Yunanistan'ın hali...

Köklü bir kamulaştırmayla kendi bağımsız hattını çizmeden Yunanistan'ın bu bataklıktan kurtulma şansı yok

DÜNYA
Pazartesi, 29 Haziran 2015 (11 yıl 3 ay önce)

Yunanistan parlemantosunun referandum kararı, AB'nin iç krizini derinleştirdi. Küresel düzeyde, döviz piyasasında ve borsa endekslerinde keskin zigzaglar yarattı.



 



Borç yapılandırması ve kemer sıkma politikaları konusunda, Syriza'nın verdiği tavizlere rağmen AB'nin köleliği derinleştirme dayatmaları referandum kartıyla yanıt buldu. Aslında bu çıkış Yunanistan açısından bir ilk değil. Benzer bir süreç 2011 yılında Papendrau hükümeti döneminde de yaşandı. Referandum kararı, bugünküne benzer baskılar sonucu iptal edildi. AB dayatmalarına boyun eğildi.



 



Kapitalist dünya sisteminin 2008 krizi, Yunanistan'da yıkım yaratan bir ekonomik krizin patlamasını getirdi. Sosyal kısıtlamalar tavan yaptı, ücretler düşürüldü, vergiler katlandı. Saldırılar kitlesel sokak gösterilerine neden oldu. Kriz siyasal olarak da büyüdü. Hükümet düştü, teknokratlar hükümeti kuruldu.



 



Ardından Başbakan olan Yorgo Papandreu, 2 Mayıs 2010'da AB ve IMF ile kölelik anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşmayla 110 milyar euroluk paket karşılığında üç yılda 30 milyar euroluk ekstra bütçe kesintisi ve kemer sıkma paketi onaylanmış oldu.



 



Emeklilik yaşının yükseltilmesi, kamu çalışanlarının maaşlarıda yüzde 20 kesinti, vergi soygununun tırmandırılması gibi saldırılar gündeme geldi. Bir kalemde 30 bin kamu çalışanı işten çıkarıldı. Sokak hareketi genişleyerek büyüdü.



 





 



Tüm bu saldırılara rağmen borç batağı arttı. AB ve IMF 27 Ekim 2011’de verecekleri kredi karşısında yeni bir paket dayattı. Papandreu “Yunanistan kritik bir yol kavşağında” diyerek referandum çağrısı yaptı, hükümet onayladı. Yalnız dönemin Yunanistan hükümeti AB'den gelen baskı karşısında bu kararın arkasında duramadı. Referandum iptal edildi.



 



Yeni anlaşmayla birlikte yıkım derinleşti. Syriza bu yıkımın yarattığı sonuçlar üzerinden “kölelik anlaşmalarına son vermek” vaadiyle 25 Ocak 2015 seçimlerinde hükümete geldi.



 



Yunanistan emekçilerinin umut ve beklentileri üzerinden hükümete gelen Syriza, emperyalist dayatma ve boyunduruğa boyun mu sunacak, yoksa arkasına aldığı halk desteğiyle kendi yolunu mu çizecek onu göreceğiz.



 



Yalnız biliyoruz ki dayatmalar yok hükmünde sayılıp, emperyalist-kapitalist zincir kırılmadan, köklü bir kamulaştırmayla kendi bağımsız hattını çizmeden Yunanistan'ın bu bataklıktan kurtulma şansı yok!..