Rıza Tanış, zorunlu göç sonucu Şırnak’ın Cizre ilçesindeki köylerinden 1993 yılında, önce Mersin’e oradan da İstanbul’a göç eden 12 çocuklu bir ailenin üyesi. Babalarının işsizlik kıskacında kıvrandığı ortamda, 1990 doğumlu olan Rıza iki abisiyle beraber konfeksiyonda çalışarak ailenin geçimini sağlıyor. 25 Haziran Cumartesi günü Rıza’yı bir polis panzeri ezdi ve daha sonrasında yoğun işkenceye maruz kaldı: Kolu kılırdı ve platin takıldı, 3 kaburgası ve omuzunun altı çatlak, kafası 3 yerinden kılırdı, 1 dişi kılırdı ve tüm bedeni morluklar içinde.
25 Haziran Cumartesi günü saat 17:00′e doğru Kanarya Mahallesi’nde çalıştığı konfeksiyondan çıkan Rıza, sokakta özgürlük ve barış sloganları atan insanları görür. Özgürlük ve barış bu dünyada en çok ihtiyaç duyduğu şeylerdendir Rıza’nın. Ve O da karışır slogan atan insanların içine. Az biraz yürümüşlerdir ki ilerde bir polis panzeri görürler. Kalabalık panzeri görünce birden bire durur. Fakat panzer durmaz, son sürat kalabalığa doğru ilerler. Kadınlar, çocuklar herkes telaşla sağa sola kaçışır. Rıza’da kaçmaya yeltenir fakat kaçamaz ayağı takılır ve düşer. Kalabalığın içine dalan panzer Rıza’nın göğüsünün üzerinden geçer. 40 saniye kadar baygın kalır. Sonra gözlerini araladığında karşıdan tekrar panzerin geldiğini görür. Kendisini bir daha ezmemesi için tüm gücünü kaldırıma çıkmak için kullanır Rıza ve kaldırma çıkar çıkamaz yere kapaklanır.
Panzer gelip Rıza’nın yanında durur ve içinden çıkan polisler, Rıza’yı bir leş gibi panzerin içine atarlar. Ve işkence faslı başlar. Polisler Rıza’nın kafasını panzerin demirlerine vurup 3 yerinden kırdı ve bir de dişini kırdı. Oradan Rıza, Kanarya Karakol’una götürüldü. Burada da Rıza’ya dayak atmaya devam ettiler, bu sefer küfürler ve hakeretler eşliğinde. O halde Rıza karakol’da 1-1.5 saat tutuldu. Daha sonra Bakırköy Devlet Hastanesi’ne götürdüler. Burada Rıza’ya hiç bir müdahalede bulunurmadı, yaraları bile salırmadı. Rıza “üzerimden panzer geçti” dedi doktorlar “hayır sen düşmüşsün” dediler. Ve Rıza hiç bir tıbbi müdehalede bulunulmadan bu sefer Halkalı çocuk bürosuna götürüldü.
Bu arada çocuğunun akibetini öğrenmek için karakola giden Rıza’nın babası ve yakınları küfürler, hakaretler üstüne birde dayak yediler. Bu durum üzerine panzerin Rıza’yı ezdiği yerde halk toplanmaya başladı. Ölü yada diri Rıza’yı almak için karakola doğru yürümek üzeriydiler. Bu durumu öğrenen polisler Rıza’nın hastaneye götürüldüğünü söylemek zorunda kaldılar. Aile hastaneden Halkalı Çocuk Büro’ya gitti. Ve Rıza’yı nezarethanede betonun üzerinde boylu boyunca yatarken buldular. Rıza’yı gösterdiler ama ailesine vermediler. Bir 1.5-2 saatte orada kaldı Rıza. Ancak avukatı geldikten sonra gitmesine izin verdiler. Aile Rıza’yı alır almaz özel bir hastaneye götürdü ve koluna platin takıldı.
1 Haziran’da Rıza ve ailesi İHD’ye başvurmaya geldiler. Zor yürüyordu Rıza. Akrabaları öfke içindeydi. Babasının yüzüne yansıyan ise köydeki işkence, acı ve baskılarla sürürdüğü İstanbul’da kulturulmayan işkence ve acıların ezilmişliği ve de çalışan 3 çocuğundan birinin daha çalışamayacak olmasının yarattığı gelecek belirsizliğiydi.