Direnişin yarattığı öncülerden...

Ford Otosan direnişi temsilcilerinden Fikri Möhürlü'yle henüz direniş bitmeden önce yaptığımız söyleşiyi yayınlıyoruz

İŞÇİ SINIFI
Perşembe, 4 Haziran 2015 (11 yıl 2 ay önce)

Ford Otosan direnişi temsilcilerinden Fikri Möhürlü'yle henüz direniş bitmeden önce yaptığımız ve direnişin nasıl başladığı, nasıl bir iç örgütlülüğün yaratıldığı, kararların hangi yöntemlerle belirlendiğini içeren röportajımızı yayınlıyoruz.



 



Fikri Möhürlü, 3 Haziran'da yaşanan iç çözülmeyle birlikte sonlanan direnişte işten atılan sekiz işçiden biri aynı zamanda.



 



Alınteri: Bize direnişe başlamadan önceki süreci anlatabilir misiniz?

F.M : Direniş öncesi bilinçli bir örgütlenme değildi. Yılların birikmişliğiyle, iş koşullarının ağırlığına karşı bir öfke ve direnç vardı. Arkadaşlar bunu yemeklere gitmemekle, saat başı sesli olarak tepkiler vererek ortaya koyuyorlardı. Arada herkes bir araya toplanabiliyordu aslında ama, bu işi tetikleyen olaylar oldu.



 



Türk Metal (TM)'in imzalamış olduğu sözleşme çok büyük bir tepkiye neden oldu. iki yıllık sözleşme varken bunun üç yıllığa çıkması insanları açlığa hapsetmek anlamına geliyordu. Sendika temsilcileri gelip bize işte "çok şey başardık, çok şey kazandık" diye anlatırken biz aslında her şeyin farkındaydık. Öte yandan sendikanın çok büyük baskısının olduğu bir süreçten geliyoruz. Sendikadan çok fazla baskı görüyorduk.



 





 



Alınteri: Bu yedi kişilik komiteyi nasıl oluşturdunuz?

F.M : O... En son olan oydu aslında



 



Alınteri: İlk tepkiler nasıl ve ne zaman başladı?

F.M : İlk tepkiler işten atmalara karşı başladı. Sonuçta işten atılanlar arkadaşlarımızdı. Arkadaşlarımızın neden işten atıldığını öğrenmek istedik. Daha önceki süreçlerde gecenin 3'ünde 4'ünde 300-400 işçi kadınlı erkekli kapının önüne konulmuştu ve hiç kimse hesabını sormadı.



 



Alınteri: Hiç tepki göstermediniz mi o zaman?

F.M: Şöyle... Bir sendikamız var ve sendikanın buna tepki göstermesi, ses çıkarması gerekiyordu. Ama bakıyoruz hiçbir şey yapılmıyor bu da işçilerin artık soru sorması ve tepki göstermesine yavaş yavaş neden oldu.

 



Bu süreç ise öyle olmadı. Bakıyoruz Tofaş’ta, Renault’ta olaylar var. Biz de buradaki işçiler olarak takip ediyoruz. Ve neden olmasın dedik... Hatta bu yedi kişi Seka’da isimleri açıklanan ve en son çıkanlar (ilk basın açıklaması yaptıkları yeri kastediyor).



 



Alınteri: Temsilciler nasıl seçildi, bütün bunlar son iki gün içinde mi oldu?

F.M : Evet, evet son iki gün içinde oldu gerçekten. Bursa başladıktan sonra belirgin bir şekilde bir bütünlük kendiliğinden oluşmuştu, herkes bunu konuşuyordu. Şunlar olmuş, bunlar olmuş diye... Sendikadan görünür bir bıkmışlık ve hoşnutsuzluk da vardı. Ve doğallığında bunlar her an her dakika konuşulur olmuştu. Konuşulmaya başlanmasıyla içerideki baskılar daha çok artıyordu üzerimizde.

 



Bizler MİB üzerinden iletişim sağlıyorduk, oradan yazışıyor haberleşiyorduk. Bursa’daki arkadaşlarla bu şekilde iletişime geçtik. Bursa’daki arkadaşlar "biz ne yapıyorsak oraya atıyoruz, takip edin" dediler ve biz de oradan takip edip yazışmaya başladık. İşçiler de oradan yazmaya başladılar.



 



Bu sefer işten atmalar başladı. Tehditler arttı. 1 Mayıs’tan önce işten atılmalar olmuştu. İşçiler yazıyordu, şurada şu eylem var, burada şu eylem var diye... Gidiyorduk ki sendika oraya teyakkuz halinde konuşlanmış bekliyor. Aslında bir şey olduğu da yoktu. Sadece 19 Mayıs’tan önce sadece bir kez yemeğe gitmeme eylemi olmuştu direnişe başlamadan önce. Sözleşmeli çalışan bayan arkadaşlara baskılar yapıldı, sorguya çektiler. Ve durum bu safhaya gelince insanlar da "artık yeter" dediler. Sonra bir mesaj attık, "Seka’da buluşuyoruz" diye... Herkes geldi.



 





 



Alınteri: Seka buluşması nasıl bir eylemdi, amacı neydi?

F.M: TM'yi istemediğimizi, istifa etmek istediğimizi anlattığımız bir eylemdi ve Bursa’da yaşananları da değerlendirip artık istifaları gerçekleştirmeyi karar altına aldığımız bir buluşma oldu.



 



Alınteri: Dediniz ki bütün iletişim MİB üzerinde gerçekleştirildi. Bunu nasıl gerçekleştirdiğinizden bahseder misiniz?

F.M: MİB’e herkes yazıyor yazabilir, fabrika yönetimi de yazabilir, isteyen herkes üye olabilir sayfaya, herkes yazabilir. Bursa’daki arkadaşlar süreç içerisinde burayı kullanıyorlarmış biz de takip etmek için başladık mesajlar falan atmaya böyle başladık. Sadece direniş sürecindeki gelişmeleri takip ettiğimiz ve kendi direnişimiz içindeki gelişmeleri yansıttığımız bir sayfa o kadar, ileri safhada bağdaşacak bir şeyimiz yok .



 



Alınteri: Alınteri gazetesi olarak burayı direnişin başından beri yakından takip ediyoruz. Bildiğimiz yönler de var bilmediğimiz de. Neler yaşadığınızı bize anlatabilir misiniz?



F.M: İnsanlar haklı olduğumuzu biliyorlar. Biz kesinlikle baskı yapmadık. Herkes birbirini tanıyor, ne için bu direnişe başladığımızı da biliyorlar. Bizim hakkımızda bir çok yalan haberler, açıklamalar yapıldı. İşte "terörist", "marjinal gruplarla beraber", "saldırıyorlar" denildi. Ama 13 gündür direnişteyiz ve bu alan dışına çıkmıyoruz. Çıkmadığımız halde neler söylüyorlar, çıksak daha neler söylerler kim bilir?.. Bundan kaynaklı pek çıkmamaya çalışıyoruz. İçimize hiçbir siyasi grubu, sendikayı, partiyi almıyoruz. Sadece Ford Otosan işçileri, sadece aileler gelebiliyor. Gayet demokratik, çağdaş bir şekilde hakkımızı arıyoruz.



 





 



Alınteri: Bu süreç için erken diye düşünebilirsiniz ama Tofaş’ı gördük daha direniş başlarken Çelik-İş’in propagandasını yapmaya başladılar. Siz sendika konusunda ne düşünüyorsunuz? Kafanızda bir model var mı?

F.M: Konuşuyoruz kendi aramızda ama bunu buradaki insanlar belirleyecek. Bizim buradaki insanlar adına karar alma, karar verme gibi bir şeyimiz yok. Bizim yaptığımız şu ana kadar tamamen demokratik bir şekilde tüm işçilerin ortaklaşabildiği kararlar üzerinden hareket etmek, olan bu.



 



Gruplar kendi aralarından seçtikleri sözcüleriyle oturuyorlar tartışıyorlar, taleplerini, kararlarını belirliyorlar. Bu diğer gruplarda da böyle oluyor. Sonra da sözcüler bu alınan kararları ya da belirlenen talepleri komiteye iletiyorlar ve çoğunluğun ortaklaştığı konular buranın tümünün belirlediği şey oluyor. Biz tamamen elçilik vasfını yerine getiriyoruz. Tamamen demokratik bir biçimde yürüyor.



 



Biz, bize fabrika yönetiminden ne iletilirse sözcü arkadaşlarımız ile guruplara iletiyoruz. "Bize iletilen teklif şunlar tartışın bunları kabul edelim mi etmeyelim mi" diye... Gruplar arasından çıkan kararlar ve bize iletilenler komiteye bildiriliyor, komite de ona göre hareket ediyor.



 



Sendika konusunda da içeri girdiğimizde sandık kurup bütün işçi arkadaşlarımızın ne istediğini belirleyeceğiz. Tabii sandık kurmadan önce de yine gruplar kendi aralarında bilgi alışverişi yapacaklar. Buralardan çıkacak olan isteğe bağlı olarak belirlenecek. Ama şu an bunları çok ön palana çıkarmıyoruz. Önce direnişi bir kazanalım sonlandıralım ondan sonra bunları konuşacağız.



 



Alınteri: Teşekkür ederiz, başarılar.