Tutsaklar saldırıyı anlatıyor

Tutsaklar 7-8 Eylül tarihlerinde uğradıkları saldırıyı ve sonrasındaki baskıları anlatıyorlar:

GÜNCEL
Çarşamba, 11 Ekim 2006 (20 yıl 2 hafta önce)

Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde keyfi yasaklarla dış dünyayla bağlatıları kesilerek üzerlerindeki tecritin boyutunun yükseltildiği tutsaklar 7-8 Eylül tarihlerinde saldırıya uğramışlardı. Hücre, mektup, görüş vb. yasakları sebebiyle tutsaklar saldırıya uğradıklarının haberini dahi dışarıya ancak 10 gün sonra ulaştırabilmişlerdi.

İzmir Cezaevi İnsiyatifi'ne bir mektup gönderen devrimci tutsaklar bu saldırıyı ve sonrasında yaşadıklarını anlattılar. Kısaltarak aktarıyoruz:


Daha önceki bilgilendirmemizde hastane dönüşünde fiili saldırıya uğrayan arkadaşlarımızı ve hakkında açılan keyfi "ceza" furyası başlatıldığını da değinmiştik. Yedinci aydan itibaren hakkımızda verilen ceza toplan olarak 1 yıl 1 ayı buldu, 13 ay kapalı görüşten men cezası aldık. 1 ay da haberleşmeden men cezası verildi.

[foto]ok.gif[/foto] 14 Temmuz 2006 tarihinden itibaren hapishane idaresinin başlattığı bu keyfi ve kasıtlı saldırı furyası hız kesmiyor. Yıllardır gerçekleştirdiğimiz kapılara vurmayı, slogan atmayı sorun haline getirmeyen idare keyfi bir şekilde ardı arkası kesilmeyen disiplin soruşturmaları açıp disiplin cezaları vermeye başlamıştır. Yukarıda belirttiğimiz gibi yedi ayrı disiplin cezası vermiştir. Bir yılı aşkın ziyaretten men ve mektup hakkımız gasp edilmiştir. Bütün bunlarla yetinmeyen hapishane idaresi keyfi bir şekilde fiili saldırı ve işkenceye varan bir boyutu da havalandırma kapılarımızı kapatarak havalandırma hakkımız gasp etmiş, fiilen hücre cezası vermiştir. Disiplin soruşturma-cezası saldırısı bir yandan sürerken, diğer yandan fiili saldırı işkenceye vararak zorla havalandırma hakkımız gasp edilip, havalandırma kapılarımız iki gün boyunca kapatılmıştır.

[foto]ok.gif[/foto] 7-8 Eylül günü saat 11:00'de hücrelere baskın yaparak havalandırma kapıları zorla kapatıldı. Fiili olarak hücre cezası gerçekleşmiştir. Havalandırma hakkımız keyfi bir şekilde gasp edilmesine karşı tavır olarak havalandırmadan içeri girmedik. Havalandırma hakkımız savunduk. Bunun üzerine gardiyanlar bizlere tekme tokat saldırarak, karga tulumba zorla içeri hücreye soktular. Fakat aldığımız fiziki darbelere karşılık vermememize rağmen işkenceye varan fiziki şiddete maruz kaldık.

(Tutsakların çoğunun vücudlarında, zorla yere yatırılıp tekmelenmeden ve sürüklenmeden dolayı morluklar, sıyrıklar, kaburgalarına incinmeler ayrıca mide ve böbrek ağrıları oluştu. Bel fıtığı ameliyatı olmuş olan tutsaklar dahi bu işkenceye maruz bırakıldılar. Bazıları revirde rapor edildi.)

Bu saldırıya tüm siyasi tutsaklar uğramıştır. İki gün havalandırma kapıları zorla kapatılmıştır. Yapılan bu saldırı için C. Savcılığına suç duyurusunda bulunduk. Henüz bir yanıt gelmedi.

[foto]ok.gif[/foto] Hapishane idaresi yalnızca bunlarla yetinmemiştir. Savcılığa yapmış olduğumuz suç duyurusundan sonra idarenin yanıtı ise hakkımızda disiplin soruşturması açıp kimine 5 gün, kimine 5 artı 5 gün hücre cezası vermek olmuştur. Disiplin soruşturması kapılara vurulduğu gerekçesiyle açıldı.

[foto]ok.gif[/foto] 7 ve 8 Eylül tarihlerinde kapılara vurduğumuz esnada idare tarafından hücre kapıları zorla kapatılmak istenmesi sırasında pasif direniş gösterip karşılık vermememize rağmen nasıl olmuşsa kimi arkadaşlarımız gardiyanlara mukavemet gösterip onları darp etmiştir. Ne hikmetse yaralananlar ise arkadaşlarımız olmuştur. Bu nedenle yine idare tamamiyle keyfi seçimi sonucunda kimi arkadaşlarımıza ayrıca 5 er gün daha toplam 10 gün olmak üzere hücre cezası vermiştir.

[foto]ok.gif[/foto] 13 Eylül tarihinde İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşma için İstanbula götürülen Mehmet Sarar adlı arkadaşımız askerlerin saldırısına uğramıştır.

Duruşma salonundan çıkarken tutuksuz yargılanan arkadaşıyla vedalaşmak amacıyla tokalaşmak istemiştir hepsi bu. Fakat erlerden biri buna izin vermeyerek itmiştir. Haydi yasak, devam et vb. şeyler diyerek. Vedalaşmaya karışamayacağını belirtmiştir. Fakat bunun karşılığı askerin provakatif hareketi ve gerilimi artırıcı tutumu salondan çıkıp kelepçelerin takıldığı anda devam etmiştir. Bu tartışmayı fırsat gören görevli astsubay veya uzman çavuş kelepçe mahiyetinde takılan zinciri bilerek bir cezalandırma aracı olarak kullanmak istemiştir. Zinciri aşırı derecede sıkmıştır. Kelepçeyi fazla sıktın uyarısı, daha da fazla sıkılmasına neden oldu.

Bu kelepçeleme işini bir işkence aracına dönüştürmek istenmesine izin vermemiş. Bu esnada yanındaki arkadaşıyla bir birinden ayırmaya çalıştılar. Buna karşı çıkınca 6-7 er zorla karga tulumba mahkeme binasının koridorlarından dış bir noktaya götürülüyor. Ve bu esnada komutan sıfatlı asker ile erlerin alçakça saldırısına maruz kalıyor. Bu saldırıya karşı "İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek" sloganı atıyor.

Bacaklarına ve vücudunun çeşitli yerlerine tekme ve yumruk darbeleri aldı. Kafanın arka tarafına ise o rütbeli asker tarafından tekme ve yumruk darbelerini aldı. Bu alçakça saldırı sonrası atılan sloganları duyan ve kargaşayı gören yüzbaşı rütbeli asker gelip de durumu öğrendikten sonra ellerindeki kelepçeleri gevşetmiştir.
Ring aracına bindirildikten sonra erlerin kendi aralarında belki astsubayın telkiniyle savcıya çıkınca şöyle şöyle deyin. Geçiştirin bir yerleriniz kızarsın, morarsın. Astsubayın telkiniyle geçen konuşma ise bu insanların bu kurumun çürümüşlüğünü, işkenceci yüzlerini, meşruiyet krizi içinde ne kadar alçakça bir düşkünleşme içerisine girebileceğini gösteriyor. Bu konuda suç duyurusunda bulunduk henüz bir yanıt gelmedi.

[foto]ok.gif[/foto] Cihat Özdemir adlı arkadaşımız ağustos sonlarında kulağından rahatsızlanıp revire çıkmıştır. Doktor muayene yapıp iki kutu antibiyotik (1000 mg”lık) yazmıştır. “Kulağındaki rahatsızlık geçmez ise hastaneye sevk uygundur” diye revir defterine yazmıştır.

Kulağındaki rahatsızlık geçmediği için 15 gün sonra tekrar revire çıkmıştır. Revirde bu defa başka bir doktor vardı. Kulağının durumunu anlatır (üç sefer ameliyat olduğunu, iltihabın ilaca bağışıklık kazandığını vb.) önceki doktorun hastaneye sevk yazdığını hatırlatıp hastaneye sevk istemiştir. Toplam 1 dakikalık bir muayeneden sonra tekrar ilaç yazmak istemiştir. Arkadaşımız aynı şeyleri tekrar etmiş. Bu yüzden ilaç istemediğini hastaneye sevk için geldiğini belirtmiş. Revir doktoru –bayan- "hep aynı grup ilaç kullanmışsın bu sefer başka gruptan ilaç yazacağım" diyerek hastaneye sevk etmedi. Doktor hakkında 12.09.2006 da c.savcılığına görevi kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulunmuştur.

[foto]ok.gif[/foto] Erdal Süsem, hastaneye sevk sırasında x ray cihazının önüde zorla çıkartılan ayakkabılarını kendi kutuya koymadığı için hastaneye götürülmedi. Yine 13 Eylül'de İstanbul'a mahkemeye götürülen Mehmet Sarar ve Erkan Altun'a aynı dayatma yapılmıştır. Bu dayatma kabul edilmedi. Bir süre sonra x ray cihazının önünde bekletildikten sonra kendileri ayakkabıları kutuya koymak zorunda kaldılar.

[foto]ok.gif[/foto] 11 Eylül'deki ziyarete Veli Özdemir, 15 dakika gecikmeli görüştürülmüştür. Ziyaret sonrası ise arkadaşımızın itirazına rağmen süre dolduğu gerekçesiyle görüşme uzatılmamıştır. Sebebi sorulduğunda ise “ziyaretçisinin geç kaldığı” söylenmiştir. Oysa ziyaretçisi sadece beş dakika geç gelmiştir. Ziyaret ise normal süreden 20 dk.sonra yapılmaya başlanmıştır. Arada 15 dk.lık bir zaman dilimi vardır. Ayrıca yönetmelikte ziyaret süresi en az bir saat olarak geçmesine rağmen idare ısrarla gecikmeli durumları bir fırsat olarak kullanarak yaptırım-intikam araçlarına çeviriyor. Geçmişte olduğu gibi yine idare ve jandarma ziyaretçilerimizi fişlemekte ısrara ediyor. En son 11 Eylül'de Veli Özdemir'in ziyaretine gelen Kader Özdemir'e hem girişte hem de çıkışta ev ve işyerinin adresini öğrenmek ve kaydetmek için ısrar ediliyor. İş yerinin adresinin kaydedilmesine izin vermeyen Kader Özdemir ziyaret çıkışında görevli gardiyanlarla tartışmak zorunda kalmıştır. Bu uygulama bir bir buçuk yıl önce yine gündeme gelmiştir. Kamuoyunda oluşan tepkiden sonra geri çekilmiştir. Anlaşılan malum birileri suyun yeterince bulandığına kanaat getirmiş olacak ki tekrar yarım bıraktıkları işi tamamlamaya çalışmaktadırlar.

[foto]ok.gif[/foto] 14 Eylül'de Murat Aktaş'ın ziyaretine gelen eşi görüş kabininde yaklaşık 20 dakika bekletilmiş ancak 40 dk. görüş yapabilmiştir. Bu keyfi ziyaret hakkının gasp edilmesine itiraz etmesine rağmen bir sonuç edilmemiştir.

[foto]ok.gif[/foto] Erkan Salduz ve Turaç Solak, Bayrampaşa Hapishanesi'nden sevk olarak bu hapishaneye gelmişlerdir. Girişte gardiyanlar tarafından üst araması yapacağız diye zorla soyulup onursuzca bir arama yapılmıştır.

[foto]ok.gif[/foto] Özgür Ertürk, yaklaşık bir aydır dişinden rahatsız ve diş problemi var “aletler bozuk” olduğu gerekçesiyle tedavisi enlelleniyor.

[foto]ok.gif[/foto] Yaklaşık 2.5 aydır Turgut Kaya adlı arkadaşımızın c-79'da kalan arkadaşlarının yanına geçme talebi var. "Örgütsel ilişki bahanesiyle" yer değişikliği yapılmıyor.

[foto]ok.gif[/foto] Coşkun Akdeniz'in adına kayıtlı olan TV şu anda depodadır. Depoda olan TV'sini Ulvi Yalçın'a hibe etmek istiyor. Bu konuda yaptığı bütün girişimler idarece engelleniyor. İnfaz hakimliği bir tutuklu bir başka tutukluya TV'sini hibe etme kararı vermesine rağmen "bu karar sadece bir kereye mahsus" denilerek karar yerine getirilmiyor.

[foto]ok.gif[/foto] Hasan Rüzgar iki hafta üst üste rahatsızlanmıştır. Rahatsızlığından dolayı revire çıkmak için dilekçe yazmasına rağmen revire götürülmedi. Niçin revire götürülmediği sorulduğunda herhangi bir açıklama yapılmamıştır.

[foto]ok.gif[/foto] Daha önceden olağan arama esnasında yaşanan bir sorun nedeniyle Barış Akkuş'a 1 aylık görüş yasağı cezası verildi. Disiplin cezasına itiraz süresini bir gün aştığı için itiraz dilekçesi işleme konulmadı denilerek görüş yasağı hemen başlatıldı.

[foto]ok.gif[/foto] Daha önceki bilgilendirmemizde 15 Ağustos tarihinde PKK'nin silahlı mücadeleye başlama vesilesiyle PKK'li arkadaşlarımızın saat 12:00'de slogan atmışlardır. PKK'li arkadaşlarla birlikte bu sloganlara katılmayan arkadaşlarımızın da idare keyfi olarak haklarında soruşturma açtığını isimleriyle yazmıştık. Bu konuda infaz hakimliğine yapılan itiraza infaz hakimliği red kararı vermiştir. Karar no.2006/67 karar tarihi 22.08.2006 itiraz tarihi 29.09.2006. infaz hakimliği kararı; esas no: 2006/1263 karar no: 2006/293 karar tarihi 14/09/2006

[foto]ok.gif[/foto] Abdullah Öcalan'a verilen hücre cezasını protesto etmek için PKK'li arkadaşların yaptıkları üç günlük A.G.'ye savcılık soruşturma açmıştır. A.G. yapan 31 PKK'li arkadaşımız "örgütü övmekten" açılan dava için mahkemeye ötürülüp ifade verilmiştir.

[foto]ok.gif[/foto] Soğuk su ve sıcak su sorunumuz hala devam ediyor. Her hangi bir gelişme yok. Daha önceki bilgilendirmemizde belirttiğimiz gibi.

[foto]ok.gif[/foto] Erdal Süsem'in 28.08.2006 tarihinde Evrim Deniz'e gönderdiği mektuba “ülkenin bölünmez bütünlüğünü bozan ve T.C devletine hakaret içerdiği” gerekçesiyle el konuldu. Konu edilen mektup bir karttan oluşmaktadır. Ve içinde ki siyasal amaç taşıdığı ifade edilen ibareler özetle şöyledir: “Martılar uçmak amacıyla ülke başbakanından uçma izni isterler. Başbakan PKK'nin terör örgütü olduğunu kabul ederseniz uçabilirsiniz aksi takdirde uçamazsının, başınıza gelebileceklerden sorumluluk almayız. Bu kartta uçarken gördüğün martılarda son uçuşlarında görülmüştür”.

[foto]ok.gif[/foto] Toplatılması olmadığı halde verilmeyen gazete, dergi ve kitaplar ise şunlar:

Halk için Devrimci Demokrasi gazetesinin 94. sayısı ve 95. sayısı sakıncalı denilerek şu arkadaşlarımıza verilmedi; Hasan Rüzgar, Erdal Süsem, S. Yılmaz Bulduruç, Hüseyin Akın, Ulvi Yalçın, Sinan Gülüm ve Veli Özdemir. Ayrıca Devrimci Demokrasi gazetesinin 90,91,92,93. sayıları verilmedi verilmediği gibi niçin verilmediğine dair ne yazılı ne de sözlü bir tebliğ yapıldı. Kendilerine defalarca sorulmasına rağmen her hangi bir yanıt verilmiyor. Bu gazeteler hem gazetenin merkez bürosundan posta yoluyla gelmiş hem de kantine yazılıp bayiiden alınmıştır.

İşçi Köylü gazetesinin 52. ve 54. sayıları ve Yeni Demokrat Gençlik dergisinin 113. sayısı eğitim kurulunca sakıncalı bulunarak verilmedi. Gazete ve dergilerini alamayan arkadaşlarımız ise şunlar: Caner Uluç, Hasan Rüzgar, Özgür Ertük, İsmail Yılmaz.

Yürüyüş dergisi son beş sayısı yasak denilerek verilmiyor.

29 -30 Ağustos tarihli Özgür Gündem gazetesi verilmedi.

HASAN RÜZGAR
1 Nolu F tipi cezaevi
Tekirdağ