Köln'de işgale karşı dayanışma

GÜNCEL
Salı, 10 Ekim 2006 (20 yıl 2 hafta önce)

Ortadoğu'da Savaşa ve İşgale Karşı Köln Eylem Birliği, 8 Ekim'de Ortadoğu'da savaş bitti mi? Almanya hangi rolü oynuyor? Sorularının tartışıldığı bir panel düzenledi.

Köln İşçi Gençlik Kültürevi'nde yapılan panele Palästinensische Gemeinde temsilcisi olarak bir Filistinli ve TUFAN temsilcisi olarak bir İranlı katıldı. Panel Yaşamevi, Yaşanacak Dünya, Revolutionary Proletariat, MLPD, Kein Blut Für Öl, Bir-Kar'ın içerisinde yer aldığı eylem birliği adına yapılan sunumlarla açıldı. Görüntülerle desteklenen üç sunum yapıldı. İlk sunumda Lübnan'nın tarihi, coğrafik ve demografik yapısı anlatıldı. Diğer iki sunumda ise Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi, onun yol açtığı savaş ve yıkım ile birlikte bunun Almanya'nın iç politikasına yansıması anlatıldı. “Lübnan’da konuşlandırılacak 15 bin kişilik BM askerleri, barış gücü değildir. Emperyalist devletlerin savaş gücüdür.” vurguları öne çıktı. “Almanya’da bize birkaç yıldır tasarruf politikası vaaz ediliyor. Buna karşılık gönderilmiş olan donanmanın tahmin edilen masrafları 193 Milyon Euro'yu bulacaktır. Savaş bakanı Franz-Josef Jung’a göre yıllık savunma bütçesinin 500 Milyon Euro'ya yükseltilmesi yetmeyecek. Bunun daha da sosyal kısıtlamalara yol açacağına dair saatlerimizi kurabiliriz. Mesela ARGE, Hartz-IV alan gençlere orduda görev almalarını teklif ediliyor.” vurgularıyla anlatıldı. Sunumlar “İsrail'in savaş hedefleri Lübnan ve Filistin halkının silahlı direnişi ve dünya çapında protestosu karşısında boşa çıktı. Bu direnişin, emperyalistlerin her yerde ve bilhassa 'Ortadoğu’nun yeniden düzenlenmesi' planlarını boşa çıkarmak için dünya çapında ve Almanya’da daha fazla güçlenmesi gerekiyor.” alt çizmeleriyle son buldu.

Filistin'deki gelişmelere değinen Filistinli konuşmacı İsrail'e asla güvenilmeyeceğini tarihsel tecrübelerin gösterdiğini ifade etti. “İsrail anlaşmaları tek taraflı dikte ediyor. Oslo gibi anlaşmalar anlamsızdır çünkü 5 yıl sonra Filistin devleti kurulacaktı 15 yıl geçti bir duvar kuruldu. Bu duvarın bir milimi bile 1967 sınırlarındaki İsrail bölgelerinden geçmiyor. Bu duvar 670 km ve 640 km tamamlanmış durumda. Filistin'de yaşananları anlatmak mümkün değil. Bırakın anlatmayı orada yaşananları hayal bile edemezsiniz. İntifada zamanında ve ondan sonra da gittim. İnanabiliyor musunuz 60 km yolu 8 saatte gidebildik. Bir çok yerde doğru dürüst yol yok. Olanlardan arabalar geçmiyor. Caddeler kontrol noktalarıyla kesilmiş. İnsanlar bir yere hareket edemez hale getirilmiş. Durumu anlamak için gerçekten yaşamak gerekir. Kontrol noktalarındaki İsrail askerleri tam bir keyfiyet içerisinde. Orada oturmuş burnuyla, üstüyle başıyla, silahıyla oynuyor. Canı sıkıldıkça da geçen insanları aşağılar biçimde parmağıyla çağırıp her türlü aşağılamada bulunuyor. Bu geçişlerden ve hareketsizlikten artık sıkılıyorsun, geri dönmek istiyorsun, yasak. Son gelen verilerle konuşuyorum. Bu yollarda doğum sancısı tutan 60-70 kadın hastaneye gidemedikleri için öldüler. Hamas seçimleri kazanınca El Fetih onunla bir hükümet kurulamayacağını söyledi. FKÖ dışı bir hareket olası değildi. Bu güçler hep hükümet dışı görülüyorlardı. ABD ve Abbas Hamas'ı sıkıştırmak, eritmek, imha etmek istiyor. El Fetih'in hatası, Hamas'a seçimi kazandın buyur yönet, sorunu çöz demedi. Hamas'ın oy patlaması yapması oradakilerin Hamas'ı çok sevmesinden değil. El Fetih'in politikalarından, uygulamalarından insanlar bıkmış ve onlardan nefret eder hale gelmişti. Onun için Hamas'ı seçenler protesto seçmenleridir. ABD'nin barış, demokrasi istemediğini yaşıyor görüyoruz. Böl ve yönet anlayışına başvurmaktadırlar. Bizi bölmelerine izin vermeyeceğiz. Hedeflerine varamayacaklar.” vurgularını konuşmasında öne çıkardı.

İranlı konuşmacı, İran'da burjuvazinin devrimden sonra kendisini oturttuğunu, ticaret sermayesinin üretim sermayesiyle buluştuğunu, ulusal burjuvazinin bütün enerji yataklarını kendi kontrolü altına aldığı ve bu durumun emperyalistlerin gözüne bir çöp gibi battığını anlattı. İran'ın sadece dünyanın 2. büyük petrol yataklarına değil aynı zamanda 2. büyük uranyum yataklarına da sahip olduğunu, emperyalistlerin uranyum üzerinde bir egemenlik kurmak istediğini vurguladı. İran'ın emperyalistler cephesinden kolay düşürülemeyecek bir güç olduğuna işaret etti.

Almanca ve Türkçe tercümelerle yapılan panelin ikinci bölümü dinleyenlerin konu üzerine soru ve açılımlarıyla hareket kazandı. Panele dinleyici olarak katılan İzmir Cezaevi İnisiyatifi'nden bir Ana da söz alarak ülkedeki savaş karşıtı hareket üzerine konuştu. Devrimci tutsakların karşı karşıya olduğu saldırılar ve Filistinli tutsaklarla dayanışmalarını anlattı. Filistinli temsilci bu konuşma üzerine Filistinli tutsakların sorunlarına değindi. “Cezaevinde doğum yapan kadının bebeği ile birlikte kalmasına 2 yaşına kadar müsaade ediliyor. Bebek 2 yaşına geldikten sonra annesinden ayrı bir bölümde tutsak ediliyor.” örneğini anlattı. Farklı uluslardan devrimcilerin ortak eylem ve etkinlikler örgütlemesinin geliştirilmesinin yarattığı heyecan dinleyicilerin konuşmalarına ve mimiklerine yansıyordu.