Metalin yayılan ateşi karşısında hükümet tarafından yapılan doğrudan açıklamada "zamanlama manidar" denildi
Metal işçilerinin var olan kölelik ilişkilerini ve sendikal düzeni geriye dönüşü olmayacak şekilde sarsan fiili grevleri karşısından MESS patronları, Türk Metal çetesi ve bu üçgenin en önemli parçalarından biri olan devlet-hükümet cephesi aynı telden çalmaya devam ediyor. "Provokatörler kışkırtıyor " demeçlerine bugün de Başbakan Yardımcısı Ali Babacan tarafından "ideolojik boyutu var mı bakıyoruz" ya da "zamanlama manidar" gibi "manidar" tespitler eklendi.
Seçim arifesi olması nedeniyle fazla yüksek perdeden konuşamayan hükümet cephesi daha önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik üzerinden "taraf değiliz" anlamına gelen açıklamalar yapmıştı. Fakat bu "taraf olmama" halinin yalandan ibaret olduğu açıkça görülmüştü. Valileri, müfettişleri ve polisleri üzerinden işçilere saldıkları tehditler bunun yeterli kanıtıydı.
Neoliberal saldırı politikalarında uzmanlaşan AKP'li hükümetler döneminde işçi sınıfına dayatılan kölelik rejiminin hangi boyutlara ulaştığı da ortada zaten. O nedenle de hükümetin seçimler arifesinde takındığı bu sahte "tarafsızlık" maskesi hızla düştü. Eşyanın tabiatına uygun olarak... Direnişin çözülmek bir yana yayılıp pekişmesi karşısında o da temsilcisi olduğu MESS ve maşa gibi kullandıkları TM çetesiyle aynı perdeden konuşmaya başladı.
Bu açıklama da hükümet cephesinin ekonomiden doğrudan sorumlu bakanı üzerinden yapıldı. Son derece "manidar" şekilde...
BloombergHT ve Habertürk ortak yayınında konuşan Babacan, otomotiv sektöründe yaşanan fiili grevin giderek yaygınlaşması ve çözülememesinin ihracatın yavaşlamasına ve küresel etkilere neden olacağını belirterek, "Otomotiv sektöründeki gelişmeleri Başbakan Ahmet Davutoğlu yakından izliyor. Konu sadece işçi ve işveren arasındaki bir konu mu yoksa başka bir ideolojik sebep var mı bu konuda şüphelerimiz var" deyiverdi.
İşçinin kölelik koşullarına karşı kendiliğinden patlayan öfkesi elbette ki "ideolojiktir", sınıfsaldır. Onların dümeninde bulundukları neoliberal sömürü politikalarına karşı yükseltilmiş bir öfkedir en başta. Babacan gibilerin yıllardır sessizce planlayıp uygulayabildikleri o politikalara karşı "artık yeter" çığlığıdır!
Açıklamasının devamında işçi sınıfının patlayan öfkesi için bir AKP klasiği olan "zamanlama manidar" diyen Babacan, daha da ileri giderek seçimler sonrasındaki projelerini ifşa etti.
Çalışma Bakanı Faruk Çelik ve Sanayi Bakanı Fikri Işık'ın tüm taraflar ile görüştüğünü ve konunun önümüzdeki günlerde çözülmesini umduğunu belirten Babacan, seçimler sonrasında işgücü piyasasında reform çalışması yapacaklarını üfleyiverdi.
Bu reformlarla işçilerin haklarını koruyacakları demagojisini elden bırakmayan Babacan, hemen ardından asıl meramını dillendirdi: Rekabet gücünü koruyacak bir denge kurulmalıymış! Bu dengenin nasıl kurulacağını da, "İdeolojiden arındırılmış bir işgücü piyasası oluşturmamız gerekiyor" ifadelerinden anlıyoruz. Kölelik karşısında sesini çıkarmayan, her türlü saldırıya karşı örgütsüzce teslim olan bir işçi sınıfıdır hayalleri. Bugüne kadar aldıkları yol yetmiyor, patronlara daha büyük adımlarla yürüyeceklerinin teminatını veriyor Babacan!
Saf bir ideolojik bir saldırı anlamına gelen bu sözlere en iyi yanıtı metal işçileri veriyor, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlatarak!