Salı, 17 Ekim 2006 (20 yıl 1 hafta önce)
Dün, 16 Ekim Dünya Gıda Günü'ydü.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün verilerine göre dünyada 852 milyon kişi yetersiz besleniyor.
Daha çarpıcı bir ifadeyle dile getirecek olursak, her gün 852 milyon kişi aç yatıyor.
Dünya genelinde üretilen gıdaların, dünyayı defalarca doyurmaya yetecek düzeyde olduğu bilinen bir gerçek.
Durum tahıl ambarındaki aç tavuklara benziyor.
Burjuvazinin tahıl ambarındaki aç tavuklarla beraber kendi para krizini de nasıl yarattığını görmek için Sezai Ekinci'nin şehit düşmeden önce üzerinde çalıştığı ve el yazmaları kalan "Kapitalizmin tanrısı: Para ve Avrupa para bunalımı" başlıklı yazısına bağlanıyoruz:
SERMAYE YOKSULLUĞU BÜYÜTEREK BÜYÜR
(...)
Özet olarak ifade edecek olursak; sermayeleşen paranın gerçek büyüme yatağı toplumsal üretim sürecidir. O, büyüyebilmek için üretici güçleri de geliştirmek zorunda kalır. Üretici güçlerin gelişmesi sermayenin organik bileşimini (teknik bileşimini) yükseltir. Yani yatırılan sermaye içinde değişmeyen sermayenin değişen sermayeye oranı artar. Bu, emeğin üretkenliğinin artması, aynı işgücü ile daha fazla ürün elde edilmesi demektir. Sermayenin organik bileşiminin giderek yükselmesi toplam artı-değer kitlesini, kar kitelesini artırır, fakat aynı zamanda kar oranının düşmesi eğilimine de yol açar. Gerçi kaiptalizmin kar oranının düşmesine karşıt önlemleri vardır. Ve bunlar kısa vadede bu eğilimi frenler, durdurur, hatta tersine de çevirebilir. Ancak uzun vadede kar oranının düşmesi eğilimini önleyemez. Bu kapitalizmin genel bir yasasıdır.
(*)
Böylece, büyümek için üretici güçleri geliştirmek zorunda olan sermaye, aynı zamanda uzun vadede bizzat kendi büyüme zeminini de, kar oranında düşme eğilimine yol açacak şekilde tahrip etmiş olur.

Kısa vadede ise bu eğilim aşırı üretim bunalımlarına yol açar. Kapitalist toplumda üretimin toplumasal ihtiyaçlar için değil kar için, sermayeyi büyütmek için yapıldığını belirtmiştik. Bu yasa nedeniyle, sermaye, karşı kutupta da yoksulluğu büyüterek büyür. Rekabetçi kapitalizm aşamasında ortalama kar tekelci kapitalizm aşamasında tekelci kar için devinen sermaye, büyüyebilmek için, üretim araçlarını, dolayısıyla emeğin üretkenliğini, dolayısıyla toplumsal üretimi, toplumsal tüketim kapasitesinden daha hızlı büyütür. Bunun sonucu ise, aralıklarla piyasanın, toplumsal tüketimin ememeyeceği meta stoklarıyla dolması; sermaye dönüşüm sürecinin M'-P' aşamasında, yani meta sermayeden (M') para sermayeye (P') dönüşme aşamasında tıkanması; yani aşırı üretim (aşırı sermaye) bunalımıdır. Bu tabii ki mutlak aşırı üretim değildir. Aksine, toplum ihtiyaç açlığı içinde olmasına rağmen ve bu açlık nedeniyle ortaya çıkan bir aşırı üretim bunalımıdır.
İşte bu, aynı zamanda bir para krizidir de, öncelikle belirtmeliyiz ki, burada da sorun meta dolaşımı için yeterli parasal araçların bulunup bulunmaması değildir. Toplumda bu araçlar fazlasıyla vardır. Ancak bunların toplum içinde dağılımı, aşırı ürünün dolaşımına imkan vermeyen bir dağılımdır; bolluk içinde kıtlık! Yukarıda da değindiğimiz gibi, bir metanın belli bir yönde dolaşıma çıkması, aynı zamanda bir başka metanın, kapitalizm koşullarında ise asıl olarak paranın veya parasal araçlardan birisinin ters yönde dolaşıma girmesi demektir. Bir metanın var olması tek başına onun dolaşıma girmesi için yetmez. Onu harekete geçirecek cilveli bir kışkırtıcının, talebin de bulunması gerekir. Oysa kar hırsıyla devinen sermaye bir yandan piyasaya yoğun ölçüde meta pompalarken, aynı zamanda dolaşım aracı parayı hasisçe üstünde toplar. Azgın sömürü ile en önemli tüketici güç olan kitleleri yoksulluğa hapsederken onların parasal gelirlerini aşağılara doğru çekerken, piyasaya sürdüğü meta sermayenin realizoasyonu, para sermayeye dönüşmesi imkanını da darbelemiş olur.
(...)
(*) Örneğin 300 birimlik bir sermayenin organik bileşimi; değişmeyen sermayenin (s) değişen sermayeye (d) oranı s/d=4/1 olsun. Daha sonra sermaye 500 birime ve organik bileşim de s/d=5/1'e yükselsin. Artı-değer oranının değişmediğini, a/d=%100 olduğunu kabul edersek, şu tabloyu elde ederiz;
I- 240s+60d+60a=360 (s/d=240/60=4/1)
II- 425s+75d+75a= 575 (s/d=425/75=5/1)
Burada kar kitlesi (artı-değer kitlesi) 60'dan 75'e çıkmıştır. Fakat ilkinde kar oranı k'1=a/s+d=60/240+60=0.2, yani %20 iken; ikincisinde k'2=75/425+75=0.15'e düşmüştür.