Soma'da beşinci oturum

19:30 Duruşma yarın tutuksuz sanıkların ifadeleriyle devam edecek

İŞÇİ SINIFI
Pazartesi, 20 Nisan 2015 (11 yıl 4 ay önce)

19:30



Tutuksuz sanıklardan gaz ölçümlerini izleme biriminde görev yapan Olcay Erşin, olay günü, ocaktaki olayın ortaya çıkmasıyla kendisinin hemen tüm yetkilileri tek tek aradığını hepsini bilgi verdiğini, hem şirkete bağlı diğer iki maden ocağından, hem de başka girmeye ait maden ocağını arayıp kurtarma çalışmaları için yardım istediğini anlattı. Sensör değerlerindeki yükselmeleri takip edip o ayakta görevli kişileri uyardığını ancak üretimi durdurma gibi bir yetkisinin olmadığını söyleyen Erşin, bu yükselmelerin yüzde 70'lik bir bölümünün ise, dinamit patlatmalarından kaynaklandığını ifade etti.



 



Bilirkişilerin sensör cihazlarının kalibrasyonunu yaptırmadıklarına yönelik kendilerini kusurlu bulmasının doğru olmadığını bu cihazlarla ilgili başka bir birimin görevli olduğunu aktaran Olcay Erşin, olayın hemen ardından savcıların baskısına maruz kaldıklarını, o zaman kamuoyu baskısından tutuklanacak adam arandığını, avukatının olmadığını da ileri sürdü.



 



İşyerinde bu gibi acil durumlar için hiç tatbikat yapmadıklarını söyleyen Olcay Erşin, acil durumlarla ilgili olarak ise ilginç bir ifade verdi. Erşin, “Ben farklı birimlerde de çalışan kişilerce arkadaşlığı olan biriydim. Yeraltında çalışmıyordum ama orada çalışan insanların ne koşullarda çalıştıklarını biliyordum. Zaman zaman kahvehanede oturduğumuz sırada çalışma şartlarını anlatırlardı. Bu sıralarda da o anlarda neler yapılması gerektiğini kendi deneyimlerine göre anlatırlardı. Benim de olay anında yaptığım bu girişimler onların bana söylediklerinden ibaretti. Yoksa böyle acil durumlar için bir plan ya da tatbikatımız yoktu" dedi. 



 



Vardiya mühendisi olan Mehmet Avcı, 8 aydır çalıştığını işe yeni alıştığını üretim baskısı gibi bir durumun olmadığını bu durumun işçilere de sorulabileceğini söyledi.



 



Maden Mühendisi Hüseyin Ergin ise, sensörlerden sorumlu olmadığını, taşımak zorunda oldukları bir cihazın, doldurmaları gereken bir güvenlik defterinin bulunmadığını söyleyip, “Tam mekanize birimde üretim yapardım. İnsan gücünden ziyade makine kömür çıkartırdı. Çok fazla beden gücü gerektirmiyordu. Üretim için baskı yapsam bile en fazla makine zarar görür, sistem dururdu" dedi. 



 



Tutuksuz sanıklardan Caner Uysal da, tam mekanize birimde çalıştığını üretim baskınını söz konusu olmadığını olay günü bir süre kurtarma ekiplerine yardım ettiğini anlattı. Ardından eve gidip 6 aylık hamile olan eşini görüp onu ikna ettikten sonra tekrar ocağa gelip kurtarma çalışmalarına katıldığını aktaran Uysal, “Akın bey neredeyse ocakta kalıyordu. Akın Beyin bir ara öldüğünü duydum, son anda kurtarıldığını öğrendim. Kusurları var mı yok mu bilmiyorum ama. Kurtarmak için son raddeye kadar mücadele etti" dedi. Caner Uysal'ın savunmasındaki sözlerine duruşma salonundaki işçi yakınları tepki gösterdi. Bu sırada yaşlı bir işçi yakını da baygınlık geçirince sağlık ekipleri, müdahale etti. 



 



İfade işleminde daha sonra üretimden sorumlu sanıklardan Ömer Erdoğan'a geçildi. Erdoğan, kendilerinin de, mağdur ailelerce suçlansalar bile mağduriyet yaşadığını söylediği sırada araya giren Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı, “Sen orayı bırak, savunmanı yap" diye uyardı.



 



Ocakta bu olayın yaşanmasında kusuru olanların cezalandırılmasını ve kendisinin de o kişilerden şikayetçi olduğunu ifade eden Ömer Erdoğan, “Üretim zorlaması yapmadım. Üretimin arttığı söyleniyor. Bu damar kalınlığı, işçi sayısı, ayak uzunluğu gibi durumlara göre değişir. Bunların planlarını yapmadım, ne kadar üretim yapıldığını da bilmem" dedi.



 



Kurtarma çalışması sırasında yaşadıklarını anlatan Ömer Erdoğan'ın, olayın nasıl olduğunun çözülmesi gerektiğini, asıl sorumluların bulunmasını istediği sırada bir işçi yakını, olayın oluşuyla ilgili, “ben yaptım ben" diye bağırdı.



 



Klasik ayak vardiyasında üretim amiri olduğunu söyleyen tutuksuz sanıklardan Halit Sarı ise, “Üretim biriminde çalışırım. İsmail Adalı'dan talimat alırım. Çıkan kömürün nakliyesini sağlarım. İş güvenliği konusunda her amir, kendi bölgesinden sorumludur. Gaz ölçüm, sensör değerleri takibi görevim yoktur" dedi.



 



Bu ifadenin ardından da saat 19:30 sularında duruşmaya yarına kadar ara verdi. (Ajanslardan)



 



***



 



15:50



Elektrik baş mühendisi Ümit Şahin de "Elektik baş mühendisiyim ama gaz ölçüm cihazım yoktur, ölçüm yapmam. Ben olaydan sonra 4. veya 5. gün gittim" diyerek tıpkı diğerleri gibi sorumluluklarının üzerine bir çizgi çekti. Şahin ifadesinde inkar edilen yangınıysa, "A ve H panolarının telefonları çalışmıyordu doğrudur, yangından sonra kablolar yandığı için bunlar çalışmıyordu" sözleriyle itiraf etmiş oldu.



 



Şahin'den sonra TKİ çalışanlarının ifadelerine geçildi.



 



TKİ baş mühendisi Adem Ormanoğlu, TKİ'nin sadece kömürle ilgili olduğunu, işin arka planının kendisini ilgilendirmediğini, her şeyin sözleşme gereklerine uygun yürüdüğünü söyledi pişkince! TKİ'nin ne kadar kömür çıkarıldığıyla ilgili olup işçilerin umurunda bile olmadığı anlamına gelen bu sözlerden sonra Ormanoğlu, idari sözleşmede iş güvenliğiyle ilgili herhangi bir maddenin bulunmadığını, işin sadece mali boyutlarıyla ilgili olduklarını söyleyerek bunun altını bir kez daha çizdi.



 



Ormanoğlu'ndan sonra TKİ çalışanı Ertaç Büyükgüney'in sorgusuna geçildi. O da aynı yoldan giderek 9 bin işçinin ş güvenliğinin 10 memur tarafından sağlanamayacağını, ayrıca TKİ'yle yapılan idari sözleşmede böyle bir maddenin olmadığını söyledi.



 



TKİ baş mühendisi Efkan Kurt da Türkiye'de bütün maden projelerine MİGEM'in (Maden İşleri Genel Müdürlüğü) onay verdiğini, iş güvenliği konusunun onun yetki alanına girdiğini,  TKİ'nin yetki alanı dışında olduğunu söyledi.



 



TKİ mühendislerinin ifadelerinden sonra tutuksuz sanık (gaz izleme personeli) Ozan Sezer’in ifadesine geçildi. Ozan Sezer de gaz oranındaki yükselişi dinamit patlamasından kaynaklı olduğunu söyledi. Fakat hakimle arasında geçen diyaloğda dinamit patlaması nedeniyle oluşan gaz yükselmesinin en fazla 40-45 dakika süreceğini, saatlerce süremeyeceğini itiraf etti. Bu itirafının hemen ardından ise "Bana dinamit atımı derler ben de ondan sonra takip etmem. Biz sıcaklık sensörünü takip etmeyiz, o şekilde talimat almadık. Sıcaklık kaza günü 45 derecelere çıkmış ama ben bakmam." diyecek bir pişkinlik sergiledi. Sezer de diğerleri gibi "Baş mühendis MEhmet Efe bana sıcaklık sensörlerine bak talimatı vermedi" diyerek suçu Efe'ye attı.



 



Hemen ardından da  “Bana 50 ppm i görünce ara dediler. Ben de öyle yaptım” diyen Sezer’e aileler “Madem aradın 301 kişi neden öldü!” diyerek tepki gösterdi.



 



Sezer'den sonra tutuksuz sanık Erdoğan Cinoğlu’nun (gaz izleme personeli) ifadesine geçildi.



 



 Soma AŞ'nin sensörlerini izleyen çalışanı Erdoğan Cinoğlu da ifadesinde "teknik şartnamede iş güvenliği ile ilgili bir şey yoktur ayrıca kurumumuzun(tki) böyle bir amacı da yoktur" diyerek aynı pişkin, pervasız ve sorumsuz tutumu devam ettirdi.



 



 



 



TKİ çalışanlarının ifadelerinden sonra duruşmaya saat 16:00'ya kadar ara verildi.



 



14:00



 



Aradan sonra duruşmaya tutuksuz sanık elektrik başmühendisi Ümit Şahin'in sorgusuyla devam ediliyor. Sabahki oturumda avukatı hazır bulunmadığı için Şahin'in sorgusu yapılamamıştı. Şahin, TKİ ve Maden İşleri Müdürlüğü'nün kendilerinden elektrik projelerini hiç istemediklerini, "nasıl yapalım?" sorularına da hep "istediğiniz gibi yapın" yanıtı verdiklerini söyledi. 



 



***



Sekizi tutuklu 45 sanıklı Soma Katliamı davasının ilk duruşmasının beşinci celsesi Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Madenci yakınlarının gözyaşlarının ağıtlara karıştığı duruşmanın hafta boyunca devam etmesi bekleniyor.



 



13 Nisan'da görülen ilk duruşmada sanıklar getirilmemiş, madenci yakınları ve avukatların itirazı sonucu mahkeme heyeti sanıkların duruşmaya getirilmesi kararı alarak duruşmayı 15 Nisan'a ertelemişti. 15 Nisan'da yeniden başlayan dava hafta boyunca devam etmiş, bu süre içinde de iddianame okunmuş, sekiz tutuklu sanıkla üç tutuksuz sanığın ifadeleri alınmıştı.



 



Sanıklar ifadelerinde bilirkişi raporunun sübjektif olduğunu söylemiş, ocakta herhangi bir yangının sözkonusu olmadığını belirtip, tüm techizatın tam olduğunu iddia etmişlerdi. Kimisi kariyerini kaybettiğinden ve mağduriyetinden bahsederken, kimisi de kurtarma çalışmalarına katılmış olması üzerinden duygusal tiratlar çekmişti.



 



İfadelerde sayısız tutarsızlık ve çelişki ortaya çıkmış, yangın yoktu diyenler bizzat kendi söylemleriyle bu yalanı çürütmüşlerdi. Sanıkların hemen hepsi sorumluluğu bir diğerinin üstüne atmaya çalışmış, kendilerini tüm sorumluluklardan azade etme çabalarında ısrarlı olmuştu. Son noktadaysa hepsi sorumluluğu katliam anında hayatını kaybeden baş mühendis Mehmet Efe'nin üzerine yıkmıştı.



 



İfadelerden ortaya çıkan tablo, sanıkların cezaevinde ortak bir savunma stratejisi oluşturduklarını gösteriyordu. Ayrıca cuma günü yapılan dördüncü oturumda savcılığın aylardır ulaşamadığı bir delilin (Dinamit atışlarının kaydedildiği defter) sanıklarda olduğu açığa çıkmış, ailelerin avukatları defterin mahkemeye teslim edilmesini talep etmiş, fakat heyet bu talebi dikkate almamıştı.



 



Bunların yanısıra sanık avukatlarının davanın başka bir ile taşınması ya da kapalı oturum şeklinde görülmesi için savcılığa başvuru yaptıkları açığa çıkmıştı.



 



Katliamdan birinci dereceden sorumlu devlet görevlilerinin yargılanmadığı davanın ilk duruşmasının beşinci oturumu bugün sabah saatlerinde öncekilerde olduğu gibi polis ablukası altında başladı. Aileler, avukatlar, çeşitli sendika ve kitle örgütü temsilcileri, gazeteciler 3 ayrı noktaya kurulan polis barikatından geçerek duruşmanın yapıldığı salona ulaştı.



 



Oturum tutuksuz sanıklardan Fuat Ünal Aydın'ın sorgusuyla başladı. Aydın havalandırma mühendisi. Aydın da diğer sanıklar gibi kendi sorumluluğu bir başkasının üstüne yıkmaya  çalışan bir ifade verdi. Havalandırma defterinin Harun Yıldırım tarafından tutulduğunu, kendisinin imzalamak zorunda kaldığını söyledi. Kendisinin sadece el cihazlarıyla ölçüm yaptığını, merkezi kayıtlardaki yoğunluk nedeniyle takip edemediğini belirtti. Kendisinde sıcaklığı ölçen sensör bulunmadığını, sadece hava miktarını ölçen cihazının olduğunu vurgulayan Aydın, ocakta herhangi bir tatbikat yapılmadığı, acil durumlarda kimin ne yapacağını bilmediğini itirafında bulundu.



 



Aydın'ın ardından tutuksuz sanıklardan patlama mühendisi Serkan Kocaman'ın sorgusuna geçildi.  “Metan ölçüm cihazım var. Bu ölçümleri yazacağım bir defter de yoktu. Gaz maskem 2009’dan bu yana sadece 1 kez kontrol edildi. Madende tek patlatma mühendisi bendim. Gündüz vardiyasındaydım. Tek başıma bütün işlere yetişemiyordum.” diyen Kocaman da diğerleriyle aynı yolu izleyerek kendisini sorumluluktan azat eyledi! O da bilirkişi raporundaki gaz ölçüm değerlerine "bu mümkün değil" tepkisi verdi! Kurtarma çalışmalarına katıldığını, çok yorulduğunu söyleyen Kocaman'a aileler tepki göstererek bu yalanları daha fazla dinleyemeyeceklerini belirtiler.



 





 



Kocaman'dan sonra İş güvenliğinden sorumlu vardiya teknikeri tutuksuz sanık Soner Günay'ın sorgusuna geçildi. Günay da gaz maskelerinin çalışıp çalışmadığını kontrol etmekle sorumlu olmadığını, sadece işçinin belinde olup olmadığına baktığını söyledi! Kendi maskesinin 2010'da değiştirildiğini, başka da bakım yapılmadığını dile getirdi. Kendisinin sadece top atımlarındaki sensör değerleriyle ilgili olduğunu, onlar dışındakilerin görev alanına girmediğini belirtti!



 



Günay'dan sonra ifade vermesi gereken elektrik başmühendisi Ümit Şahin'in ifadesine avukatı olmadığı için başlanamadı.



 



Mekanize Ayak üç vardiya amiri Nazmicem Nesemioğulları da ifadesinde kendi sorumluluğunun üstünden atladı. Kendisinin baş mühendis ve iş güvenliği uzmanlarından gelen bilgilere göre hareket ettiğini, onlardan da ölçümlere dair anormal bir bilgi gelmediğini ifade etti. Ocakta madenlerde uygulanabilecek en iyi sistemin bulunduğunu söyleyen Nesemioğulları, herkesin de görevini layıkıyla yerine getirdiğini belirtti. Bu sözler üzerine aileler "isyan" ettiler!



 



Mekanize ayak üç vardiya amiri tutuksuz sanık Hüseyin Alkan'ın ifadesinde yangının olduğunu, yoğun bir dumanın bulunduğunu ve ısı ölçümlerinin yüksek çıktığını söyledi.



 



Alkan'dan sonra gaz izleme personeli tutuksuz sanık Batuhan Ünlüyol'un ifadesine geçildi. Sorgusunda kendisinin yer altına inmediğini, gaz değerlerini yukardan izlediğini, bir anormallik olursa aşağıya bildirdiğini, değerlerin genelde top ve dinamit atımıyla yükselip 10-15 dakika içinde tekrar normalleştiklerini, bu zaman içinde normalleşme olmazsa aşağıyı uyardığını belirten Ünlüyol, hakimin bilirkişi raporundaki bilgilerden yola çıkarak sorduğu sorularaysa "bilmiyorum", "hatırlamıyorum" yanıtı verdi.



 



Hakim bazı yerlerde 12 saat bazılarında 17 saat boyunca gaz değerlerinin normalin üstünde görüldüğünü, bu bilgiye rağmen aşağıyı uyarıp uyarmadığı sorusunu "genellikle incelediğimizde dinamit ve top atışlarının buna neden olduğunu bildiğimiz için... "gibi geçiştirici bir yanıt vermeye kalkıştı. Sensörlerinin bozuk olduğu konusunda da bilgisi olmadığını söyledi. Sanık bunca yalan ve inkardan sonra fenalaştı!



 



Sanık Ünlüyo'dan sonra duruşmaya 13:30'a kadar ara verildi. 



 



Duruşmanın görüldüğü salonun önünde ailelerin tepkileri devam etti. Ailelerin bugün "mağdur olduğunu" söyleyen Can Gürkan için bağış kutusu oluşturdukları görüldü!