Cumartesi Anneleri'nin 529'ıncı oturumunda Ermeni Soykırımı'yla kaybetme siyaseti arasındaki ilişkiye vurgu yapıldı
Her Cumartesi günü Galatasaray Lisesi önünde yaptıkları oturma eylemiyle kaybedilen yakınlarının, evlatlarının hesabını soran Cumartesi Anneleri’nin 526. oturumunda, 100. Yılına giren Ermeni Soykırımı’yla devletin kaybetme politikaları arasındaki dolaysız ilişkiye vurgu yapıldı.
Hiçbir insanlık suçunun geçmişte kalmayacağı vurgulanarak, devletin yıllar boyunca işlediği suçlarla yüzlemesi gerektiği belirtildi.
Eylemde ilk sözü Hayrettin Eren'in kardeşi İkbal Eren aldı. "100 yıl önce 1915 ile yüzleşseydik biz bugün burada olmazdık" diyerek o gün de bugün de katliamcıların aynı olduğunu ifade etti.
Türkiye'de kayıpların 1915'te başladığını hatırlatan İrfan Bilgin, susmayan tüm kesim ve halkların bu katliamların hedefi olduğunu söyleyerek, “Artık susmayalım!” çağrısı yaptı.
Nurettin Yedigöl'ün kardeşi Muzeffer Yedigöl de bu ülkenin ‘mezarsızlar ülkesi’ olduğunu vurgulayarak, 100 yıl önce katledilen Ermeniler’in de ‘90’larda kaybedilenlerin de mezarlarının olmadığını, bu zincirin sürgit devam etmesinin katliamlar karşısında sessiz kalınmasıyla ilgili olduğunu anlattı.

Bu haftaki oturumun konukları arasında anlamına da uygun olarak 100 yıl önce Ermeni Soykırımı'nda katledilen Tutyan'ın torunu Arlin Abatiyan da vardı. Geçtiğimiz yıl soykırımın yıldönümünde de Türkiye’ye gelerek Cumartesi Anneleri’nin yanında yer alan Abatiyan, acının dilinin olmadığını ifade etti. "Dedim 100 yıl önce askere alındı ve bir daha haber alınamadı. Bugün bana dedemin ismini sordular burada, hatırlayamadığımı söyledim. O an aslında dedemi iki kez kaybettiğimi hissettim. Dedem, önce bedenen, sonra da hafızamda kayboldu" sözleriyle hatırlamanın önemini ve anlamını vurguladı.
Dünyada “Sis ve Gece”, Türkiye’de Ermeniler
Haftanın açıklamasını insan hakları savunucularından Sebla Arcan okudu. Dünyada gözaltında kaybetmenin tarihinin, Fransa'daki Alman İşgal Kuvvetleri Komutanlığı’nın "Gece ve Sis" adını verdiği kararnameye göre, tutukladığı binlerce Fransız direnişçiyi gece trenleriyle Almanya'ya götürmesi ve yok etmesiyle başlatıldığını, Türkiye'de ise bu tarihin 100 yıl önce Ermenilerin kaybedilmesiyle başladığını söyledi.
"24 Nisan İstanbul tutuklamaları Ermeni varlığına devlet eliyle son verilmesinin başlangıç noktası oldu" diyen Arcan, Ermeni aydınlarının katledilmesiyle Ermeni halkının kamuoyu oluşturmasının, sesinin duyurmasının engellendiğini ve bir halkın bu topraklardan silindiğini kaydetti.
‘Adalet ve hakikat içiçedir’
526 haftadır, Galatasaray'da "Hiç bir insanlık suçu geçmişte kalmaz" diye haykırdıklarını hatırlatan Arcan, şunları söyledi: "İnkâr edilen, yüzleşilmeyen, hesaplaşılmayan her suç bir sonraki suça yataklık ederek, sistematikleşir.nkâr edilen, yüzleşilmeyen, hesaplaşılmayan insanlık suçları derin devlet geleneğinin ve devlet şiddetinin devam etmesini sağlar. Bu toprağın hakikatlerinin unutturulmasına itirazımız bu yüzdendir. Resmi yalanlara boyun eğmeyerek, hakikati yaşatma çabamız bu yüzdendir. Biliyoruz ki adalet ve hakikat içiçedir. Hakikatin açığa çıkartılması ve kabul edilmesiyle başlar adalet."
Açıklama inkar edenlerin bu tutumlarından vazgeçmesi, işçi ve emekçilerin de gerçeklerle buluşması çağrısıyla sona erdi.