Doğal afetlerin doğal olmayan sebeplerinin en uç örneğini geçen sene Alibeyköy'de yaşamıştık. Merkez ve Karadolap mahallelerinden emekçileri kovmak amacıyla baraj kapakları açılmış, rögar kapakları kapatılmış ve kentsel dönüşümün kepçelerinin bölgeye girmesi için sel yaratılmıştı.
Her zaman böyle bilinçli bir şekilde yaratılmasa da bir saatlik bir yağmurun bile oluşması için yettiği sellerin arkasında orman arazilerinin 2-B kanunu ile talan edilmesi, patronlara peşkeş çekilmesi, kaçak uydu kentler ve yapılmayan alt yapı yatırımları olduğu gözle görülen bir gerçek.
İstanbul'da selin son vurduğu yer Beykoz'a bağlı Mahmut Şevket Paşa Köyü oldu. Bir saatlik yağmurun sonucundan köyün deresinin taşmasıyla 45 ev, 11 işyeri, 7 sera, 1 tavuk çiftliği, 10 otomobil, 2 TIR, 1 kamyon binaların 2. katlarına kadar ulaşan su ve çamurun altında kaldı.

Yaklaşık bir saat süren sağanak yağmur köyün ortasından geçen derenin taşmasına neden oldu. Ormandan gelen yağmur suları dereyle birleşip, önündeki ağaçları yerinden sökerek köye ulaştı. Sürüklenen ağaçlar, köyün betonarme köprüsü ile yayaların kullandığı demir köprünün altında sıkıştı. Ağaçların sıkışmasıyla derede biriken sular köyün içine taştı. Derenin taştığını gören köylüler, evlerini terk edip yukarılara doğru koşarak canlarını kurtarmaya çalıştı. Evden çıkamayan köylüler apartmanların üst katına çıkmak zorunda kaldı.
Köyde yaşayan makine mühendisi Bora Birkardeşler, sele Melen Projesi kapsamında ormanda gelişi güzel kesilen ağaçların, doğal olmayan dere yatakları meydana getirmesinin sebep olduğunu söyledi. Birkardeşler, 2 yıl önce İSKİ'ye sel felaketinin meydana geleceği yönünde bir tehlikeyi anlatmak için dilekçe yazdığını ancak ciddiye alınmadığını ileri sürerek, "Bu proje benim bahçemin içinden geçti ve istimlak oldu. Ormanda vadi arasında bu proje kapsamında ağaçlar kesildi" diye konuştu.

Tekirdağ’ın Hayrabolu ilçesinde ise taşan dere mevsimlik tarım işçilerini vurdu. Pancar tarlasında mevsimlik işçi olarak çalışmak için ilçeye giden ve Hayrabolu Deresi’ne yakın bir yerde kurdukları 3 çadırda kalan 8’i çocuk toplam 21 kişi, yağış nedeniyle yaşanan taşkın sonucu tarlaların ortasında mahsur kaldı.
Öyleki şıkıştıkları alan bir adaya dönüştü ve işçilerden birinin yüzerek "karşı kıyıya" geçip yardım çağırmasıyla kurturabildiler. İlçe Jandarma Komutanlığı mahsur kalan tarım işçilerini bölgeden helikopter ile tahliye edebildi. Taşan Hayrabolu Deresi, ilçeye bağlı bazı köyler ile Hayrabolu Ovası’nda 30 bin dönüm tarım alanını da su altında bıraktı.
Aşırı sıcaklar ve aşırı soğuklar... Bir yanda kuraklık tehlikesi ve kuruyan göller öte yandan yazın bitmesiyle beraber gelmeye başlayan sel haberleri... Kapitalizmin aşırı kar hırsı dünyamızı mahfediyor.
Bir yandan hastanelerde kapitalizm/hastane mikrobundan yaşanan ölümler ile madenlerdeki toplu cinayetler doğal ilan edilirken, öte yandan doğa doğallığından çıkartılıyor.