Soma'nın özü, özeti...

Ölümle özdeş kılınan çalışma, talan edilen doğa, itiraz edenin tepesine inen cop... Anlatmak ve anlama eşiğini çoktan geçtik

İŞÇİ SINIFI
Çarşamba, 13 Mayıs 2015 (11 yıl 3 ay önce)

Kapitalist barbarlığın azami kar güdüsünün işçi kanı, işçi teriyle beslendiğinin açık resmi olan Soma Katliamı, birinci yıldönümünde… Bu 1 yılda, iş cinayetleri hız kesmeden devam etti, kitlesel ölümler gerçekleşti. Toplumsal olarak büyük bir acı ve öfkeyle karşılanan Soma çapındaki bir katliam, bu ölümleri durduramasa bile nispeten geriletecek bir milada dönüşemedi. Acımız ve öfkemiz sınıf bilincinden, örgütlülüğünden beslenen sıkılı bir yumruğa dönüşemediği için bu olmadı!.. Bu gerçek her ölümde bir kez daha yüzümüze, yüreğimize çarptı.



 



İşçinin canına üç kuruşluk harcamalar kadar değer vermeyen, her şeye kar oranları ve maliyet harcamaları penceresinden bakan o vampirler sürüsü, en pişkin, en küstah halleriyle yollarına devam ediyorlar.



 



Bu küstahlıklarını Soma katillerinin küçük bir kısmının sözümona yargılandığı davanın geçen ay yapılan ilk duruşmasında da gördük. Bu katiller ve onların uşakları, gözümüzün içine bakarak her şeyin yolunda olduğunu, bilirkişi raporunun taraflı ve yanlış hazırlandığı, ocakta herhangi bir yangın olmadığı gibi, o gaz oranlarının yükselmesinin de aslında top ve dinamit atışlarından kaynaklı olduğunu söylediler pişkince. Sıkıştıkları noktada da tüm sorumluluğu kendisi de ocakta hayatını kaybeden başmühendis Mehmet Efe’ye yüklediler!



 



Gözü dönmüş kar hırsıyla enerji yatırımları yapan burjuvazi ve devleti, Soma’nın yıldönümünü Zonguldak’ta henüz özelleştirilmemiş beş tesisin de özelleştirilmesinin planlandığı ‘müjdesiyle’ karşılayarak, bu küstahlığı pişkinliği en üst perdeden yinelediler. “Ölümünüz, kölece çalışma koşullarınız umurumuzda değil, daha fazla kölelik dışında bir seçenek yok” dercesine…



 



Soma patronunun katliamdan sonra küstahça dile getirdiği “Ocak bize devredildikten sonra maliyetler 143 dolardan 23 dolara düştü” özlü sözünü, Soma Katliamı’ndan birinci dereceden sorumlu Enerji Bakanı başka rakamlarla Zonguldak için tekrarladı. İthal edilen kömürün fiyatının 165 dolardan 80 dolara indiğini, Zonguldak’ta üretilen kömürün maliyetinin ise 80 doların üzerinde olduğunu belirterek, “zarar ediyoruz” dedi!



 



Bu küstahlık, bu saldırganlık, bu fütursuzluk nereden besleniyor biliyoruz! Soma’da patronla kol kola olan, adeta onun tarafından atanan sendika ağalarının varlığı bunun ilk cevabıdır. Soma gibi yüzyılın en büyük katliamı karşısında bile sınıfın üretimden gelen gücünü kullanmaktan imtina eden sendikalar ve sendikacılık bunun diğer cevabıdır. Onun ilk duruşmasında bile acıları kapitalist barbarlığın kanlı tarihini yargılayacak güçte bir öfkeye dönüşmüş ailelerin yanında olmayan, madenleri durdurarak işçileri o mahkemelerin önüne yığmayan sendikalar, sendikacıların varlığı bunun en kestirme yanıtıdır.



 





 



Kısacası işin özü ve özeti yine örgütsüzlüğümüzdür! Gerçek öz örgütlülüğümüzü yaratamamış, kendi kurumlarımızı bürokratlardan, ağalardan temizleyecek bir güce ulaşamamış olmamızdır!



 



Soma’da somutlaşan kar hırsı, bu hırsın ucuz enerji kaynakları yaratılmasıyla ilişkisi üzerineyse sayfalarca yazılabilir. Bu hırsın doğayı, insanı nasıl talan edip yuttuğu üzerine analizler yapılabilir. Nükleer enerjiden, HES’lerden, ölümüne çalışmakla maliyeti düşürülen kömür üretiminden yola çıkarak kapitalist barbarlığın yarattığı yıkım üzerine saatlerce konuşulabilir.



 



Buna gerek var mı? Tek başına Soma tüm bunları anlatmıyor mu? Tek başına talan edilen doğa, ölümle özdeş kılınan çalışma, tüm bunlara itiraz edenin tepesine inen cop tüm bunların özeti değil mi?



 



Artık anlatmak ve anlama eşiğini çoktan geçtik. Öyle bir yerdeyiz ki, ya barbarlık ya sosyalizm dışında bir seçeneğin olmadığını her gün her an olup bitenlerin kendisi anlatıyor.



 



Soma’nın özeti de budur!