Metal patronları ve Türk Metal, işçilerin çözülemeyen kararlılığına karşı saldırı moduna geçti
Bursa metal işçileri; patronları da çeteleşmiş sendika ağalarını da ve aslında tüm sendikaları da şaşırtacak bir kararlılıkla devam ediyor direnişe. Her birinde aslında şimdiye kadar şu ya da bu şekilde sürdürülebilen kurulu düzenin bundan sonra dikiş tutmayacağı duygusu korkusu yaratıyor. Solun geniş kesimleri açısından da böylesine tarihi bir gelişmeye adeta seyirci kalmış olmanın uyarıcılığı mesajı oluyor.
Yaklaşık 1 buçuk ay önce Bosch'ta yapılan sözleşme binlerce metal işçisinin yıllardır sineye çektikleri her şeye isyan etmelerini tetikledi. MESS'le yapılan grup sözleşmesiyle dayatılan kölelik koşullarına (3 yıllık sözleşme ve ucuz işçilik) ve bu koşulların uygulanmasının önünü açan sendikal çürümüşlüğe karşı bir dizi eylem gerçekleştirdiler. Bu eylemler Türk Metal çetesinden kitlesel istifalara dönüştü. Bu çetenin saldırılarına pabuç bırakmayan işçiler, talepleri yerine getirilmeyince 5 gün önce Renault'ta üretimi durdurarak kararlılıklarının altını çizdiler. Renault'u yine otomotiv sektörünün beyni olan Tofaş izledi. Hemen ardından da otomotivin önemli yan sanayi fabrikalarından Coşkunöz katıldı onlara.
Dün itibariyle de 16 fabrikaya mal üreten 1170 Mako işçisi üretimi durdurdu.
Üretimin durdurulmasının önemli fabrikalar ve yan sanayiye yayılması tüm bir otomotiv sektöründe felç edici etkiler yaratmaya başladı. Tofaş'ın hisseleri düştü. Ford'a yan sanayi parçası üreten Coşkunöz'de üretimin durması Ford'taki üretimi sekteye uğratmak üzere. Ford’da bir günlük parça kaldı, Ford 19 Mayıs tarihinde mesaileri iptal etti.
Öte yandan Renault fabrikasında üretimin durması yurtiçinde ve yurtdışındaki diğer fabrikaları da etki altına almaya başladı. Mercedes Benz yönetimi Renault yönetimini uyararak motor sevkiyatının aksamaması, aksi halde üretimin duracağını söyledi. Fas’taki Renault fabrikasında da Türkiye’den ithal edilen parçaların gelmemesi nedeniyle üretim durdu.
Bu zincirleme etkinin giderek yaygınlaşması bekleniyor. Metal patronları da bu gerçeğin de basıncıyla bir yandan işçileri belirsiz ve nereye evrileceği kestirilmeyen bir "uzlaşmaya" çekmeye çalışıyorlar bir yandan da polis zorunu devreye sokacak hamlelere girişiyorlar. Vali ve bakanlık müfettişleri üzerinden işçiler bir taraftan tehdit edilirken bir taraftan da sınırları, içeriği belli olmayan, yasal bir güvenceye dayanmayan bir "anlaşmaya" zorlanıyorlar. Fakat karşılarındaki işçi eski işçi değil. Bu belirsizliklerin yakın dönemde nereye evrileceğini (kıyımlar başta olmak üzere) bilerek dayatılanları kabul etmeyeceklerini ve direnişi sürdüreceklerini açıkladılar. Kurulan masadan da bu kararlılıkla kalktılar. Yaptıkları açıklamada da , Vali'yle yapılan görüşmelerde işçiler üzerinde baskı kurulduğunu belirterek, “Bu görüşmelerden bir sonuç alınamıyor. Bu nedenle görüşmeyeceğiz. Valilik bir açıklama yapacaksa fabrika önüne gelsin. Bizim taleplerimiz belli” dediler.
İşçilerin nabzını alan patronlar sürecin o bilinen oyalama ve belirsizlik içinde boğmaya dayalı "uzlaşmalarla" yönetilemeyeceğini anlayınca her zaman yaptıkları gibi savcılığın yolunu tuttular. Renault patronu savcılığa suç duyurusunda bulunarak fabrikanın boşaltılmasını istedi. Çoşkunöz patronu ise işçileri yıldırmak için fabrikanın elektrik ve suyunu kesip tuvaletleri kapattı.
Bursa metal işçisinin şu ya da bu şekilde sürdürülen çalışma rejimi ve sendikal ilişkilerin tekerine çomak sokan direnişleri, Türk Metal çetesinin saldırganlıkta sınır tanımayan yüzünü de açıkça ortaya koydu.
Türk Metal Sendikası'nın Genel Başkan Yardımcısı Mesut Gezer yaptığı açıklamada devletin işçilerin üzerine polis salmamasına adeta ateş püskürerek, "Eylemcilerin yaptıkları hareketler kitlesel harekete dönmeye başladı. Geçmiş dönemde yaşadığımız Gezi olayları gibi işçilerin de Gezi'si olsun diyerek mi birileri bunu tetikledi, onu anlamakta zorlanıyoruz" dedi.
Gezer seçim ve oy kaygısıyla işçiler müdahale edilmediğini iddia ederek işçilere saldırın çağrısı yaparken bir taraftan da işçi kıyımı tehdidini yineledi.