Her şey tekeller için…

BND, Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı için Avrupa’da şirketleri, üst düzey devlet görevlileri ve siyasetçileri dinlemiş

DÜNYA
Çarşamba, 6 Mayıs 2015 (11 yıl 5 ay önce)

YAŞANACAK DÜNYA



 



Alman istihbarat teşkilatı BND‘nin 2008 yılında Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) için sadece Almanya’da değil bütün Avrupa’da Avrupalı şirketler, üst düzey devlet görevlileri ile siyasetçileri dinlediğine dair bilgilerin ortaya yice saçılması ortalığı karıştırdı.



 



Alman istihbarat örgütü BND’nin dahil olduğu skandal geçtiğimiz hafta detaylarıyla ortaya çıkmıştı. Gelişmeler, gerektiğinde istihbarat teşkilatları da dahil her şeyin uluslararası tekellerin ve tekellerarası rekabetin gereklerine göre konumlandıklarının somutlanması. İstihbaratlarda devletleri -ve dahi tekelleri- en çok öfkelendiren bu bilgilerin bulvar gazetelerine kadar düşmesini de sağlayan “Avrupa şirketlerinde sanayi casusluğu”.



BND’nin Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) dinleme ve takiplerin 2008 yılında gerçekleşmiş olması, iktidardaki Büyük Koalisyon’u da zorda bırakıyor.  Zira halen İçişleri Bakanı olan Thomas de Maiziere, o dönemde Başbakanlık Dairesi’nden sorumlu bakan olarak istihbarat örgütlerinden de sorumluydu.



 



Bu arada Alman istihbarat örgütü BND’nin Amerikan istihbaratına yardım ederek, birçok Avrupa ülkesinde dinleme ve takipler yapmasına karşı Avusturya  Hükümeti tarafından dava açıldı. Avusturya İçişleri Bakanı Johanna Mikl-Leitner, dinleme ve takip skandallarına ilişkin Viyana Savcılığı’na dava açılması talebiyle şikayet başvurusu yapıldığını açıkladı. Şikayetin ‘bilinmeyen kişiye karşı’ dava açıldığını kaydeden Mikl-Leitner, Avusturya’nın Alman Hükümeti'nden bir açıklama beklediğini de söyledi.



 



Almanya’nın ülkesinde yapılan dinleme ve takiplere ilişkin Alman Hükümeti'nden ‘eksiksiz bir aydınlatma’ beklediklerinin altını çizen İçişleri Bakanı, güvenlik birimlerinin Alman meslektaşlarıyla ilişkide olduklarını belirtti. Mikl-Leitner, skandalın açığa çıkarılması için güvenlik birimleri üzerinden ya da hukuki veya diplomatik yollardan çaba sarfedileceğini vurguladı.



 



“Terörle mücadele”



İddialar ne Thomas de Maiziere ne de Merkel tarafından yapılan açıklamalarla çürütülebilmiş değil. Açılan soruşturma komisyonu ise bilgi istiyor. Bu kez mızrak pek de çuvala sığdırılacak gibi değil. Her derde deva manipülatif “Terör için işbirliği”  gibi bir açıklama ortalıkta dolansa da şirketlerin üst düzey yöneticilerinin dinlenmesi bu açıklamayı komik kılıyor. De Maiziere sadece iddiaları reddediyor; Amerikan servisinin işbirliğini kötüye kullanmadığını ve kendilerinin de ileride bu gibi durumlarla karşılaşılmaması için önlem aldıklarını söylüyor. Terörle etkili mücadele için dost ülkelerin istihbarat kuruluşlarıyla işbirliğinin sürdürülmesi ve Alman dış istihbaratının faaliyetlerinin gizli tutulması gerektiğini savunan Başbakan Angela Merkel’in soruşturma komisyonuna bilgi verip vermeyeceği henüz kesinlik kazanmadı.



 



Skandal iktidar ortağı partileri de birbirine düşürdü. Koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti’nin Genel Başkanı ve Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel, Alman şirketlerinin sanayi casusluğuna hedef olup olmadığını iki kez başbakana sorduğunu ve her defasında olumsuz yanıt aldığını söyledi. Gabriel, “Şayet Alman şirketlerinde gerçekten casusluk yapıldıysa, özel sektörün devlete olan güveni büyük sarsıntı geçirir” dedi.



 



Fransız politikacılarıyla şirketlerinin de Alman dış istihbaratı tarafından izlendiğine dair iddialara rağmen skandal, Fransa’da önemli yer kaplamıyor. Konu Fransız medyasında da büyütülmüyor. Daha doğrusu, hangi ülke tekelleri durumdan rahatsızsa o ülke hükümetlerinin sesleri daha fazla çıkıyor. Almanya Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert hafta sonunda Başbakan Angela Merkel’in Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile yaptığı telefon görüşmesinde sadece Ukrayna krizinin ele alındığını söyledi. Paris yönetiminin terörle mücadele yasasını sertleştirmeyi planlaması nedeniyle iddiaları öne çıkartmadığı iddia ediliyor.