Vekalet savaşları kızışıyor

S. Arabistan, Türkiye ve Katar’la yakın ilişki içinde Suriye’deki “muhalifler”den yeni bir “İslami ittifak” oluşturuldu

DÜNYA
Perşembe, 7 Mayıs 2015 (11 yıl 5 ay önce)

ABD’nin desteğinde ve Suudi Arabistan öncülüğünde Yemen’deki kirli savaş katliamlar eşliğinde sürdürülürken, diğer cephede -aynı savaşın bir başka mekanında- Suriye’deki çarpışmalara genişlik ve sertlik kazandırılıyor.



 



Suudi Arabistan, Türkiye ve Katar’la yakın ilişki içinde Suriye’deki “muhalifler”den yeni bir “İslami ittifak” olan “Fetih Cephesi” oluşturuldu. Bu kirli askeri oluşumun bileşenleri Ahrar eş-Şam, El-Nusra ve Cunud el-Aksa (El-Aksa Askerleri) adlı selefi çeteler. Ahrar eş-Şam adlı Sünni-selefi örgütün şimdilerde Türkiye’nin “gözdesi” olduğu söyleniyor.



 



Mart ayının sonunda Suriye’nin kuzeyindeki İdlib kentini, bundan yaklaşık bir ay sonra ise Cisr Eş Şugur ilçesini ele geçiren çeteler grubu işte bu “Fetih Ordusu”.



 



“Fetih Ordusu”nun kuruluşu kadar İdlib ve Cisr Eş Şugur’daki ilerlemesi de Ankara, Riyad ve Doha’nın desteğinde gerçekleşiyor. Bizzat Suriye yönetimi birkaç ağızdan bu saldırıların arkasında bu üç ülkenin desteğinin bulunduğunu açıkladı.



 



Müslüman Kardeşler çizgisini savunduğu iddia edilen, Katar sermayeli, Londra merkezli günlük gazete El Arabia El Cedid 23 Nisan’da, “Suudi Arabistan, Türkiye, Katar koordinasyonunda bir ortak operasyon odası kurulduğunu” yazdı.



 



Suriye yönetimi yanlısı, Lübnan merkezli haber sitesi El Hadath 26 Nisan’da, “isyancılara yakın bir kaynağın, ‘İdlib’e saldırı planının Türkiye’de yapıldığını ve Türkiye’nin; Suudi Arabistan ve Katar’ın desteğiyle 5 bin savaşçının sınırlarından İdlib’e geçişine izin verdiğini söylediğini’ yazdı”.





Amerikan basınında da bunu ters yönden doğrulayan “Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın yaptığı ek silah ve finansal yardımın Fetih Ordusu’nun ilerleyişini kolaylaştırdığı” şeklinde yorumlar görüldü. Üstelik, bu gelişkin silahlar arasında İdlib’teki saldırıda kullanılan ABD yapımı TOW tanksavar füzeleri de var!



 



İç politikada ve devlet kademelerinde kimi değişiklikler yapmış olan S. Arabistan buna paralel şekilde dışarıda/bölgede, (Yemen’den sonra Suriye’de de) ABD’nin desteğinde daha saldırgan bir rol üstlendiğini göstermiş oluyor. Seçim dönemini yaşayan Türkiye ise bölgesel güç olma konumunda yaşadığı irtifa kaybını telafi etmenin de bir parçası olarak Sünni eksende yeni bir karanlık rol üstleniyor.



 



Türkiye’nin bölgeye yönelik saldırgan emellerini gerçekleştirmek için ülke içinde de milliyetçi dinci saldırganlığı daha fazla tırmandırıp pervasızlaşacağını iyi bilmeliyiz. Zaten Tayyip Erdoğan ve AKP çetesinin seçim stratejisini bunun üzerine kurduğu görülüyor.



 



Suriye’deki son gelişmelerle birlikte, kirli üçlü ittifak olarak Türkiye, S. Arabistan ve Katar işbirlikçi gerici rejimleri bölgede mezhep çatışması eksenindeki kirli savaşları yaygınlaştırıp halklar açısından yeni acılara ve yıkımlara yol açacak kanlı bir evrenin perdesini açma uğraşı içindeler.





Nitekim bu kirli ittifakın oluşmasına paralel olarak Suriye iç savaşında dinci çetelerin daha organize hareket edip yeni hedeflere yöneldikleri görülüyor. Bu maşaların önümüzdeki günlerde Halep ya da Lazkiye’ye yönelmeleri bekleniyor. Diğer yandan onların “Fetih ordusu” hamlesinden sonra Lübnan Hizbullah’ı bir süredir sinyalini verdiği karşı hamleyi yapıverdi. Lübnan-Suriye sınırındaki El-Nusra güçlerine yönelik saldırı başlattı.



 



Bölgedeki yangını büyüten ve bölge halklarını ölüme açlığa yıkıma sürükleyen bu kirli savaşlara dur demek için, başta ABD olmak üzere emperyalistlere ve onların uşaklarına karşı halkların birleşik mücadele hattını örmek hayat memat meselesi halini almıştır.





Özelde ise Türk devletinin ve onun gerici faşist hükümetinin hem içe dönük hem de dışa dönük saldırganlığına karşı yoğun ve militan bir mücadele yürütmek son derece önemli hale gelmiştir.