Karker'in öyküsü

Karker Kobanê'nin ve aynı patikada yol tepen nice insanın öyküsü de bizlere 'borç' kalmalı

AGÎRE JÎYAN
Perşembe, 11 Haziran 2015 (10 yıl 10 ay önce)

Mehmet Kaplan



 



Spinoza'dan esinlenerek şunu diyoruz: Her tekil varlığın kudreti ve hakkı, bedenin kudreti ve hakkı dışında bir şey değilse, bu durumda her varlık, özerktir. Yine de, bedenlerin, dolayısıyla bedene içkin olan kudret-arzu ve duygulanımların dolaşımda olduğu, her varlığın karşılaştığı bir ‘alan’ da vardır.



 



Bu 'alan' devrimci arzunun ve akışın toplaştığı yer olarak bugün Kobanê'dir; Fransız devrimi ve devamla Paris Komünü sırasında kentin işsizleri, esmerleri, baldırıçıplakları; işçileri; fırıncısı, çiftçisi-köylüsü nasıl ki bir akış içinde devrimsel bir kaçışa yöneldilerse kendi varlık özgünlüğü içinde Kobanê’nin de benzer bir kalkış noktası üzerinden okunması gerekir.



 



Kendi deyimiyle Sinoplu Diyojen'in memleketlisi Karker Kobanê’de bu devrimsel akışa yönelen yürekli ve sevgi dolu tavrıyla binlerce insandan biridir.



 



Eylül'ün ortalarına doğru IŞİD'in Kobanê'yi kuşattığı zamanlarda 'sınır'da uzunca bir süre kalan Karker sonunda arzu ettiği yere Kobanê'ye, katılmak istediği YPG'nin saflarına gitmiş ve katılmış oldu.



 





 



Karker Kobanê, bitmek tükenmez bir iştaha tüm dünyayı anlamak üzerine bir arzuya sahip. Sınırda Arin Mirxan ve Kader Ortakaya adına ve anısına bir kütüphanenin kuruluşunda tanıdığımız Karker Kobanê şimdi de Kobanê'de; özlem duyduğu özgür topraklarda.



 



Sartre varoluşçuluk'u anlamanın yolunun sanat olduğunu söylemişti; Karker Kobanê'nin öyküsü ve aynı patikada yol tepen nice insanın öyküsü de ileride bir sanat ve felsefe konusu olarak biz'lere 'borç' kalmalı.



 



Hayat elinde çiçekler ve alicenap bir gülümsemeyle yol yürümektir belki de, tıpkı Karker'in yüzüne yayılan şen sevinç gibi...