Naziler ölüm/toplama kamplarında adına "Arbeit Macht Frei" (Çalışmak Özgürlüktür) diyorlardı, faşizm ise "Zorunlu Çalışma" diyor. Gerçekte ise adı "Kürek Mahkumluğu"dur. Yargının hapis olarak verdiği ceza, ortaçağın kürek mahkumluğu biçiminde infaz ediliyor. Faşizmin elindeki on binlerce mahkum zorunlu/ücretsiz köleye dönüştürülerek burjuvazinin emrine verildi.
Türkiye'deki toplam 436 cezaevinin 179'unda bulunan iş yurtlarında tam 8 bin 500 adli tutuklu ve hükümlü çalıştırılıyor. 40 farklı alanda üretim yapılıyor. Satışlardan elde edilen yıllık ciro ise 100 milyon YTL'ye ulaştı. Adalet Bakanlığı'na bağlı olarak Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet yürüten İş Yurtları Kurumu'nun yıllık cirosu holdingleri sollarken yönetim kademesi de tıpkı bir holding gibi üç organdan oluşuyor.
Şimdi de kürek mahkumlarının sömürüsü üzerinden süpermarketler açılması hedefleniyor. İlk süpermarketin Ankara Şaşmaz'da açılması kararlaştırıldı. Ayrıca Cezaevi'nin kısaltması olan "CE" markasının tescil işlemlerine de başlanarak marka yaratma da hedefleniyor.
Kürek mahkumları cezaevlerinin içindeki işliklerde çalıştırıldıkları gibi açık cezaevlerindeki atelye ve bahçelerde de çalıştırılıyorlar. Kimileri de adalet saraylarında çalıştırılıyor. Her gün normal bir işçi gibi çalışmaya giden bu işçilere günde sadece 4.75 YTL veriliyor. Yani ayda 104.5 YTL, asgari ücretin üçte biri bile değil.
İşliklerde çalışanlara ise bunun daha da azı ödeniyor. Eskişehir Açık Cezaevi 2004 yılında 5,2 milyon YTL ciro yaptı ve bu miktarın sadece 43 bin YTL'si 120 kürek mahkumuna dağıtıldı.
[foto]zorunlu-calisma2.jpg[/foto]
Zorunlu çalışma, yeni Ceza ve Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un tasarısına bulunuyordu. Devrimci tutsakların direnişi ile bu madde tek tip elbise ile birlikte kanunun yasalaşan halinden çıkartıldı. Fakat faşizm zorunlu çalışmayı görüldüğü gibi adli mahkumlar üzerinde fiiliyatta uyguluyor. Uygulamanın arkasında yatan ise tıpkı ABD'de olduğu gibi Türkiye'de de cezaevlerinin özelleştirilmesidir. Süpermarketler gibi artıdeğer sürecini tamamlamaya dönük adımlar buna istinadendir.
İşsizliğin had safhada olduğu bir ülkede hükümlüler en ucuz ve en kolay sömürülen işgücü olarak sermayenin emrine sunuluyor.
Zorunlu çalışmayı kabul etmemek ise cezaevinin mahkum için mezar haline gelmesi demek: "İş elbisesini giymemek, işyerini izinsiz terk etmek, işyerindeki çalışma yönergelerine uymamak, işte gerekli özeni göstermemek, başkalarının ciddiyetle çalışmasını engellemek, gerektiği halde çalışmamak vb. davranışlar disiplin suçudur."
Dışarda F Tipi İş Yasası, içerde F tipi zorunlu çalışma.
Dışarda ücretli kölelik, içerde zorunlu kölelik.
Dışarda tuvalet girişlerine bile kameralar, akıllı kartlar, çipler ile fabrikalar cezaevine benzemeye başlarken, içerde de cezaevleri fabrikalara benzemeye başlıyor.
F tipi fabrikaların geleceği F tipi cezaevlerinin geleceği ile aynı kaderi paylaşıyor. Dışarı çıkamadık, çünkü hep dışardaydık. İçeri giremedik, çünkü hep içerdeydik.