TİKB'nin ideolojik, siyasal ve örgütsel dokusunun mütevazi bir hücresini görürüz ölümsüzlüğe uğurladığımız bir bedende
Gençlerin çoğu tanıyamadı onu. İşkencede direniş deyince İbrahim Kaypakkaya'dan sonra söylenir adı. İçini doldurur bütün meydan okumaların, bütün direnişlerin, bütün yürüyüşlerin... Askeri faşist darbenin daha ilk günlerinde Osman Yaşar Yoldaşcan'la yazarken Bağcılar çatışmasını... iki kardeş, komünist iki yoldaşın eylemi yazılır tarihe.
Gençlerin çoğu '84 Ölüm Orucu'nu simgeleyen isimlerden biri olarak “Karanlığı yaran gün ışıkları”ndan aşinadır yüzüne ve eylemine... Ölümün üzerine yürürkenki kararlılığı Stalingrad'da ölümüne savaşan Sovyet neferlerinin öfkeye kesmiş yenilmez soluğu şeklinde dile gelir.
Mehmet Fatih Öktülmüş'ün yaşamına baktığımızda, kurucularından biri olduğu TİKB'nin ideolojik, siyasal ve örgütsel dokusunun mütevazi bir hücresini görürüz ölümsüzlüğe uğurladığımız bir bedende. TİKB'nin sadece dününde, o asla karartılamayacak geçmişinde değil geleceğinin her tuğlasında izlerini sürmek mümkündür.
Sadece yoldaşlarının değil onu tanıyan bütün dostlarının sevgilisi olabilmesi, ölümünün üzerinden bunca yıl geçmiş olmasına rağmen bize ulaşan sevgi ve saygı dolu satırlardan fışkırması bundandır. Adressiz Sorgular geleneğinin hem yapıcısı hem doruklardaki uygulayıcısı hem de genç kuşaklara esin kaynağıdır o.
Fatih ne gökten zembille inmiştir yeryüzüne ne de onu Fatih yapan koşullar ve ilişkilerin dışında bir “istisna”dır. Kuşkusuz onu Fatih yapan özgün çizgi ve yeteneklerin sahibidir. Ancak o karakteristik çizgilerde bile dönemin kadrolarında ortak özelliklerin izdüşümlerini görürüz. Fatih'te kendini Fatihçe ifade eden Osman'da, İsmail'de, Sezai'de, Tahsin'de, Ataman'da da onlara özgü somutluklar olarak çıkar karşımıza. Hepsinin temelinde ortak kesen olarak proletarya ve insanlığın kurtuluşu davasına sakınmasızca adanmışlık yatar. Bu komünist adanmışlık, örgütü her şeyin üzerinde tutan örgütlü kimlikte cisimleşir. Dolayısıyla, o kuşağın komünistlerini ve devrimcilerini kendilerini adadıkları davadan ve örgütlü kimliklerinden soyundurarak anmanın olanağı yoktur. Onları ve eylemlerini bu kimliklerinden 'arındırılmış' bir biçimde anmaya kalkmak, ya Fatih'leri Fatih yapan dinamikten habersiz olmak ya da onların adını ve anılarını ucuz kişisel hesaplar uğruna sömürmeye kalkmaktan başka bir şey değildir.
Yıllar sonra Ethem de bu yolun yolcusudur. TİKB dokusunun gözükara militanlığı ve sınıfsız bir dünya özleminin yeşerttiği adanmışlık onun da yolunu tıpkı Fatih ve diğerleri gibi çizecektir. Ölüm tarihlerinin Fatih'le çakışması, TİKB ruhu ve geleneğinin iki farklı dönemde, iki farklı gövdede, iki farklı kişilikte cisimleşmesini anlatır.
Mehmet Fatih Öktülmüş yoldaşı, yanına uğurladığımız Ethem yoldaşla birlikte özlemle anıyoruz!..
Fatih'lerden Ethem'lere sürüyor o kavga
Ve sürecek!
“Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!”