İyi ki madencisiniz, iyi ki Soma’da katledildiniz! Yoksa böyle bir mezarlık, böyle lüks mezar taşlarını nerede görecektiniz!..
Soma katliamının üzerinden koca bir yıl geçti. Tam 366 gün altı saat geçti.
301’den fazla işçi o derin maden ocaklarında öldürüldü, katledildi, yaralı olanlar ise diri diri ölüme mahkum edildi. Bazı madencilerin cesetleri o derin kömür kuyularından yeryüzüne çıkarılırken oksijen maskesi takıldı yaşıyor, yaralı sanılsın diye… Ama oksijen maskesinin hortumunun ucunun boşlukta sallanıyordu, farkedilmez sandılar.
Tam bir sene önceydi Soma’da madenciler katledildi.
Tam bir sene önce Soma’ya katliamın acısını madenci yakınlarının içinde boğmak için imamlar ordusu doluştu “gidin evinizde dua okuyun ki varsa günahları affolsun da cennete gitsinler” denildi.
Tam bir sene önce 301+.. madenci göz göre göre katledildi. Erdoğan, “bu işin fıtratında var ölmek… dedi.”
Tam bir sene oldu sadece yaşam odası olmadığı için onlar toprağın altına gireli… Sermayenin işçiye verdiği değer ancak ölüm kadardır.
Tam bir sene önceydi katledilen madenci eşinin korkudan haykıramaması. Kocasının cesedini görmek istiyordu hiç olmazsa…
Tam bir sene önce Soma‘da OHAL ilan edildi. Madencileri yalnız bırakmak istemeyenlere, acılarını paylaşmak isteyenlere barikat olmak için…
Tam bir sene oldu 301+.. madenci katledileli. O zamanda madencileri yalınız bırakmamak, acılarına ortak olmak, katillerden hesap soracağımızı haykırmak için engellere rağmen gitmiştik Soma’ya.
Katliamın birinci yılında da Soma’dayız. Adettendir, sabah erken saatlerde önce katledilen madencilerin mezarlarını ziyaret ettik.
“Ölüm bu işin fıtratında var”dı. Madencilerin kaderleri oldu birer birer, yüzer yüzer ölmek… Katil Erdoğan işçilerin, ailelerin gözlerinin içine bakarak söylemişti bunu. Yaşarken yokluk, yoksulluk, açlık, işsizlik tehditleri, sonra bir madende zehir soluyarak ölmek, iskeleden düşerek ölmek, asansörle yere çakılmak, elektrik kablolarına takılarak can vermek... İşçi sınıfının kaderi haline getirilen iş cinayetlerinde hayatını vermek…

Mezarlığa gittik. Adettendir mezar ziyaretleri. Mezarlığa girdiğimizde yüzümüze tokat gibi çarpan görüntüyle karşılaştık. Madenci mezarları lüks mermerlerden yapılmış, canlı canlı güllerle donatılmış, bakımlı, tertemiz, ortalık sürekli dua okuyan imamlardan geçilmiyor. Her mezar başına konulmuş “şanlı” Türk bayrağı salınıp duruyor. Siyah gözlüklü, takım elbiseli, ağlamaklı yüzleriyle sivil polislerin mezar aralarında pusuya yatmış. Somut acıların İslamiyetle, inançla, imanla boğulmaya çalışıldığını izliyoruz.
Aynı mezarlıkta başka mezarlar da var ama onlar bakımsız, sade, kimisi yıkılmış, kimisi sadece kara topraktan ibaret…
Meğer madenciler o kadar da değersiz değilmiş, görüyor musunuz?!! Bakmayın siz burjuvazinin maden kuyularında işçilerin herhangi bir patlama ya da çökme olduğunda kurtulabilmesi için yaşam odası yapmadıklarına; bakmayın siz üç kuruşa kıyıp da baret bile almadıklarına, bakmayın siz onlara değer vermiyorlarmış gibi göründüklerine; eğer o derin maden kuyularında köle gibi çalışırken toplu bir şekilde katledilmeye razı olursanız öldükten sonra yakınlarınızın acılarını, öfkelerini, isyanlarını boğmak için hiçbir masraftan kaçınmazlar! İmamlar ordusunu, polisi, jandarmayı, Tomalarını, akreplerini, gazlarını, plastik mermilerini hiç sakınmadan kullanırlar. Ve mezar taşlarınızı en lüksünden yaparlar, yakınlarınıza kan parası öderler ki sesleri çıkmasın…
Eşleriniz dul, çocuklarınız öksüz kalabilir; analarınızın yüreği yangın yeri, babanızın sağ kolu kesilmiş olabilir… Belki de nişanlısınız, belki de bir gün sonra düğününüz olacak. Ama merak etmeyin her şeyin maddi bir karşılığı vardır ama bu yaşarken değil! Siz “fıtratında var” denilerek topluca katledildiğiniz için toplumun öfkesini dizginleyebilmek için yaparlar masrafı!

Mezar taşlarınızı da en lüks mermerlerden yaparlar yakınlarınız geldiğinde ölü bedenleriniz kaliteli, soğuk ve bakımlı bir mezarda yatarken Türk bayrağı başucunuzda dalgalansın diye!..
İmamlar 24 saat görevde, her an yapılan abartılı temizlik ve hayattayken paranız yetmediği için almayı aklınızdan kovduğunuz kırmızı güller.
İyi ki madencisiniz, iyi ki Soma’da katledildiniz... Yoksa böyle bir mezarlık ve böyle lüks mezar taşlarını nerede görecektiniz!..
[Alınteri okuru]
