İki badem gözlü, biri sağ biri ölü

2007-2014 arasında öyle bir cumhurbaşkanı olmuş ki, okuduğunuzda aynı ülkede mi yaşıyoruz diye sorası geliyor insanın...

GÜNCEL
Çarşamba, 17 Haziran 2015 (11 yıl 4 ay önce)

Nəriman Bakı



 



Badem gözlü Demirel öldü!



 



Tüm medya ve devlet erkânı salya sümük ağlamakta. 3 günlük ulusal yas ilan etmiş, 301 Soma işçisinin katliamına “fıtrat” diyerek  onay verenler...



 



Demirel ne badem gözlüymüş. Bilememişiz.



 



“Gittiğimiz her yolda, içtiğimiz her damla suda” onu anmalıymışız demiş 20 yıllık özel doktoru.



 



Siyasette sertmiş ama evinde güttüğü koyunlar kadar uysalmış.Demokrasiyi içine öylesine çekmiş ki, fötr şapkası ile 6 defa gitmiş, 7 defa gelmiş.



 



“GAP’ı Gaptırmam”, “Memlekette benzin vardı da biz mi içtik”, “Dün dündür, bugün bugündür” diyecek kadar çok nükteliymiş.



 



Onu hiç unutmamalıymışız



 



Ama bu hayaldeki badem gözlünün bir de gerçekleri var.



 



Menderes, Polatkan ve Zorlu’nun idamlarını kast ederek “3 bizden 3 onlardan” sözü ile Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın idamlarını onayladı.



 



İşçi sınıfının ve halkların ortaya çıkan direnişleri için “yollar yürümekle aşınmaz” diyerek kimin safında olduğunu da gösterdi.



 



12 Mart Maraş Katliamı sonrasında “Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz” sözünü  o söyledi.



 



12 Eylül’ün esas yapılma nedeni olan 24 Ocak kararlarının baş mimarı.



 



90’lardaki Kürt halkın katledilme süreçlerinde “bana devlet adam öldürüyor dedirtemezsiniz” sözünün de sahibi.



 



İLKSAN yolsuzlukları açığa çıkınca en pişkin halde “verdimse ben verdim” diyecek kadar arsız olan da.



 



Kendisini 6 kere kovalayan ordu ile el ele verip 28 Şubat’ı örgütleyen de o.



 



Haklılar. Onu hiç unutmayacağız.



 



 Badem gözlü Abdullah Gül yaşıyor!



 



Seçimlerin üzerinden bir hafta geçmeden bir kitap çıktı: “Abdullah Gül ile 12 Yıl”. Gül’ün basın danışmanı Ahmet Sever yazmış. Kitapta anlatıldığında göre 2007-2014 arasında öyle bir cumhurbaşkanı olmuş ki, okuduğunuzda aynı ülkede mi yaşıyoruz diye sorası geliyor insana.



 



Devlet istemediği halde Ermenistan’a gidip barış elçisi olmuş!



 



İnternet yasağını içeren yasayı onaylamış ama Twitter’dan da yasağı ilk o çiğnemiş.



 



AB’ye girmek isteyen, özgürlükçü bir Türkiye için varını yoğunu ortaya koymuş ama, ah şu Erdoğan olmasaymış.



 



Haziran İsyanı’nda polisleri Cihangir’den o geri çektirmiş.



 



Ruşen Çakır’ı eskinin devleti şimdinin paralelcilerinden de o kurtarmış.



 



İnsanın ağlayası geliyor, ama şunları hatırlayınca gözyaşları kuruyor.



 



Erbakan ile trilyonluk yolsuzluk davasının önemli sanıklarından birisi,



 



Hrant Dink’in katledildiği 2007 yılında AKP’nin bakanı,



 



2011 Uludere Katliamı sırasında anayasa göre Baş Komutan,



 



Haziran İsyanı’nda, Soma Katliamı’nda, 17-25 Aralık’ta, Berkin Elvan  katledilirken cumhurun başı,



 



Erdoğan’ın gönderdiği bütün yasaları 1-2 tanesinde mırın kırın ederek imzalayan noter.



 



Gözler kalbin aynasıysa eğer, sadece cumhurbaşkanlığı süresi olan 2007-2014 yılları arasında Türkiye’deki onca zulme, vahşete, insanlık dışılığa Abdullah Gül’ün “badem gözleri” ile bakmadığını çok iyi biliriz.



 



Demirel öldü! Değil hak helal etmek, daha alacağımız var!



 



Gül yaşıyor! Değil kurtarıcı olarak görmek, daha soracak hesabımız var!