'Kaza değil, cinayet'

Manisa'daki mevsimlik kadın işçi cinayeti dün İstanbul'da kadınların yaptığı bir eylemle, bugün de İzmir'de bir açıklamayla protesto edildi

GÜNCEL
Çarşamba, 8 Temmuz 2015 (11 yıl 3 ay önce)

DİSK, KESK ve TMMOB Manisa'nın Gölmarmara İlçesi'ne bağlı Hacıveliler Köyü'ndeki mevsimlik işçi cinayetinde, açık kasa kamyonetle taşınan, Salihli'nin Çökelek Köyü'nde yaşayan onüçü kadın biri çocuk onbeş tarım işçisinin katledilişini kınadılar. KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Ulus Bozkır, ölümlerin iktidarın işçi sağlığı ve iş güvenliği konusundaki tutumundan kaynaklandığının altını çizdi.



 



Bozkır, şunlara değindi:




Hemen her sektörde kanıksanan iş cinayetleri, insana verilen değer ile değil, rakamlarla değer bulmakta ve basında yer almaktadır. Barınma, ulaşım, beslenme, altyapı gibi asgari insanca yaşama koşullarının neredeyse hiç olmadığı tarım sektöründe, mevsimlik tarım işçilerinin çalışma koşulları, AKP döneminde ortaçağ kölelik koşullarına dönmüştür. Adıyaman ve Isparta Yalvaç'taki mevsimlik tarım işçilerinin, Soma'da, Ermenek'te, Şırnak'taki madencilerin, Mecidiyeköy'deki inşaat işçilerinin ya da hemen her gün bir ya da iki kişinin bir işyerinde hayatını kaybetmesi, iktidarın işçi sağlığı ve iş güvenliği konusundaki aymaz tutumunu ortaya sermektedir.




 



Bozkır, iş cinayetlerinin kader değil katliam olduğunu belirterek; "Duble yolların, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun hiçbir şey ifade etmediğini bir kez daha gördük. Bu bir kaza değildir, bu bir kader değildir, bu bir katliamdır. Tarım işçileri, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun dışında bırakıldığı için, dışa bağımlı tarım politikaları uygulandığı için, yoksullaştırılan köylüler ucuz işgücü haline getirildiği için, güvencesiz, çok düşük ücretlerle uzun süreli çalışmaya mahkum bırakıldıkları için, bu katliamın sorumlusu iktidardır" dedi.



 



Ulus Bozkır, iktidarın kadın politikası nedeniyle kadınların sosyal güvenceden yoksun çalıştığını belirterek,




Herhangi bir nedenle her gün en az beş kadının erkek şiddetine maruz kaldığı, en az bir kadının öldürüldüğü ülkemizde, katillere tahrik indirimi veren, 13 yaşındaki kız çocuğunun rızası olduğunu söyleyebilen yargı, iş cinayetlerinde de benzer tutum içinde sermayeden, patronlardan ve siyasi sorumlulardan yana kararlar verebilmektedir. Gerici zihniyetle beslenen, kadınları eğitimden, çalışma ve toplumsal yaşamdan kopararak, küçük yaşta imam nikahını meşrulaştıran, güvencesiz ve ucuz işgücü haline getirmek isteyen, ölümü kader haline getiren emek ve kadın düşmanı tüm politikaları reddediyoruz




diyerek konuşmasını tamamladı.



 



TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Genel Sekreteri Melih Yalçın da yapılması gerekenler konusunda sayısız rapor hazırladıklarını, ancak iktidarın bir çabası olmadığı için raporlarda dile gelenlerin hayata geçmediğini söyledi.



 



Yalçın, şunlara değindi:




Meslek odası olarak iş güvenliği konusunda sayısız raporumuz var. Bu politik bir karardır. İş gücünün azaltılarak ekonominin çarkının döneceğini iddia eden büyümenin, rantın ve ekonominin güçleneceğini düşünen bir zihniyetin politikasıdır. Raporlar, tek parti hükümeti tarafından sürekli sümenaltı edildi. Bu dönem onların tek başına iktidarı son buldu. Bu hepimiz için bir fırsattır. Şu an itibariyle hem tarım hem fabrika işçilerinin hem de madencilerin çalışmalarını insanca yaşanılabilir bir seviyeye çekilmesi için çabamız yeterli değil. Rapor yayınlıyoruz, ancak bunun siyasi bir çabaya dönüşmesi gerekiyor. Büyüme ve kalkınma yalanı ile daha ucuz işgücü yaratılmak için insan yaşamı hiçe sayılıyor.




 



Melih Yalçın, tarımda asgari ücret uygulamasının getirilmesini, sigortanın zorunlu tutulmasını vurgularken; "Devlet bazı şeylere göz yumuyor. Göz yummazsa, duble yolda giderken o kasadaki işçiler trafik polisi tarafından görülüp trafikten men edilirse bunlar yaşanmaz. Ciddi kalkınma var ama bir kısım büyüyor. Devletin derdi sadece birileri para kazansın, ekonomi dönsün ve büyüme olsun" diyerek sözlerini tamamladı.



 



Ziraat Mühedisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Tuncer Taneli de, tarımda kamu denetiminin olmadığını, denetimsizliğin devlet politikası haline geldiğini ifade ederek; "Üretim deseni planlaması yok. Üretilen ürünlerin kimin tarafından alınacağı, kaç elden geçeceği bilinmiyor. İşçinin hak ettiği payı almadığı görüyoruz. Türkiye'de 500 bin gezici tarım işçisi var. Bu insanların ne tür koşullarda yaşadığı, nasıl çalıştığı bilinmiyor. Denetimsizlik devlet politikası olmuş. Naylon plastik çadırlarda yaşıyorlar, çocukların eğitimi yok" dedi.



 



Kadınlar dün İstanbul'da sokaktaydı



Dün KESK Şubeler Platformu, İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kadın Meclisi ve İstanbul Tabip Odası’ndan kadınlar Galatasaray Lisesi önünde mevsimlik işçi katliamını protesto ettiler. Eyleme HDP ve EMEP'den kadınlar da katılarak destek verdi.



 





 



Kadınlar tarım işçilerinin ulaşımı ve çalışma koşullarına yönelik hiçbir tedbir alınmadığını belirterek “İşçilerin iş kazasına değil, doğrudan cinayete kurban gittiğinin" altını çizdiler.



 



KESK Dönem Sözcüsü Fadime Kavak tarafından okunan açıklamada, tarım işçisi kadınların Manisa Salihli ilçesine bağlı Çökelek köyünden asma yaprağı toplamaya balık istifi kamyonet kasasında götürüldüğünü belirterek işçilerin bir katliama kurban gittiğini söyledi. Kavak, son yıllarda madenlerde ve inşaatlarda en temel iş güvenliğinin dahi alınmadığına ifade ederek, yaşanan işçi cinayetlerinde her gün artış olduğunu belirtti.



 



Türkiye’de yıllardır mevsimlik işçilerin üstü açık kamyonlarda istiflenerek taşınması sonucu çok sayıda tarım işçisinin hayatını yitirdiğini hatırlatan Kavak, “Bu tür kazalar yıllardır olmasına rağmen, tarım işçilerinin ulaşımı ve çalışma koşullarına yönelik hiçbir tedbir alınmaması, işçilerin iş kazasına değil, doğrudan cinayete kurban gittiğini göstermektedir” diyerek tepki gösterdi.



 



Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:




Kadınlar ve çocukların düşük ücret karşılığında iş kabul etmesinin en önemli nedeni, hükümetlerin özellikle kadın istihdamı konusunda başarısız olması ve yoksulluk sorununa yaklaşımlarının son derece yüzeysel olmasıdır. Kadın istihdamındaki düşük düzey ve kayıt dışılıktaki yüksek düzey oldukça önemli. Bu konuda yıllardır gerçek bir gelişme sağlanamamasının önemli nedenlerinden biri, ev içi emeğin eşit olmayan bir biçimde gerçekleştirilmesi ve bu konudaki destekleyici kamusal hizmetlerin yeterli düzeyde, herkes tarafından erişilebilir ve nitelikli olmayışıdır.