8 Mayıs 1945

Sovyetlerin kahramanlığı olmasaydı belki de yaşlı Avrupa faşizmin cilalı postallarının altında hala eziliyordu

DÜNYA
Cuma, 8 Mayıs 2015 (11 yıl 5 ay önce)

Ahmet Vural



 



8 Mayıs Avrupa'da II. Dünya Savaşı'nın resmen bittiği gün. Nazizmin koşulsuz teslim oluşunun üzerinden 70 yıl geçmesine rağmen savaşın travmaları halen yaşanmakta. Milyonlarca insanın yaşamına mal olan savaşta sadece Sovyetler Birliği 20 milyondan fazla yurttaşını bu kanlı savaşa kurban verdi.



 



Nazizm ve sermayenin yegane amacı Sovyetleri ortadan kaldırmaktı. Hitler iktidarını destekleyen tekelci sermaye, tröstler açıktan her türlü maddi, lojistik yardımları sunmakta geri kalmadı. Faşizm bir yandan Yahudileri katlederken diğer yandan Yahudi Asıllı sermaye Hitler'e su gibi para akıtmaktaydı. Avrupa ülkeleri Hitler'le gizli antlaşmalar içerisinde olan Avrupa ülkeleri Sovyetler Birliği’nin çökeceğinden emin gün sayıyorlardı.



 



Stalin ve Sovyetler'in olağanüstü stratejisi bütün planları bozacaktı. Savaşın en şiddetli yıllarında dahi Avrupa burjuvazisi ikiyüzlülüğünden asla vazgeçmedi. Kızıl Ordu’nun vurucu darbeleriyle gerilemeye başlayan Nazi orduları savaşı kaybetmenin psikolojisiyle darmaduman olurken Kızıl Ordu Doğu Avrupa’yı yüzyılın pisliği faşizmden temizlemeye koşuyor, Berlin’e yürüyordu.



 



Avrupa’nın ikiyüzlülüğü



Avrupa devletlerinin son aşamasında başlatıkları Normandiya Çıkarması savaşın kaderini belirlemedi. Zira Kızıl Ordu birlikleri Nisan başlarında Berlin kapılarına dayanmıştı. Savaşın kaderini belirleyen Stalin ve Kızıl Ordu birlikleriydi. O yıllarda Kızıl Ordu’ya ve Sovyetler Birliği’ne övğüler düzen Avrupalılar, Soğuk Savaş dönemiyle birlikte Kızıl Ordu’nun göstermiş olduğu kahramanlık ve Stalin’in dehasıyla yönetiği savaş stratejisini hiçe saymaya kalktılar. Tarih tanıktır ki, şayet Sovyet halkının göstermiş olduğu kahramanlık olmasaydı belki de yaşlı Avrupa uzun yıllar faşizmin cilalı postallarının altında ezilmeye devam edecekti. ABD propagandası tarihi gerçekleri tersyüz edip bütün bir insanlığı kandırmayı başaramayacak.



 





 



II. Dünya Savaşı’nın bitişinin üzerinde tam 60 yıl geçti. Avrupa'nın her yerinde yine seremoniler vardı. Başkentlerin dışındaki anma ve kutlamalar sınırlı sayıdaki insanın katılımıyla yapılıyordu. Zaten resmi tatil olduğu için resmi kurumlar açısından bir bakıma zorunlu anmalar gündemdeydi. Ama ne anmalar… Tam da burjuvazinin istediği gibi ruhsuz ve sıradan anmalar. Bütün dertleri, bu tarihsel kurtuluş gününü oldu bittiye getirmek....



 



Sözgelimi bazı yerleşim yerlerinde törenlerin yapıldığı yerlerdeki heykellerin altında “Vatan için öldüler” yazar. Çoğu yerde “Faşizme karşı direnişte öldüler” yazmaz. Avrupa burjuvazisine göre halkların başına musallat olan faşizm değil "Nazizm"dir çünkü.



 



Bu seremonilerden birine katıldığımız Lyon’da destansı bir direniş yaşanmasına rağmen hem katılım cok sınırlıydı hem de her yerde olguğu gibi beş dakikaya sığdırıldı. Ödenen onca bedelin böyle çarçur edilmesi içimizi acıtıyor. Berlin kapısında dalgalanan orak-çekiçli bayrak burjuvazinin yalan ve entirkalarına inat hakların gönlünde ve bilincinde hep dalgalanacak.