Soma'da yedinci oturum

Sanık avukatlarının beyanları tamamlandı, müşteki avukatları konuştu, sonraki oturum 24 Nisan'da

İŞÇİ SINIFI
Çarşamba, 22 Nisan 2015 (11 yıl 4 ay önce)

Soma Katliamı'nın Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmasının yedinci celsesi bugün görüldü. Dün tutuksuz sanıkların ifadeleri alınmış, sanık avukatlarının beyanlarına geçilmişti. Sanıklar dün de öncekilerde olduğu gibi katliamla ilgili hiçbir sorumluluklarının olmadığını belirtmiş, bilirkişiyi suçlamış, bir yangın olmadığını kanıtlamaya çalışarak, ocakta her şeyin yolunda gittiğini en pişkin halleriyle iddia etmişlerdi.



 



Sanık avukatlarıysa beyanlarında bilirkişiyi suçlamış, ideolojik yaklaştıklarını belirtmiş, meslek örgütlerini ve duyarlı kamuoyunu hedefe çakarak iddialarını katliamın 'terör örgütlerinin sabotajı' olabileceği noktasına vardırmışlardı. Deprem olabileceğine hükmeden avukatlar Kandilli'den rapor istenmesini de talep ederek yeni bir bilirkişi raporunun hazırlanması gerektiğine vurgu yaptılar. Hatta kabul etmedikleri yangının işçilerin dikkatsizliğiyle çıkmış olabileceğini, işten atılma korkusuyla haber vermemiş olabileceklerini söyleyecek kadar ileri gittiler.  



 





 



Dün tutuklu sanıklardan Can Gürkan, Ramazan Doğru ve Akın Çelik'in avukatları beyanlarda bulunmuşlardı. Sanıkları savunmaktan gurur duyduklarını söyleyen bu avukatların söylemleri arasında bazı çelişkiler de ortaya çıkmıştı.



 



Duruşma bugün de sanık avukatlarının beyanlarıyla devam etti. Sanıklar İsmail Adalı, Ertan Ersoy, Yalçın Erdoğan, Fuat Ünal Aydın’ın avukatlarının ardı ardına yaptıkları savunmalarda da dünkü nakaratlar yinelendi. Hepsi müvekkillerinin katliamla ilgili yargılanamayacağını, herhangi bir suçlarının olmadığını vurgulayarak, bilirkişi raporunu yalanlayıp, taraflı olduğunu iddia ederek yenilenmesini talep ettiler.



 



Sanık avukatlarının beyanları arasına bazı çelişkiler ortaya çıktı. Birisi sensörlerin bozuk olduğunu söylerken bir diğeri olmadığını iddia etti.



 



Aileler avukatların beyanlarına tepki gösterdiler. Üretimi arttırmak için işçilere şiddet uyguladığı bilinen sanık İsmail Adalı'nın avukatı konuşurken bir işçi eşi, "Eşim en çok ondan şikayet ederdi" diye bağırdı.



 



Sanık avukatlarından biri özelleştirme kararları alan siyasi otoritenin sonraki süreçleri kontrol etmekle de yükümlü olduğunu belirterek, konuyla ilgili kamu görevlilerinin de yargılanması gerektiğini belirti.  



 



Verilen aradan sonra 13:30'da yeniden başlayan duruşma, sanık Ümit Şahin'in vekilinin beyanlarıyla devam etti. “Ben burada sanık vekiliyim ama karşı tarafta da olabilirdim çünkü müvekkilim de mağdur” diyerek sözlerine başladı. Beyanlarında ocağın riskli olduğunun, böyle bir facianın potansiyellerini taşıdığının 2009'dan beri bilindiği, o açıdan da şirket yöneticilerinin nedeni bilmemesinin şüpheli olduğunu ifade etti.



 



Asıl sorumluların yargılanmadığının altını çizen vekil, sorumlu olarak TKİ’yi, devir işlerini yapan yetkilileri, Soma A.Ş. yöneticilerini, Çalışma Bakanlığı’nın iş güvenliği müfettişlerini, ocağı 2009-2014 yılları arasında denetleyenleri ve bakanlık müfettişlerini işaret etti. 2009 yılından bu yana bu madende çalışılamayacağına ilişkin rapor olduğunu hatırlatan sanık avukatı, tüm sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasını ve raporların mahkemeye getirilmesini talep etti.



 



Talebe Can Gürkan’ın avukatı sözlü karşılık vermek istedi, mahkeme heyeti söz hakkı vermedi.



 



Sanık sıfatına sahip yedi  TKİ mühendisinin avukatı savunmasında bilirkişi raporunu hedefleyerek başladı. Raporda mağdurların savunulması için masumların suçlandığını iddia eden avukat, yaşananlar bir sistem sorunuysa o zaman sorumlu da dönemin Başbakan’ı, Çalışma Bakanı ve Enerji Bakanı’dır dedi.



 



Mühendislerin avukatı, müvekkillerinin yalnızca yaptıkları iş itibariyle ihaleye fesattan yargılanabileceğini, güvenlik ile ilgili bir işlerinin olmadığını dile getirdi.



 



Sanıklar Halil Sarı ve Mehmet Avcı’nın avukatı ise beyanlarına iddianamenin facianın büyüklüğü nedeniyle oluşan toplumsal basınç ve medya etkisi altında hazırlandığını iddia ederek başladı.



 



Teknikerler Serdar Günay, Uğur Karabulut, Mehmet Uçgun, Saltık Alp Demir, Caner Uysal ve Nazmicem Nesemioğulları’nın avukatları da savunmalarında bilirkişi raporlarının yeniden hazırlanmasını, raporlarda suçun somutlaştırılmasını istedi. Üretim zorlaması iddiasını kabul etmeyen avukatlar, özelleştirmenin siyasi iktidar tarafından tercih edildiği bir ülkede maden ocaklarının riskli olduğunu ifade etti.



 



Saatler 15:00'e gelirken tüm sanık avukatlarının beyanları sona erdi ve ailelerin avukatlarının beyanlarına geçildi.



 



Ailelerin avukatları, sanık vekillerinin çelişkili ve maddi gerçeği gizleyen ifadelerini ailelerle birlikte göğüslerine taş basarak dinlediklerini, salonda oturmanın dahi zor olduğunu belirtti. Haziran ayında yapılması beklenen gelecek aşamanın Mayıs ayında yapılmasını talep eden avukatlar, Barolar Birliği’nin sayfasında yayımlanan bir raporu da mahkeme heyetine sundu.



 





 



Müşteki avukatlarının ifadelerinden kesitleri sendika.org'dan aktarıyoruz:



 




Av. Serhan Özbek:



Sanık avukatları ‘ideolojik’ kelimesini kullanmıştır. Ne demek istediğini açıklamasını isterdim ama ben o ideolojiyi biliyorum. Düşük maliyet, yüksek kârdır o ideolojinin adı.



 



Sabotaj gibi fantastik fikirlerle işimiz yok. Olay kaza günü yaşanıp bitmemiştir, 2009’dan bu yana sürmektedir. Bu kadar risk altında bu üretimi sürdürmek doğru mudur? Buna kimler izin vermektedir? Bu soruların yanıtları yargılama çerçevesine alınmalıdır. Bu salondakiler dışında sorumlu olanlar vardır. TKİ sorumludur, bakanlıklar sorumludur, hükümet sorumludur.



 



Bu ailelerin acısını hiçbir ceza, tazminat dindirmeyecek ama başka Soma ve Kozlu yaşanmasın diye uğraşıyoruz.




 




Av. Mehmet Ümit Erdem:



Kamu görevlilerinin sorumluluklarını sanık vekilleri bile göstermiştir. Enerji Bakanı Taner Yıldız; Soma Valisi, Alp Gürkan, Can Gürkan, Ramazan Doğru ile açıklama yapmıştı, unutmadık biz bunları. ‘İş güvenliklerini artırmak için çaba sarf ediyoruz’ demişti. TKİ müdürü benzer açıklamalar yapmış, 5,5 milyon ton kömürü kısa zamanda 40 milyon tona çıkaracaklarını ilan etmişti. Evet, nasıl çıkardıklarını gördük. Bu nedenle; Taner Yıldız’ın, Faruk Çelik’in, TKİ Müdürü’nün tanık olarak dinlenmelerini istiyoruz. Yerlerinin sanık sandalyesi olduğunu biliyoruz.




 




Av. Denizer Şanlı:



Bazen  gerçekler görünmez olabilir ama 301 kişinin öldüğü bu katliamda ortada. Ülkemizdeki yargılama pratikleri ortada olduğu için bilirkişi raporu tabi ki benimsenmedi. Daha fazla kâra dayalı üretim felsefesinin olduğu çok açık. Nisan ayından bu yana sensörlerin sıcaklığı daha yüksek gösterdiği, Co gazının attığı, kazadan saatler sonra dahi dumanların yükseldiği, bakım yapılmayan maskeler gerçektir.



Katliamdan sonra sıcağı sıcağına açıklamalar yapılmadı, 3 gün sonra basın açıklaması yapıldı. Suç üstü yapılmaması şaşırtıcıdır.  Bakanlık 11 aydır hiçbir soruşturma başlatmadı. Bu dava eksik bir davadır. Yargılanacak daha çok kişi olmalıdır.




 



Müşteki avukatlarının beyanlarından sonra duruşmanın yedinci oturumu sona erdi.



 



Bir sonraki oturum  24 Nisan Cuma 09.40’a erteledi. Kararın ardından madenci aileleri sanıkları yuhaladı.