'Soykırımın 100. yılında söz Ermenilerin!'

'Soykırımın 100. Yılında Söz Ermenilerin' programının ikinci gününde ziyaretler yapıldı, forum ve tebliğler sunuldu

GÜNCEL
Pazar, 26 Nisan 2015 (11 yıl 6 ay önce)

Ankara'da Alınteri'nin de örgütleyicileri arasında yer aldığı 'Soykırımın 100. Yılında Söz Ermenilerin' programının ikinci gününde (25 Nisan) katılımcılar, saat 09:00'da Kurtuluş Parkı'nda bulunan Vedat Dalokay Düğün Salonu'nun önünde buluşarak, Zir Vadisi'nde bulunan Stanos Köyü'ne doğru yola çıktılar. Katliam yaşamış Stanos Köyü'ne yolculuğa Amerika ve İngiltere'den gelen Ermeniler de katıldı.



 



Stanos Köyü'nün mezarlığında yapılan saygı duruşuyla anma etkinliğine başlandı. Etkinlik, Mahmut Konuk'un açılış konuşmasıyla devam etti.



 



Konuk konuşmasında, Stanos Köyü'nde 5 bin Ermeni'nin yaşadığını, 2 kilise ve bir orta okulun bulunduğuna değindi. Köyün bu Ermeni dokusunun soykırımcı politikalarla nasıl bozulduğunu, tarihsel belleğinin nasıl silindiğini anlattı.



 





 



Konuk'un konuşmasından sonra, katledilen Ermeniler için Ermenice dualar okundu. Daha sonra Mehmet Özer, Ermeni aydını için yazılmış olan bir şiir okudu. 



 



Fatin Kanat köyde yaşanan bir olayla ilgili Rakel Dink'ten dinlediği hikayeyi aktardı. Hikayeye göre, bir komutan köye gelir ve köy rahibini çağırarak, köy ahalisini yanına çağırmasını emreder. Rahip emre uyarak köy ahalisini çağırarak, komutanın öğütlerini dinlemelerini söyler. Komutan herkesin Müslüman olması gerektiğini, olmayanların öldürüleceğini söyler. Büyük bir kısım insan Müslüman olmayı reddeder ve ölüme mahkum edilir. 



 





 



Ermeni Mezarlığı'na giren define avcılarınca tahrip edilen mezarlıkta, gün yüzüne çıkmış bir mezara karanfiller atıldı. 



 





 



Burada yapılan törenden sonra Ayaş'a doğru yola çıkıldı. Yolda "100. yılında katliamı tanı, özür dile!" yürüyüşçüleriyle karşılaşıldı. Onlarla kısa bir sohbetten sonra, Ankara'nın Ayaş İlçesi'nde zamanında Ermenilerin atıldığı cezaevinin bulunduğu bölgeye gelindi. Şu an Ermenilerin bulunduğu cezaevinin yerine CİK satış mağazasının yapılmış olduğu hatırlatıldı.



 



Bu ziyaretten sonra tekrar Kızılay'a geçilerek, program kapsamında yapılacak diğer etkinliklere devam edildi.



 





 



Saat 13:30’da etkinlikler kapsamında açılan “Soykırımdan Direnişe“adlı fotograf sergisi dolaşıldı. Arkasından, '100 yıl sonra söz Ermenilerin' adlı forum başladı.



 



Forum Fikret Başkaya'nın açılış konuşmasıyla başladı. Başkaya konuşmasında şunları söyledi:



 




'Soykırımın 100. yılında söz Ermenilerin' başlıklı etkinliğimize, Amerika’dan, Fransa’dan gelen konuklarımıza hoşgeldiniz diyerek başlamak istiyorum. Yüzyıllık bir yalan,  yüzyıllık bir tabu bizi buluşturdu burada. Ermeni sorunu denilen konuyu ben 26 yaşımda öğrendim.  Fransa’da doktoramı yaptığım dönemde taşındığım evin yan tarafında karı-koca yaşayan bir aile vardı, bunlar Ermeni'ydi... Türkiye’den, Yunanistan’dan, Bulgaristan’dan gelen zeytin, peynir, pastırma, sucuk satıyorlardı... Bunlar yaşamlarını anlattılar. Olaya biraz daha vakıf olduktan sonra anldım ki, aslında bunlar Ermeni katliamı yapmışlar bir de bilinç katliamı yapmışlar. Bilinçlerimiz katledilmiş.



Şimdi bakın bir ülkede ilkokulu bitiriyorsunuz, liseyi bitiriyorsunuz, üniversiteyi bitiriyorsunuz ve doktora aşamasına gelmişsiniz, Ermeni sorunu diye bir şeyden haberiniz bile yok. Bu rejimin başarısı, bizim de ayıbımızdır. Bunu başarmamız gerekir. Bu konuda konuşulmazsa, gazeteler yazmazsa, radyo söylemezse-o zaman televizyon yoktu-nereden öğreneceksin bunu? Bu başarılarının sırrı ne? Sırrı, bağnaz bir resmi tarih ve resmi ideoloji dayatmalarına bağlıdır. Resmi tarih, tahrifata, yok saymaya,  yalana, sansüre ve otosansüre bağlı bir tarih versiyonudur... Bir bellek kaybı yaratıyor. Size okulda okutulanla, gerçek hayatta yaşanan farklı. Egemen sınıflar geçmişi karartır, tarihi karartır.



Ermeni sorununa dair bağnaz refleks, İttihatçıların işledikleri insanlık suçunun hatırlanmasını engellemek içindir... Ermeni soykırımı asla tarihçilere bırakılacak bir şey değildir. Şimdi katliamı gerekçelendirmek için birçok saçma şey ortaya atıyorlar. Katliamın gerekçesi olmaz, bir kere herkesin kafası burada net olmalı. Bu katliam yol kazası falan değil, arka planı olan bir durumdur. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü ufukta görülmeye başlandığı anda 'bunu nasıl engelleriz' sorusuyla karşı karşıya geldiler....



Asıl olarak Ermeni katliamında yapılması gerekenlere değinmek istiyorum... Ermeni vatandaşlara yapılanları devletimiz şiddetle kınar, Ermenilerin acılarını paylaşır. Tarihsel gerçekleri gizlediği için özür diler. Osmanlı Ermeni vatandaşlarını vatandaşlığa kabul eder. Mallarının tazmin edileceğini açıklar. Devletin yapması gerekenler bunlar...



Asıl bizim yapacaklarımız önemli, biz ne kadar çok insanın bu konuda duyarlılığını arttırabilirsek, bilinçlendirebilirsek kendi ayıbımızdan biraz daha kurtulmuş oluruz...




 



Moderatör Nejla Kurul da Ermeni katliamına kısaca değinerek, özellikle kendisini etkileyen Hırant Dink ve Ermeni devrimci Paramaz’ı anlattı.



 





 



Arkasında, sinema sanatçısı Arsinêe Khanjian kısa bir konuşma yaptı. Etkinliğe katılmakla mutlu olduğunu dile getirip, "Korkularla yaşayan bu halkın bugün konuşulması çok önemli. Artık biz de varız diyebileceğiz...“ dedi.



 



Arkasından, 1915 yılında katledilen Seda Puran’ın yakını kürsüye çıktı. Büyükbabasını anlatımlardar tanıdığını söyleyen Puran, "Nasıl katledildiklerini dinleyerek bu tarihe kadar geldim. Bu topraklarda bu hikayeyi sizlerle paylaşmak çok anlamlı..." diye belirtti.



 



Berkeley Üniversitesi’nde öğretim görevlisi Roxanne Makasdjian kürsüye geldi ve “Biz bu sesin anmanın mekanları ve günlerin ötesinde dedelerimizin çınlayan sesi olacağız. ...memleket" dedi.



 



Khatchin Mouradian (öğretim görevlisi, gazeteci) kendisini ailesinin yaşadığı bu katliamı bütün insanlığa anlatmakla sorumlu hissettiğini belirterek, "Küçük oğlum Amerika’da kaldı ve çevrimizdeki insanlara tarihimizi anlatıyor. Ben bu etkinliğe katılarak burada yaşayanlara anlatıyorum. Büyük oğlum ise Ermenistan’a giderek, oradaki etkinliklere katılacak. Ailecek bir işbölümü yaptık....“ diye söyledi.



 



Nanore Barsoumian (Armenian Weekly’nin editörü), birkaç gün önce gazetelerine gelen bir mektuptan bahsetti. “1915 Ermeni katliamında kaybolan abisini arayan ve 105 yaşında olan Ermeni kadının acılı haykırışı... Bulunmadı abisi, son umut olarak baktığı sadece mavi bir çift göz...“ dedi.



 





 



Amerika ve Fransa’dan katılan Ermeni konukların konuşmalarından sonra kısa bir ara verildi ve  ikinci oturum başladı.



 



İkinci oturumda etkinliği organize eden kurumların tebliğ okumaları ile etkinlik saat 18:00’de sonlandı.