TOFAŞ'ta kazanılan zaferin anlamı

TOFAŞ elde ettiği bu sonuçla metal direnişinin ortak temel taleplerinin kazanılabileceğini somut olarak kanıtladı

İŞÇİ SINIFI
Cuma, 22 Mayıs 2015 (11 yıl 3 ay önce)

TOFAŞ, otomotiv-metal sektöründe 8. gününü dolduran direnişi zaferle taçlandırdı



 



TOFAŞ işçilerinin patrona kabul ettirdikleri taleplerin hepsi şu an direnişin sürmekte olduğu diğer fabrikalardaki işçilerin de ortak talebi durumunda. Dolayısıyla, TOFAŞ'ın kazandığı zafer -Coşkunöz'deki kırılmadan farklı olarak- büyük metal grevi adına kazanılmış ilk büyük muharebe olarak görülmeli.



 



Bu kazanım, yıllardır somut bir başarıya hasret işçi sınıfının son dönemde elde ettiği en önemli ve en net kazanımdır.



 



TOFAŞ işçisi şu an direnişte olan tüm metal işçilerinin de yolunu açmış oldu. İçten içe direnişin geleceğine dair kuşku ve güvensizlik duyan kesimlere de moral doping olacak, kararlılık ve kazanma iradesini güçlendirecektir. Şimdi direnişte olan tüm metal işçileri kazanım olmadan direnişi sonlandırmamalıdır.



 



Şu an direnişteki tüm metal işçilerinin ortak talebini oluşturan 3 maddenin kazanılması yanında TOFAŞ zaferinin üç önemli kazanımı daha vardır:



 





 



1- TOFAŞ, sadece şu an direnişi sürdüren diğer metal işçilerine değil işçi sınıfının bütününe kapitalistlere karşı kararlı bir direnme olmaksızın herhangi bir kazanımın sağlanamayacağını yeniden göstermiştir.



 



Bu anlamda TOFAŞ’ta kazanılan bu zafer, Türkiye işçi sınıfının kafasındaki “Mengen Barikatı”nda büyük bir gedik açmıştır. Bütün kitleselliğine ve görkemine karşın somut bir sonuç elde edilemeden noktalanan TEKEL direnişinin bile parçalayamadığı örgütlü mücadelenin gücüne güvensizlik ve kuşku barikatına bu kez güçlü bir darbe indirilmiştir.



 



2- TOFAŞ işçisine de zaferin yolunu metal işçilerinin birleşik kitlesel kavgası açmıştır. Bu ortak kavganın öncü kolu olarak TOFAŞ'ın zaferinde somutlanan sonuç, sınıfı motive edici özelliğinin yanında MESS patronlarının saflarında yarattığı çözülmeyle de tarihsel bir kazanım olmuştur. Metal işçilerinin tabandan yükselen kitlesel öfkesinin derinliğini göremeyen otomotiv patronları, bu öfkenin birkaç içinde çözülmesini beklerken çözülen kendileri olmuştur. İşçilerin kararlılığı MESS patronlarını çözmüştür.



 



Önceden birlikte kararlaştırılıp hep beraber örgütlenmiş planlı bir kitlesel eylemde tekil çözümlere razı gelerek kendi yolundan gitmek “grev kırıcı” bir tutum ve bencillik olur. Ancak henüz bütünüyle noktalanmamış olan büyük metal grevi gibi kendiliğinden bir eylemde direnişin ortak taleplerinin kazanılması temelinde somut bir sonucun alınması buzkıran rolünü oynayacak ortak bir kazanım özelliğini taşır. TOFAŞ'ta elde edilen sonucun direnişi salt kendi fabrikalarıyla sınırlı bazı ufak tavizler karşılığı bırakan Coşkunöz'deki tutumdan farkı da buradadır.



 



TOFAŞ elde ettiği bu sonuçla metal direnişinin ortak temel taleplerinin kazanılabileceğini somut olarak kanıtlamış, bu anlamda genel direnişi zayıflatıcı değil diğer mevzilerdeki kardeşlerinin kararlılığı kadar ellerini de güçlendirici bir örnek yaratmıştır. Şimdi bütün mesele bu somut örneği izleyerek onun diğer fabrikalarda da somut kazanımlara dönüştürecek bir kararlılığın gösterilmesinde düğümlenmektedir.



 





 



3- TOFAŞ'ta ilk somut başarıyı elde eden büyük metal grevinin şimdiden direnen bütün fabrikalarda elde ettiği tarihsel kazanımlardan biri de faşist Türk Metal egemenliğinin yıkılmasıdır. Metal işçilerinin daha önce 1998 ve 2011 satış sözleşmelerinin arkasından da denedikleri ama tam olarak sonuca ulaşamayan bu başkaldırı bu kez bu zorbalığın saltanatını fiilen yıkmıştır. Yılların öfke birikiminin ve daha önceki deneyimlerin üzerinde yükselen bu başkaldırı sadece gangster sendikacılığın temsilcisi Türk Metal zihniyetinin yıkılması yönüyle değil geleneksel sendikacılık anlayışı ve sendikal ihanetin bütün biçimlerine karşı tabandan yükselen büyük bir uyanışın habercisidir.



 



Dolayısıyla bu kazanım, gözlerinin önünde çığlaşan bu görkemli taban hareketini dahi günlerce bürokratik bir kayıtsızlıkla seyreden diğer bütün sendikal anlayışların geleceğini de göstermektedir. Görüntüyü kurtarmak için göstermelik bir-iki şov ve basın açıklamalarının ötesine geçmeden “şu kadarcık” destek veren sözde “devrimci” sendikalara işçi sınıfı ve emekçiler de bundan sonra muhtemelen “o kadarcık” bile  tahammül etmeyecektir.