"Anneler babalar evlatsız kalmasın istiyoruz. Çok şey mi istiyoruz..."
Kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerinin yargılanması için sürdürdükleri mücadelenin 536’ıncı haftasında Cumartesi Anneleri bir kez daha Galatasaray Meydanı’nda buluştu.
Açtıkları “Failler belli, kayıplar nerede?” , ellerinde gözaltında kaybedilen yakınlarının fotoğrafları ve kırmızı karanfilleriyle. Bu hafta 10 Temmuz 1994 gecesi maskeli ve silahlı 4 kişi tarafından yer sorma bahanesiyle evlerinden alınan İbrahim Çelik ve Edip Çelik’in akıbeti soruldu.
İlk olarak Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif Taşkaya konuştu. Babası gözaltına alındığında 14 yaşından olduğunu söyleyen Şerif Taşkaya babasının arkasından gözyaşı dökemediğini, babasının yıllardır ha gelecek ha geldi diye beklediğini, gözyaşı dökecek bir mezarı olmadığını babasının sevdiği yemekleri gördükçe ağladığını söyledi.
Feryal Çelik, babası İbrahim Çelik ve kardeşi Edip Çelik’in 10 Temmuz 1994’te gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alamaması üzerine yazdığı mektubu okudu. Mektup ise şöyle: Ben Feryal Çelik.
Ben bir kayıp yakınıyım, cumartesi günleri “Babam nerede? Kardeşim nerede?” diyerek Galatasaray’dayım.
Ben bir cumartesi çocuğuyum, bir cumartesi kardeşi…
Babam İbrahim Çelik, kardeşim Edip Çelik Batman’da gözaltına alınarak kaybedildi. Gözümüzün önünde oldu olay. Silahlı maskeli kişiler bir köylüyü aradıklarını bahane ederek götürdüler babamı. 19 yaşındaki kardeşim de babama bir şey olmasın diye peşlerinden gitti. O günden sonra bir daha ne babamdan ne de kardeşimden haber alabildik. Babam da kardeşim de işlerinde güçlerinde insanlardı. Hiçbir suçları yoktu. Kürt olduğumuz için kaybettiler onları. Kürt olmak suç mu? Önce annem aradı eşini ve oğlunu. O hastalanıp yatağa bağlanınca ben aradım babamı ve kardeşimi. Şimdi çocuklarım arıyor dedelerini dayılarını. Anlayacağınız üç kuşaktır sürüyor arayışımız.
Daha ne kadar sürecek bu hukuksuzluk, adaletsizlik? Daha ne kadar sürecek bu vicdansızlık? Kayıplarımızın bulunmasını istiyoruz.
Adalet istiyoruz.
Barış istiyoruz.
Anne-babalar evlatsız, evlatlar anne-babasız kalmasın istiyoruz.
Çok şey mi istiyoruz?

Barış, özgürlük istiyoruz
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyonu’nun okuduğu basın açıklamasında şunlar söylendi:
Savaş değil, barış, özgürlük ve adalet istiyoruz.
536 haftadır buradan haykırıyoruz;
Türkiye’de yargı haklarımızın ihlali aracına dönüştü; yargı eliyle adaletsizlik üretiliyor.
Türkiye’de yargı yok, hukuk yok, adalet yok!
Dün (3 Temmuz) 14 Haziran 1993 tarihinde Şırnak’a bağlı Görümlü beldesinde altı köylüyü gözaltına aldıktan sonra işkenceyle öldürüp bedenlerini kaybettikleri iddiasıyla Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezacı talebiyle yargılanan emekli Tuğgeneral Mete Sayar’ın da aralarında bulunduğu altı subay hakkında çok önemli tanıklara rağmen beraat kararı verildi. Yine dün 90’lı yıllarda işlenen 19 faili meçhul cinayetle ilgili, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, İstanbul’dan telekonferans yöntemiyle ifade veren Mehmet Ağar, suçlamaları reddetti. Cinayetler hakkında bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ama davada tanık olarak dinlenen dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başbakanı Kutlu Savaş, işlenen bütün cinayetlerden devletin tüm kademelerinin haberi olduğunu, devlet arşivlerinde bu cinayetlerle ilgili bilgilerin bulunduğunu söyledi.
Hizbullah, 90’lı yıllarda kendine üs olarak Batman’ı seçti. Mensuplarının büyük çoğunluğu Batman kökenli olan örgüt, JİTEM’le işbirliği yaparak Batman’ı infazlar, kayıplar kentine çevirdi. Yüzlerce insanı gündüz vakti herkesin gözü önünde infaz etti. Hizbullah-JİTEM işbirliği kurbanlarından biri de İbrahim Çelik ve oğlu Edip oldu. 10 Temmuz 1994 gecesi maskeli ve silahlı 4 kişi, Çelik ailesinin Batman Soğuksu Mezrası’ndaki evlerinin kapısını çaldı. 50 yaşındaki İbrahim Çelik’i yer göstermek bahanesiyle evden aldı. 19 yaşındaki Edip Çelik de babasını yalnız bırakmamak için peşlerinden gitti. Baba-oğul eve dönmeyince endişelenen aile Jandarma’ya ve Emniyet’e başvurdu. Olayla ilgili Hizbullah Talat Rüzgar, Aziz Önlük, İlhan Önlük, Resul Güneş ve Çetin Dursun isimli kişiler hakkında suç duyurusunda bulundu. Bütün başvurular sonuçsuz kaldı; İbrahim ve Edip Çelik dosyasındaki 21 yıllık cezasızlık son bulmalı, onları kaybeden devlet politikalarının planlayıcıları, emir vericileri, uygulayıcıları, yerelden uluslar arası tüm sorumluları yargılanmalıdır.
HDP İstanbul Milletvekili Pervin Buldan ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’da eyleme katıldı. Milletvekilleri dün (3 Temmuz) Ankara’da görülen Şırnak’ta 6 köylünün kaybolması ve 90’lı yıllarda işlenen 19 faili meçhul cinayetin görüldüğü davadan beraat kararını eleştirdi. Kenan Evren’in cenazesine katılırken yargılandığı davaya gelmeyen Mehmet Ağar için ‘vip sanık’ dedi.