'Kürt sorunu yok, işçiler nankör!'

Batman'da konuşan Erdoğan Kürt sorununun olmadığına hükmedip, kadro isteyen işçileri de nankörlük yapmayın diye azarladı

GÜNCEL
Cumartesi, 2 Mayıs 2015 (11 yıl 5 ay önce)

Neoliberal birikim politikalarındaki kıyıcılıkta ustalaşmanın simgesine dönüşen Tayyip Erdoğan, tarihteki faşist liderlere mahsus pederşahi söylemlerini, buyruklarını bu sefer de Batman'da yineledi.



 



Bir Cumhurbaşkanı değil de parti lideri havasıyla miting miting dolaşarak 7 Haziran seçimleri için oy isteyen Erdoğan burda da aynı havada ve tarzda konuştu. 



 



Ağzını Kürt sorununun olmadığı tekerlemesiyle açıp, HDP'li belediyenin sokakları temizlemediğiyle devam eden ve bunun insana verilen değerin ölçütü olduğunu söyleyen Erdoğan, hemen ardından kadro isteyen taşeron işçileri "nankörlük yapmayın" diye azarladı!



 



Erdoğan'ın Kürt sorunuyla ilgili "aforizma" tadında cümlelerle devam eden kışkırtıcı, kutuplaştırıcı konuşmasının bir yerinde taşeron olarak çalışan bir grup petrol işçisi 'Başkan TPIC işçilerine sahip çık' sloganıyla kadro talep etti. Az önce (ya da az sonra) 'insana değer vermekten' bahseden Erdoğan, artık çok aşina olunan o nobran ve pederşahi diliyle işçileri azarlayarak,  "Arkadaşlar, arkadaşlar bakınız şu yaptığınız şeyler çok yanlış. Yani bir yerde çalışıyorsunuz nankörlük yapmayın. Çalışıyorsunuz nankörlük yapmayın. Bir imkan tanınmış size çalışıyorsunuz. Sayın başbakanımız da özellikle açıklamaları yaptı. Açıklamaları takip edeceksiniz. Seçimden sonra inşallah adımları zaten atılacak. Lütfen provoke etmeyin. 20, 30 kişi toplanıyorsunuz böyle bir adım atıyorsunuz" deyiverdi. Erdoğan'ın bu tepkisinin ardından da harekete geçen polisler, slogan atan petrol işçilerini alandan çıkardı.



 



Her cümlesi üzerine sayfalar yazılacak bu sözlere; madenlerde, tersanelerde, şantiyelerde, fabrika ve atölyelerde, güvencesiz kuralsız çalışmanın hüküm sürdüğü plazalarda... tüm zamanlarını asgari ücrete satan işçi kardeşlerimiz yanıt vermelidir. Bu sözler, canını, zamanını, tüm bir benliğini ortaya koyarak çalışan bir sınıfın kolektif onuruna yapılmış bir saldırıdır.



 



Milyonlarca dolarlık saraylarda oturanlar, asgari ücret karşılığında emek güçlerini satarak yaşayabilen işçilere, çalışabildikleri için şükredip yerlerine oturma buyruğu veremezler!  



 



Sadece bir kadehlerinin fiyatı bile sayısız işçinin aldığı ücrete denk düşenlerin, işçi sınıfını babasının malını dağıtıyormuşçasına (iş!) azarlaması kadar büyük bir çelişki, o işi kendi lütfüymüş gibi sunması kadar büyük bir sahtekarlık olamaz.



 



"Lütfeden baba" havalarına girerek işçi sınıfını azarlayan bu zihniyet, kapitalist barbarlığın en saf ifadesidir.



 



Bu kadar kolay dile gelebilmesiyse sınıfımızın kolektif bir güç olamamasındandır!