Özgecan'ın ilk duruşması...

Özgecan'ın katillerinin yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü,ikinci duruşma 9 Eylül'de...

KADIN
Cuma, 12 Haziran 2015 (10 yıl 10 ay önce)

Kendisini taciz edip, tecavüze yeltenen sapığa direnince vahşice katledilen Özgecan Aslan'ın katillerinin yargılandığı davanın ilk duruşması Tarsus 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.



 



Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesi’’ne 14 Nisan'da sunulan iddianamede, katillerden Ahmet Suphi Altındöken'in "Canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürmek, bir suçu gizlemek veya başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yakalanmamak amacıyla öldürmek, başka bir suçu işleyememekten kaynaklanan infialle öldürme, nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs, cinsel saikle kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak" suçlarını işlediği belirtiliyor.



 



Babası Necmettin Altındöken’le arkadaşı Fatih Gökçe ise ‘canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme, bir suçu gizlemek veya başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yakalanmamak amacıyla öldürme, başka bir suçu işleyememekten kaynaklanan infialle öldürme’ suçlarından yargılanıyor.



 



Davaya müdahil olmak için 650 avukat başvurdu. Duruşma 100 kişilik bir salonda yapıldığı için avukatların kendi aralarından belirledikleri 100 kişi salona girebildi.



 



Adliye önünde Mersin Kadın Platformu başta olmak üzere pekçok kadın örgütünün çağrısıyla yüzlerce kadın bir araya gelerek kadın cinayetlerini, erkek egemen zihniyeti, bu zihniyeti teşvik eden devlet aklını protesto etti. Adliye önünde kadın cinayetlerine ilişkin konuşmalar yapılarak, mücadele çağrısında bulunuldu.



 



KADEM protesto edildi



Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan'n başkanlığını yaptığı KADEM de Adliye önüne geldi. Daha önce "Kadın erkek eşit değildir" diyerek kadın katliamlarını gerçekleştiren zihniyetle aynı yerde duran KADEM, Adliye önündeki kadın kitlesi tarafından protesto edildi. KADEM burada da "kadın cinayetlerinin politikayla ilgisi yok" deyince bir kez daha protesto edildi. KADEM'li kadınlar çevik kuvvet koruması altında beklemeyi sürdürdüler.



 





 



Katilin bir 'mağdurum' demediği kaldı!



Mahkeme başkanının erkek, üye hakimlerin kadın olduğu heyet tarafından yürütülen duruşma sabah saat 09:30 sularında iddianamenin okunmasıyla başladı. Hemen ardından sanık Suphi Altındöken’in savunmasına geçildi.



 



Özgecan'ın katili Ahmet Suphi Altındöken sözlerine "fotoğraf çekilmesi serbest mi onu öğrenmek istiyorum" diye başladıktan sonra işlediği bu vahşice katliamı meşrulaştıracak mide bulandırıcı bir savunma yapmaya girişti.  Altındöken, o mide bulandırıcı "savunmasında" bir de tüm suçu kendisiyle aynı tıynette olan Fatih Gökçe'nin üzerine yıkmaya çalıştı.  



 



'Kapıyı açmak için arkaya geçtim' diyen Altındöken, Özgecan'ın bu sırada kafasına vurmaya başladığını, hatta bunun raporlarda da mevcut olduğunu, kendisinin de sinirli bir kişi olarak dayanamayıp onu yumruklayıp, tekmelemeye başladığını söyledi. Bu katil, o kadar ileri gitti ki bir "aslında ben değil Özgecan suçlu, ben ona tecavüz etsem bile kılını kıpırdatmamalıydı!" demediği kaldı.



 



Suçu kendisi gibi sapık olan olan Fatih Gökçe'ye yıkmak istedi!



Bu katil bunları söyledikten sonra bu sefer de suçu kendisinin ikizi olan Fatih Gökçe'ye yıkmaya girişti.  Onun arabadan fermuarını düzelterek indiğini söyleyen Suphi Altındöken, "İlk ifademde bunları söyleyemedim. Şimdi herkes duysun. Ben hastaneye götürelim dedim. Fatih öldürmemiz lazım dedi." dedi.



 



Bu mide bulandırıcı savunmasına, "Ben bıçağı aldım, boğazına sapladım (sustu, ağlıyor). Hadi gidiyoryz dedik, babam nereye dedi, fatih pikniğe gidiyoruz mangal yakarız diye espri yaptı. Ben paniktim, Fatih soğukkanlıydı." sözleriyle devam eden Altındöken Özgecan'ın kendisine biber gazı sıkmadığını, iddianamedeki bu bilginin doğru olmadığını söyledi



 



"Fatih bana yüzümü maktulün cırmalayıp cırmalamadığını sordu, evet deyince 'kimliğini bırakmışsın sen, elini kes' dedi, kestim ellerini. Önce çuvala koyup gömecektik, sonra Fatih babamdan mazot istedi. Bıçakları temizledi. Bana 'kız güzelmiş' dedi, sen bir şey mi yaptın dedim. Sus sesini çıkarma yoksa seni ihbar ederim dedi. Ayrı arabalarla yola çıktık, geminin orda onu bekledim, Fatih aradı üniversitenin oraya çağırdı. Buluştuk, ben onun aracını takip ettim, bir sürü köyden geçtik, bir yerde durduk, cesedi indirdim, 'bana benzini getir' dedi. Benim öyle bir niyetim olmadığı için benzin şişesini kasten düşürdüm, 'yakmayalım' dedim. O ısrar etti. Ertesi gün buluştuğumuzda Fatih elini omzuma koydu, 'bak, dün otobüste kıza öyle yaklaştığımı söylersen çoluğunu çocuğunu kaçırırım' dedi"



 



diye devam edip vahşetin boyutlarını ortaya koyan katil, bu sırada ağlama numaraları yapınca Mahkeme Başkanı bile tepki göstererek "şu ağlamaları geçelim" dedi.



 



İlk ifadesi okununca!



Daha sonra Suphi Altındöken'in eski ifadeleri okunmasına geçildi.



 





 



Katil Altındöken ilk ifadesinde bir kadın-erkek çiftle (yolcu) otobüsü istedikleri yerde durdurmama meselesinden kavga ettiğini, yumruklaştıklarını anlatmış, araçtaki kan lekelerini izah etmek için bambaşka bir senaryo uydurmuş! 



 



Mahkeme salonunda ses sisteminde yaşanan bir arıza sonucu duruşmaya ara verildi. Aranın ardından duruşma yeniden başlayarak, Altındöken'in eski ifadeleri okunmaya devam etti. Eski ifadeyle yeni ifadesi arasında dağlar kadar fark olduğu görüldü. Anlaşılan bu psikopat da delil ve bulgular ortaya çıkınca köşeye sıkışmanın verdiği çaresizlikle yeniden kurgulayarak da olsa  bazı şeyleri anlatmak zorunda kaldı.



 



Mesela katil Altındöken eski ifadesinde yakmaya giderken benzin şişesini "panikten düşürdüm" demiş, bugün "yakmak istemiyordum, kasten düşürdüm" dedi.



 



Alçaklığın sınırı yok!



Katil tüm bu anlattıklarından sonra "alnım açık" deme cesareti gösterecek kadar ileri gidince, salonda yoğun tepkiler oluştu. "Özgecan bana şerefsiz diye hakaret etti, köpek gibi şeyler dedi." deme cesareti gösterince salondan "demişse az bile demiş" ve "doğru demiş" tepkileri yükseldi.



 



Sahte gözyaşlarını akıtmaya devam eden katile bir müşteki vekilinin "Özgecan'ı öldürürken bu göz yaşlarını nereye sakladın" diye sorması üzerine "Allah kimseye bunu yaşatmasın" dediği belirtiliyor!



 



Duruşmayı takip eden avukat Efkan Bolaç "Sanık Altındöken babasını da koruma amaçlı bir takım şeyler söyledi. İyi hal indirimi olmadan cezalandırılmalarını talep ediyoruz" diye bilgi verdi.



 



Bu gelişmelerden sonra duruşmaya 13:30'a kadar ara verildi. Müşteki vekillerinin verilen arada sanıkların farklı yerlerde muhafaza edilip irtibatlarının kesilmesi talebi kabul edildi.



 



Ara verilen duruşma saat 13:30'da yeniden bu sefer de diğer katil ve sapık Fatih Gökçe'nin savunmasıyla başladı.



 



Babanın hiçbir şeyden haberi yokmuş!



Bu aşağılık mahluk heyecanlı olduğunu, konuşamayacağını, kendisine daha sonra söz verilmesini isteyince Suphi Altındöken'in babası Necmettin Altındöken'in savunmasına geçildi.



 



Parasızlıktan yakınıp duran Necmettin Altındöken , "Uzun yol şoförüyüm. 11 Şubat'ta hastaneye gidip böbrek tahlillerimi aldım, eve geldim. Evden çıkmam. Dizi filmlerim onları seyrederim." diyerek hiçbir şeyle ilgisi olmadığını kanıtlama çabasıyla hareket etti. Hatta senaryosunu daha da ileri götürerek olaydan jandarmayla aynı anda haberdar olduğunu söyleyecek kadar...



 



Oğlu ve Fatih'in 15 dakika sonra geldiğini, arabaya bindiğini söyledi. Mahkeme başkanı, "Arabanın içi kan gölü. Nasıl görmedin, kan kokusu almadın mı?" deyince "Hayır efendim. Önde oturuyordum. Bu olayla uzaktan yakından alakam yok." yanıtı verdi.



 



İlk ifadesi dinletilen baba Altındöken, orada söylediklerini reddetti. Gözlerinin iyi görmediğini, avukatın getirdiği tutanağı okuyamadan imzaladığını, jandarmanın ve götürüldüğü doktorun kendisine kötü muamele yaptıklarını söyleyerek daha önce söylediği her şeyin üzerine kalem çekmeye kalkıştı.



 



Önceki ifadesi banttan dinletildiğinde hüngür hüngür ağlayarak "Benim de kız evladım var. Bilsem engellerdim"  diyen sanık, başkanın "Cesetle onca saat gezmişsin ama" sözlerini reddetti.



 



Hiçbir şeyden haberi olmadığı rolleri yapan baba Altındöken, önceki ifadesinde araçta duyduğu hırıltıyı tarif edip, cesedi oğlu Suphi ile Fatih'in nasıl yaktıklarını seyrettiğini de  anlatıyor.



 



Özgecan'ın ellerini evde gördüğünü, giysi ve eşyalarını sobada yaktığını söyledi. Cesedi evine koymalarına itiraz ettiğini, küfrederek kovduğunu anlattı.



 



Baba da oğlu gibi hem kendisini hem de oğlunu aklama çabası gösterdi. Bu çabaya rağmen çelişkilerin açığa çıkmasını engelleyemedi.



 





 



Katil ve sapıklar karşı karşıya!



Baba Altındöken'den sonra sakinleştiğini söylemesi üzerine diğer katil Fatih Gökçe’nin ifadesi alınmaya başlandı.



 



O da pür-ü pak ayaklarına yattı. "O gece Suphi yakalanmış, ben ise eve gittim. Sabah kalktım bir sürü telefon araması vardı. Babası aradı" diyen Gökçe, baba Altındöken'in kendisine "bizim verdiğimiz şekilde ifade ver" dediğini aktardı.



 



"Ben olay günü Suphi'ye maktulü hastaneye götürelim dedim. Baba Necmettin Altındöken, Suphi'ye bıçağı verdi. Ve Suphi maktulun ellerini kesti. Baba Altındöken cesedi benim arabama koymak istedi ama ben izin vermedim.'' diye anlatan Gökçe savunması boyunca kendisini aklamaya, diğer iki sanığı suçlamaya devam etti.



 



Hakim'in tüm bunları gördüğü halde neden müdahale etmediği sorusuna ortalık kan gölü gibiydi, "ortalık göl gibiydi, Suphi'nin üzeri kasap gibiydi" yanıtı verdi. Kendisinin Özgecan'ı hastaneye götürmeyi teklif ettiğini, ama Suphi Altındöken'in "zaten öldü" dediğini aktaran Gökçe, diğer sanıkların kendisi için söylediklerini de reddetti.



 



Çapraz sorgunun çarpıcı ayrıntıları!



Daha sonra müşteki vekillerince yapılan çapraz sorguda bu canilerin neleri nasıl yaptıkları daha açık şekilde ortaya çıktı.



 



Müşteki vekilin sanıkların cesedi kimin yaktığıyla ilgili birbirini suçlayan ifadelerini sorunca sanık bu ikisi yine birbirlerini suçlamayı sürdürdüler. Özgecan'ın çıplak cesedi, bacaklarındaki tırnak izleri, yanığın daha çok genital bölgede olması gibi gerçekler üzerinden sorulan tecavüz sorusuna her ikisi de çelişkili yanıtlar verdiler. Yine cesedin ellerinin kesilmesi, taşınması sorularında da aynı şekilde çelişkilerle birlikte birbirlerini suçlamaya devam ettiler.



 



Baba Necmettin Altındöken  de çapraz sorguda hiçbir şeyden haberi yokmuş numarasını devam ettirse de gerek oğlunun ilk ifadesi, gerek çapraz sorguda açığa çıkan çelişkiler (mesela öğlene kadar uyduğunu, hiçbir yeri aramadığını söylediği halde sabah saat 06:30'dan itibaren yoğun bir telefon trafiği yaşadığı görülüyor) onun yalancılığını bir kez daha açığa çıkarıyor.



 



Eşinin de 'hatırlamama' sorunu var!



Çapraz sorgudan sonra duruşmaya kısa bir ara verildi. Aradan sonra SA'nin eşinin sorgusuna geçildi. Kendisinin de mağdur olduğunu söyleyen Neslihan Altındöken, koltukbaşlarında kan izi görmediğini, SA'nın elbiselerini makineye attığını, kan izi görmediğini, o gece SA'nın tdirgin olduğunuama her zamanki halidir diye düşündüğünü,kendisinin de psikolojik tedavi gördüğünü, bazı ayrıntıları hatırlamadığını, kayınpederinin örtülerini makineye attığını, SA'yı bir hafta önce de elleri kanlı gördüğünü anlattı.



 



Otobüse benzin götürmüş!



Sanıklara benzinlikten benzin alıp götüren tanık Osman Taş'ın da ifadesi alındı. Taş Gökçe'nin benzini otobüsiçin istediğini sandığını söylerken, "sen benzinle çalışan otobüs gördün mü?" sorusuna o anda düşünemedim yanıtı verdi.



 



Özgecan'ın amcası: 'Bunlar daha önce de adam öldürmüştür!'



Müdahillik başvuruları değerlendirildi. Salonda bulunan Özgecan'ın amcası, katillere gereken cezanın verilmesini, bunun caydırıcı olması gerektiğini belirterek, sanıkların daha önce de cinayetler işlemiş olabileceklerine vurgu yaptı.   



 



Dosyadaki evraklar okundu



Bu gelişmelerden sonra dosyaya giren evrakların okunmasına geçildi. Ölü muayene tutanağı, Adli Tıp raporu okundu. Ölü muayene tutanağı okunurken salondan uğultular yükseldi.



 



Daha sonra savcı dosya içerisinde bulunan bıçağın resmini katil SA'ye gösterdi. "Kullandığım bıçağa benziyor ama bu değil" dedi.



 



Kadın derneklerinin müdahillik başvurusu reddedildi!



Savcı, 'belgelere ve tanık veya beyanlarına diyeceğimiz yoktur, müdahillik konusunda baro ve derneklerin müdahilliği reddedilsin' dedi. Çünkü bu kurumların olayla doğrudan ilişkilerinin olmadığına hükmetti! Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın müdahil olma talebi kabul edildi.



 



Sanıklara bir diyecekleri olup olmadığı soruldu. 'Bir diyeceğimiz yoktur' dediler.



 



Babanın avukatı tahliye istedi!



Sanık Necmettin Altındöken'in avukatı  İbrahim Kaplan "Müvekkilime  yönelik algı operasyon yapılmıştır. Müvekkilime karşı linç kampanyası yapılmaktadır. Müvekkilimin olayda herhangi bir suçu yoktur. Maktüle kanımca Ehlibeyt şehidi olmuştur" dedi.



 



Baba Necmettin Altındöken'in avukatı  İbrahim Kaplan "Tutuklu kaldığı süre göz önüne alınarak tahliye edilmesine karar verilmeli" dedi.



 



Duruşmaya 10 dakika ara verildi. Daha sonra avukatların ve baronun müdahillik başvurusunun reddine itirazları oldu. Ardından mahkeme ara karar verdi: 



 



Mahkeme kararları



Müştekiler Songül Aslan, Mehmet Aslan, Beste Guler Aslan, Yaşasın Aslan ve Barış Aslan'ın davaya katılma talebine yetki belgesi veren avukatların mudahil olarak katılmasına,



 



Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın davaya katılma talebinin kabulüne,



 



Kadın derneklerinin 'suçtan doğrudan zarar görmedikleri' gerekçesiyle davaya katılma taleplerinin reddine,



 



Ortaya çıkan yeni bir delilin olmaması nedeniyle dosyayı incelmeye vakit bulunmuş olması sebebiyle müşteki vekillerinin süre taleplerinin reddine karar verildi.



 



Cinsel saldırı soruşturması derinleştiriliyor



Özgecan Aslan'ın ailesinin avukatları  cinsel saldırı soruşturmasının genişletilmesini talep ediyorlar. Alt  sınırdan uzaklaşılarak üst sınırdan cezalandırılmasını talep ettiler.



 



Savcı katılan vekillerin sanık Fatih Gökçe için cinsel saldırı yönünden suç duyurusunda bulunulmasına ve bu talebin kabul edilmesi ve sanık Suphi hakkında TCK 102/3-6 ek savunma süresi verilmesini istedi.



 



Mahkeme: "Sanık Fatih Gökçe hakkında duruşma zaptının Cumhuriyet  Başsavcılığı'na gönderilerek işlem akıbetinden mahkememize bilgi verilmesine. Tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına" kararı verip duruşmayı 9 Eylül'e erteledi. 



 



Sanık Fatih Gökçe hakkında mahkeme suç duyurusunda bulunarak cinsel saldırı yapmış olma ihtimalinin araştırılmasını istedi. Tüm sanıkların bir sonraki duruşmada ifadelerinin SEBGİS sistemiyle alınması için cezaevine yazı yazılmasına karar verildi



 



Savcılık makamı sanıkların tamamı hakkında tutukluluk halinin devamını istedi.