Taksim Dayanışması. 'Her yerdeyiz!'

Taksim Dayanışması Gezi direnişinin ikinci yıldönümü için basın toplantısı yaptı

GÜNCEL
Çarşamba, 27 Mayıs 2015 (11 yıl 5 ay önce)

Taksim Dayanışması (TD) Gezi Direnişi'nin ikinci yıldönümünde yapılacak etkinliklere ve direnişin tarihsel anlamına ilişkin bugün saat 11:30'da Karaköy'de bulunan Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi'nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Taksim Dayanışması kurucularından Yüksek Mimar Mücella Yapıcı'nın yaptığı kısa konuşmadan sonra, TTB'den Dr. Ali Çerkezoğlu da TD adına yapılan ortak basın açıklamasını okudu. Toplantıda siyaset ve kent bilimci David Harvey de katılarak, direnişin anlamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.



 



Taksim Dayanışması bileşenlerinin de katıldığı toplantıda Mimar Mücella Yapıcı, AKP hükümetinin yaşam alanlarına müdahale etmek uğruna sürdürdüğü inadın amansız ve hukuksuz bir şiddete dönüştüğünü ve Taksim Dayanışması'nın 2013 yılından beri sürdürdüğü sağlıklı kent talebinin 31 Mayıs 2013'te daha fazla özgürlük talebiyle birleşerek Türkiye'nin dört bir tarafına yayıldığını söyledi. 



 



Gezi Parkı direnişi sürecindeki taleplerinden asla vazgeçmediklerini, vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Yapıcı, "Türkiye tarihinin en barışçı, en haklı direniş çığlığının ikinci yılındayız. Gezi süreci bitmiş bir süreç değil halen devam eden bir süreçtir. İkinci yıl buluşmasında bütün dünyaya, 'her yerdeyiz' diye seslenmek istiyoruz. Taleplerimizden ilk günkü asla vazgeçmiş değiliz. Yitirdiğimiz canlarımızın mahkemeleri devam ediyor. Cezasızlık halen sürmekte. Hukuksuzluk ve cezasızlık çok ciddi şekilde halen devam etmekte" dedi. 



 



"Artık hiçbir şey eskisi gibi değil ve olmayacak…"



 




Taksim Dayanışması adına yapılan ortak basın açıklamasını ise Dr. Ali Çerkezoğlu okudu. Açıklamada şunlar belirtildi:



 



Yaşıyorsak ve hala nefes alıyorsak, bilinmelidir ki o güzel çocukların gülen yüzü hürmetinedir!   



 



Herkes biliyor, son iki yıldır artık farklı bir ülkede yaşıyoruz. Havası, suyu,  sesi,  kokusu farklılaştı bu ülkenin. İktidarı, muhalefeti, meslek odası, sendikası, genci, yaşlısı, işçisi, işsizi, Türkü, Kürdü artık farklı…



 



Kabul eden için de etmeyen için de hayat farklılaştı…



 



Bu ülke GEZİ’yi yaşadı. Haziran’ın sıcağını iliklerine akıttı.  Milyonlar şarkılarını dillerinden düşürmeden kararlı ve direngen bir duruşu tarihin içinden geçerek yaşadılar. Cesur yürekli kadınların ve gençlerin  büyük bir ağacın yapraklarına dönüşerek kara bir dumanı dağıttığı, nefes aldırdığı bir ülke artık burası…



 



Artık hiçbir şey eskisi gibi değil ve olmayacak…



 



Gezi’de Haziran sıcağında esen rüzgârın, madenlerde, fabrikalarda, atölyelerde,  şantiyelerde direnen işçilerle; tarlalarda, derelerde, ormanlarda yaşamına sahip çıkan köylülerle buluşmaması mümkün mü?



 



Sınır boylarında, Antakya’da savaş çığırtkanlarına karşı barışı savunanların ellerindeki güvercinlerin Gezi’den havalanmadığını kim iddia edebilir?



 



Liselilerin, üniversitelilerin geleceğe dair umut ve haykırışlarının Gezi forumlarından okul bahçelerine taşındığını görmüyor musunuz?



 



Varoşların, yoksulların eşitsizliklerle baştan kaybettiklerine inandırılmaya çalışılan hayatlarına dair umudun ipuçlarını, genci ve yaşlısıyla Gezi’de yeniden bulduğuna inanmıyor musunuz?



 



Hepimiz, herkes biliyor ve görüyoruz. Yaşıyor ve hatırlıyoruz. Sesimiz ve bedenimizle, geçmişimiz ve geleceğimizle sahip çıkıyoruz.



 



Bu ülkenin tarihinde ender rastlanacak halkın o kendi olduğu, kendini bulduğu, parkından, meydanlarından yola çıkarak bedenine, yaşamına, ülkesine, geleceğine sahip çıktığı o tarihi anların, Gezi’nin suretini tarihe aksettirdiği o takvim yaprağının yıldönümünde;



 



Bedenimizle, ruhumuzla; kaybettiklerimiz ve sonsuza kadar yaşatacaklarımızla; aşkımız ve direngenliğimizle her yerdeyiz…



 



İstanbul’da ve ülkenin dört bir yanında şehirlerin PARKlarında ve MEYDANlarındayız. Gezi’yi yaşadığımız ve anımsadığımız yerde ve her yerdeyiz…



 



Gezi Parkında ve Taksim Meydanındayız.  Gezi’den dört bir yana yayılan park forumlarındayız. Ankara’nın, Adana’nın, Antakya’nın, Eskişehir’in, İzmir’in



 



Edirne’nin, Samsun’un, Diyarbakır’ın, Antalya’nın… Her şehrin ve ilçenin MEYDANlarında ve PARKlarındayız, her yerdeyiz…



 



Bizler; işçiler, işsizler, emekçiler, güvencesizler, göçmenler, öğrenciler, halklar, görmezden geldikleriniz. Görüyor musunuz, biz her yerdeyiz…



 



Parkta direnen “kırmızılı kadınlar”, Taksim Meydanında sabaha kadar piyano çalan sanatçılar, duran adamlar, Toma suyu karşısında bedenini siper edenler, ağaçlara sarılan gençler olarak her yerdeyiz…



 



Kararlı duran milletvekilleri, çocuklarını almaya değil yanında olmaya gelip zincir kuran anneler,  duvar yazılarıyla, yaratıcı zekalarıyla dostu düşmanı hayran bırakan ve yeniden geleceğe umut aşılayan gençler olarak her yerdeyiz…



 



Penguen kanallarının önünden ayrılmayan plaza çalışanları, meydanlarda kandil kutlayan, yeryüzü sofraları kuranlar, paranın geçmediği, dayanışmanın esas alındığı komünleri, yemekhaneleri, kütüphaneleri, emzirme çadırlarını,  dilek ağaçlarını yapanlar ve gecenin üçünde bunları korumak için barikat kuranlar olarak her yerdeyiz…



 



Kentine, doğasına, bedenine, kimliğine, emeğine yani yaşamına sahip çıkanlar, kadınlar, LGBTİ’ler olarak her yerdeyiz…



 



Türkler, Kürtler, Ermeniler, Araplar, Lazlar, Çerkesler, sosyalistler, aleviler, anti-kapitalist müslümanlar, işçiler, işsizler, taraftarlar, bu ülkenin tüm renklerini ve seslerini yansıtanlar olarak her yerdeyiz…



 



Gezi Direnişinin içinden şarkılar söyleyen, direnişin bestelerini yapan, her fırça darbesinde, her dizede direnişin öyküsünü yaşatan sanatçılar, tiyatrocular, sinemacılar, yazacak gazete, yayınlayacak TV bulamasalar da haberin hem öznesi hem takipçisi olan gazeteciler olarak her  yerdeyiz…



 



Pala sallayan değil kapısını, mutfağını, dükkanını açan esnaflar,  evinin kapısını açık tutmak için çırpınanlar olarak  her  yerdeyiz…



 



Hukuksuz ve kent katili imar planlarına davalar açan, itiraz eden mimarlar, mühendisler olarak her yerdeyiz…



 



Binlerce yaralıyı parkta, camiide, sokakta tedavi etmeye koşan hekimler, hemşireler, sağlık emekçileri olarak her yerdeyiz…



 



Soru soran, sorgulayan, biat etmeyen, baskıyı kabullenmeyen, özgürlük isteyen, başı örtülü, başı açık,  liseli, üniversiteli ya da işsiz; Gezi’nin gerçek yaratıcısı, bu ülkenin umudu gençler olarak her yerdeyiz…



 



Ethem-Ali İsmail-Abdocan-Mehmet-Medeni-Hasan Ferit-Ahmet ve Berkin’in adlarının anıldığı ve suretlerinin yansıdığı her yerdeyiz…



 



HER YER TAKSİM… HER YER DİRENİŞ…



 



TAKSİM DAYANIŞMASI




 



Direnişin yıldönümü için yapılacak etkinlik ve buluşmalara dair açıklanan programda şunlar belirtildi:



 




30 MAYIS CUMARTESİ



14.00 -Gezi Direnişi Tablosu’nun Açılışı; Mimarlar Odası Karaköy Binası



(Gezi Şehitleri Ailelerinin katılımıyla)



 



31 MAYIS PAZAR



–         13.00 –  Gezi Parkına Gidiyoruz



–         15.00 – Abbasağa Parkı Buluşması, Beşiktaş



(Atölyeler, Forumlar, Konserler)



–         15.00 – Özgürlük Parkı Buluşması, Kadıköy



(Atölyeler, Forumlar, Konserler




 





 



Harvey: "Gezi başka bir sürecin başlangıcı oldu"



Kent teorisyeni David Harvey ise, Taksim Gezi Parkı'nda başlayan protestoların Türkiye'nin her yerinde farklı şekilde taleplerin dile getirildiği protestolara dönüştüğünü söyledi. Gezi Parkı direnişinin küresel eylemler arasındaki eşsiz eylem biçimlerinden biri olduğunu belirten Harvey, "Protestoların bulaşıcı etkileri var. Gezi Parkı'ndaki eylemlerin ardından San Paulo'da benzer eylemler yapıldı. Bu eylemler Brezilya'ya sıçradı. Eylemler birbirinin aynı değil, hepsinin farklı kökenleri var ancak ortak noktaları da bulunuyor" dedi.



 



Protestoların ortak noktasının yeni bir demokratik karar alma mekanizması ve herkesin söz sahibi olduğu katılımcı bir demokrasi talebi olduğunu belirten Harvey, demokratik katılımın eksikliği ve benzerine Amerika'da da sık sık rastlanan polis şiddetinin, kent yaşamını gittikçe gerileten bir etkisinin olduğunu söyledi. 



 



Gezi Parkı eylemlerini, birbiriyle yabancılaşmış bir ortamda birbiriyle yabancılaşmayan bir yaşam formu yaratma çabası olarak yorumlayan Harvey, Taksim yasağı örneğini vererek, kamusal olarak tanımlanan alanların kamunun kullanamadığı alanlara dönüştürüldüğünü ifade etti. Harvey, Gezi Parkı direnişinin başka bir sürecin başlangıcı olduğunu da sözlerine ekledi.