O, cehaletle faşist gaddarlığın bir araya gelmiş en mükemmel uyumunun somut örneğiydi
12 Eylül askeri faşist cuntasının elebaşası Kenan Evren öldü.
Sesi, kullandığı kavramları, üslubu, mimikleriyle o dönemi yaşamış çocukların bile belleğinde karanlığı, acıyı, zulmü imleyen haki terörün baş temsilcisiydi o...
Emperyalistler ve Türk tekelci burjuvazisinin, Türk tekelci burjuvazisinin emrindeki kiralık katiller sürüsünün çekirdek gücü içinden seçtikleri en gözüdönmüş uşaklardan biriydi.
Cehaletle faşist gaddarlığın bir araya gelmiş en mükemmel uyumunun somut örneğiydi.
17 yaşındaki çocukları bile gözünü kırpmadan idama gönderecek, halkın yüzbinlerce evladını en vahşi işkencelerden geçirip zindanlara dolduracak, bir ülkeyi tank paletleriyle ezip geçme fütursuzluğunu titremeden gösterecek bir cellatlar güruhunun tepesindeki isimdi o.
Kapitalist barbarlığın yükselen sınıf ve halk hareketiyle sarsılan otoritesini ve egemenlik mekanizmalarını sınır tanımayan bir faşist gaddarlıkla onarma sorumluluğunu yerine getiren bir çetenin şefiydi. İşçi ve emekçileri terörle yıldıracak, yükselen mücadeleyi faşist terörle dağıtacak, onun öncü güçlerini faşizmin zulüm dağarcığındaki tüm yöntemleri devreye sokarak ezecek, ülkeyi kapitalist efendileri için yeni ve katmerli saldırılara hazır edecekti.
Faşizmin tarihsel deneyimlerini izleyerek hayata geçiren bu halk düşmanları çetesi, sınıfa ve halka öncülük iddiasındaki devrimci güçlerin beklediklerinden de hızlı dağılmaları sebebiyle yollarını hızla açtılar. O koyu karanlık ve terör ortamında inatla direnen bir avuç “direnç çiçeği” dışında örgütlü bir engelle karşılaşmadıkları ölçüde pervasızlaştılar. 5-6 ay gibi kısa bir sürede ülkeyi devasa bir hapishaneye, işkencehaneye, mezarsız ve mezarlı ölüm tarlasına dönüştürdüler.
Amaçlarının ve ruhlarının en karanlık hali Amed, Metris, Mamak zindanlarıyla işkencehanelerde somutlandı.
Burjuvazinin bu kiralık katiller çetesinin başındaki Evren, sayısız halk çocuğunun kanını içerek tam 98 yıl yaşadı! Maalesef!..
Kenan Evren, emperyalist kapitalist sistemin işçi ve emekçileri iliklerine kadar sömürerek kar oranlarını katlayacağı 24 Ocak kararlarının önünü açan isimdir. Onun ve çetesinin giriştikleri kıyımlarla önü açılan bu neoliberal sömürü ve zulüm uygulamalarıyla bugün çalışmak ölümle özdeşleşmiş durumda. Ücret, asgari ücret, çalışma düzeni bambaşka anlamlar kazandı.
Yarattıkları kocaman hapishaneden yeni nesiller devşirmeye çalıştılar: Düşünmeyen, sorgulamayan, tüketimi kutsallaştırıp, sadece “ben” demeyi bilen nesiller...
Tüm bir toplumsal hayatı, bu sefil felsefe temelinde yeniden kurmaya giriştiler. Zulüm, işkence, baskı sopası, bu “terbiye”nin esas harcıydı...
Evren ve çetesi işte bu harcı gözlerini kırpmadan sürekli sürekli kardılar.
Faşist elebaşı Evren’in görünen sicilinde 49 idam, 14 açlık grevinde ölüm, 650 bin gözaltı, 171 işkencede ölüm vardı.
Ama esası daha kabarık ve daha süreklidir.
Onlarca yıl sonra bile sürdürülebilen bir zulüm ve sömürü sisteminin kendisidir. On yıllarca yıl sonra bile tamamen parçalanamamış olan korku ağıdır!
O sefil felsefeye uygun olarak yaratılmış toplumsal kültür ve düşünüş biçimidir...
Fakat şimdi başka bir iklime geçmemizin olanak ve dinamikleri daha fazla öne çıkıyor. Haziran İsyanı ve Kürt halkının on binlerce evladının kanı üzerinden yükselen özgürlük tutkusu bunun ifadesidir...
Evren gibi soğukkanlı katiller de bunu görerek öldüler. En azından bu oldu..