından dem vurdu.
İşin durdurulmamasından Mehmet Efe'yi sorumlu tutan Çelik'e hakim de her şeyin Mehmet Efe'ye bağlanması çelişkisini hatırlatarak büyük bir şirkette tüm yetkilerin nasıl olur da tek bir kişide toplanabileceğini sordu. O da kendisinin yetkili olmadığını, yetkinin Efe'de olduğunu söyleyerek yanıt verdi. Gaz maskelerinden de Efe sorumluymuş, yanmaz bantlardan da...