Herkesin gözü direnişin kaderini belirleyecek otomotiv işçilerinin sergileyeceği pratikte...
Türk Metal çetesinin MESS ile imzaladığı son grup sözleşmesi başta Renault işçileri olmak üzere Bursa’da bulunan birçok metal fabrikasında ardı ardına Türk Metal çetesinden istifalarla tepkisini dışa vurdu. MESS sözleşmesine tepki Bosch'ta imzalanan anlaşma üzerine patladı. Fitili ateşleyen ise Renault işçilerinin ilk olarak bin kişilik işçi bölüğüyle Türk Metal çetesinin kapısına dayanarak istifa etmeleri oldu. Bunun üzerine kendisine sendikacı diyen çeteciler işçilere demir çubuklarla saldırdı. İstifa etmek için sendika kapısına dayanan işçi arkadaşlarının saldırıya uğradıklarını öğrenen binlerce Renault işçisi Türk Metal çetesi ve MESS patronlarının kavga çağrılarına “evet” diyerek üretimi durdurdular.
Renault işçilerinin fitilini ateşlediği direnişin birçok fabrikaya yayılmaya başlamasının ardından soluğu Renault önünde alıyoruz. Binlerce işçi ve işçi ailesinin toplandığı fabrika önündeyiz. Önceden ilişki kurduğumuz ve direniş komitesinde yer alan işçi arkadaşla gelişmeleri konuşmaya başlıyoruz.
Sayıları 4 bin 800’ü bulan Renault işçisi ciddi ve disiplinli bir örgütlülük düzeyi yakalamış. Bu disiplin ve örgütlülüğü anlamak için fabrika önünde kısa bir sürede olsa gözlemde bulunmak yeterli oluyor. Örneğin işçilerin kendilerinin kontrol noktaları oluşturarak giriş çıkışları denetimleri altına almaları, hızla yönetici bir komite oluşturmaları ve alınacak herhangi bir kararı ancak işçilerin yüzde 90’nının onaylaması şartıyla almaları bunun en bariz örnekleri arasında sayılabilir.
Gericiliğin adeta cirit attığı, her balkondan gericiliği simgeleyen bayrakların sallandırıldığı ve neredeyse her esnafın duvarlarını süsleyen Osmanlı amblemlerinin yer aldığı Bursa’da kuşkusuz bu siyasal gericilik rüzgarından işçilerin etkilenmemesi imkansız. Renault fabrikasında işçilerin neredeyse yüzde 80-90’ı ya AKP ya da MHP çizgisini savunuyor. Bu durum ise direnişi dengede tutmaya çabalayan demokrat yapıdaki diğer işçilerin oldukça hassas davranmalarını beraberinde getiriyor. sözünü ettiğimiz işçi kontrol noktaları buna verilecek en açık örneklerden... İşçiler tarafından oluşturulan bu işçi kontrol noktaları dışardan gelecek farklı görüşteki insanların işçilerin arasına girmelerini engellemek için oluşturulmuş setler niteliğinde. Bu işçi kontrol noktaları, bir taraftan işçilerin öz disiplinini gösterirken diğer taraftan ağırlıklı olarak “provokatör” olarak nitelenen devrimci-demokrat yapıdaki insanların direnişçi işçilerle temasa geçmelerini engellemenin aracı işlevini görmek üzere oluşturulmuş. Öyle ki, işçiler tanımadıkları ve şüphelendikleri “yabancılara” kimlik sorup polise bile teslim ediyorlar. Bu ise direnişte yer alan ve siyasal olarak direnişin gidişatında önemli rolleri olan az sayıdaki demokrat işçilerin dengeyi sağlamak adına göz yummak zorunda kaldıkları uygulamalardan sadece biri.

Yakalanan bu örgütlülük düzeyinin belirli sakat yanları olmakla birlikte, onu farklı ve özgün kılan yanların sakatlıklardan daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Sayıları 5 bine yaklaşan işçiler arasında farklı siyasi görüşler etkin. Ama genel olarak baktığımızda siyasal gericilik bütün üzerinde daha hakim görünüyor. Aralarındaki bu güçlü bütünlük duygusu dağılmasın, direniş boyunca daha sıkı ve ortak bir duruş çizgisinde kararlıca durabilelim diye hiçbir siyasi ajitasyona ve propagandaya izin vermiyorlar. Öyle ki, kimsenin hakkının yenmemesi için MHP, AKP ve CHP milletvekillerinin direniş yerine ziyaret önerileri geri çevriliyor. Direnişteki metal işçileriyle bütünleşmenin ve onlarla yan yana durabilmenin tek bir koşulu var: İşçi olmak! Ama nasıl bir işçi? Politik kimliği olmayan sadece işçi kimliğiyle öne çıkan bir birey olmak! Bursa dışından dayanışma amaçlı gelen işçilere “il dışından bir işçi buraya neden gelir ki? İşi-gücü yok mu bunların?” diyerek tedirginlik duyan yüzlerce insan olduğunu söylenebilir.
Diğer taraftan işçilerin Türk Metal çetesine karşı muazzam bir öfkesi var. Fakat bu öfke zaman zaman Türk Metal çetesinin işçiler arasında yaymaya çalıştığı kara propagandalar ve söylentilere kulaklarının tamamen kapalı olduğu anlamına gelmiyor. Demokrat öncü işçiler bu propagandanın işçiler arasında -zayıf da olsa- etkide bulunduğunu dile getiriyorlar.
İşçiler arasında başka bir sendikaya geçiş yapma şu anda pek konuşulmasa da, gerici rüzgardan etkilenen birçok işçi Birleşik Metal İş Sendikası’na karşı oldukça önyargılı. Bu önyargının temelinde ise, Birleşik Metal İş Sendikası’nın PKK’ye para yardımında bulunduğu söylentilerinin etkili oluşu yatıyor.
Yıllar içinde oluşmuş bu gericilik birikimine rağmen Renault işçileri arasında muazzam bir dayanışmanın olduğunu söylemeye gerek bile yok. Türk Metal çetesine karşı biriken öfke işçilerde kendi aralarında doğal bir organizasyon, ortak hareket etme ve disiplini açığa çıkarmış. Fakat en dikkat çeken yan, direniş alanında tam bir işçi demokrasisinin hakim oluşu. Öyle ki, alınacak kararlar sadece eylem komitesi tarafından değil, binlerce işçinin yüzde 90’nının “evet” ya da “hayır” oylarıyla alınabiliyor. Bunun dışında yüzde 60’lık veya yüzde 70’lik çoğunluk olsa bile karar uygulamaya sokulmuyor.
Şu ana kadar devletin polisiyle, jandarmasıyla karşı karşıya gelmemişler, polisin kendilerine saldırmasının ihtimal dahilinde olmadığını düşünüyorlar. Devlet de bu yönde oldukça esnek davranıyor. Öyle ki, binlerce işçinin direnişini 3-5 polis sadece izliyor ve işçilerle aralarını oldukça “sıcak” tutmaya çalışıyorlar.
Renault işçileri ortak çıkarları sekteye uğratacak her hareketten özenle kaçınıyorlar, bu zaman zaman siyasal tercihlerinden tavizler vermeye kadar varabiliyor.
Eylemin yan sanayiye de yayılmasıyla birlikte yaptırım gücü artan otomotiv ve yan sanayi işçilerinin mücadelesi, “uzlaşma” yemlerine, fabrikayı boşaltma tehditlerine, elektriği ve suyu kesme hamlelerine, gerici sendikanın saldırılarına rağmen firesiz sürüyor. Dünyanın dört bir yanına dağılmış otomotiv tedarikçileri, yedek parçacılar üretimin durma noktasına gelmesi nedeniyle feryat ediyorlar. Üretimin uluslararasılaşmasının nimetlerinden sonuna kadar yararlanan burjuvazi, şimdi telaş içinde süreci kendi çıkarları doğrultusunda etkilemeye çalışıyor.
Herkesin gözü direnişin kaderini belirleyecek otomotiv işçilerinin sergileyeceği pratikte...