Bu senaryo gerçekliğe dönüştüğü durumda, ekonomik ve siyasal krizi derinleştiren, toplumsal kutuplaşmayı büyüten bir rol oynayacak
Meclis başkanlığı seçimi, bir savaş hükümeti kurmanın yolunu düzledi. MHP tutumuyla, koalisyon için AKP'ye göz kırpmış oldu. Bahçeli'nin “millet bize muhalefet görevi vermiştir”den, “sorumluluktan kaçmayız”a geçiş yapan konuşması...
Bu konuşmanın AKP'yle konjonktürel işbirliğine açılan kapısını oluşturansa; "Kürt koridoru planı Türkiye'nin birliğine saldırıdır. (...) Suriye'nin kuzeyinde yeni bir Kandil yapılanmasına asla izin verilmemelidir" vurgularıydı.
Bir spekülasyon yapacak olursak ortaya çıkan bu tablonun arka planını, Tayyip ve avanesinin benzer çıkışları, güvenlik zirveleri, askeri hazırlıklar üzerinden şekillenen savaş çığırtkanlığı oluşturuyor. Bugün ortaya çıkan tablonun kareleri aslında öncesinden bir bir ortaya dökülmüştü. O karelerin büyük bir çoğunluğu, bugün yan yana gelmiş oldu. Savaş hükümeti tablosunun tamamlanması, yakın zamanda gerçekleşmesi mutemel bir senaryo...
Bu senaryo gerçekliğe dönüştüğü durumda, ekonomik ve siyasal krizi derinleştiren, toplumsal kutuplaşmayı büyüten bir rol oynayacak. Tarihsel devamlılık ilişkisi üzerinden tanımlandığında da yeni bir Milliyetçi Cephe hükümetiyle, işçi sınıfı ve emekçilerin kölelik koşulları derinleştirilecek, sopa siyasetiyle siyasal zor çığrından çıkacak. Öncesinden üzerinde ortaklaşıp birlikte geçirdikleri iç güvenlik yasasına yaslanarak, çıplak devlet terörünü tırmandıracaklar.
Mevcut toplumsal kutuplaşma ve yarılmanın derinleşmesiyle birlikte, sokak hakimiyeti sadece devlet terörü üzerinden sağlanmak istenmeyecek. Aynı zamanda AKP ve MHP ikilisinin kemik tabanı üzerinden sokaktaki eli palalı, silahlı sivil faşist güruhun sayısı ikiye katlanacak.
Yalnız bu saldırganlığın karşısında toplumsal direnme dinamikleri, daha fazla bir birine kenetlenip büyüyecek. Kobanê ve Gezi direnişlerinin dersleriyle de birleşik bir biçimde, militan sokak hareketinin kendisini daha etkin biçimlerde konuşturmasının zemini güçlenmiş olacak.
Dolayısıyla kurulabilecek bir AKP-MHP koalisyonu, işçi sınıfı, emekçiler ve ezilen halklar cephesine açık bir savaş daveti anlamını taşıyacak!.. Öyleyse 'bu davet kabulümüzdür' deyip, hazırlığımızı büyütmeye başlamak da bizim seçeneğimizdir!..