Cudi yanarken...

Henüz soğutma çalışmaları sürerken rüzgarın da etkisiyle yangın dün akşam saatlerinde yeniden başladı

ÇEVRE-KENT
Pazar, 19 Temmuz 2015 (10 yıl 9 ay önce)

Cudi Dağı, dört gün önce Şırnak'ın Silopi ilçesine bağlı Çalışkan (Gite) beldesinde bulunan Hudut Taburu'ndan yapılan top atışlarıyla yanmaya başladı. Devlet izledi. Yangın yayıldı, dağın büyük bir bölümündeki her şey kül oldu.



 



Birçok canlıyı yok eden yangın, Asurîlerin yaşadığı Aksu (Herbol) köyünü de vurdu. 90'lı yıllarda boşaltılan köyde, yaşanan geri dönüşler sırasında köylülerin diktiği 4 bin fidan yandı. Köylüler yangınların bir hedefinin de köye geri dönüşleri engellemek için olduğunu söylüyor. Herbol'a 4 yıl önce dönüş yapan Pitros Karatay, "Biz dişimizle tırnağımızla bir ağaç ekerken, atılan bir mermi ile milyonlarca ağıcın yanması son derece üzücü" dedi. Halka geri dönün çağrısı yaptı.



 



Cudi'yi yakanlar ne uçağı, ne helikopteri, ne itfaiyesi hiç bir aracını yangına müdahale etmek için harket ettirmedi.



 



Bugüne kadar varlık savaşı veren Kürt halkı bu sefer de, doğa için varlık savaşı verdi ve yangını denetim altına alarak nöbet tutmaya başladı. Fakat henüz soğutma çalışmaları sürerken rüzgarın da etkisiyle yangın dün akşam saatlerinde yeniden başladı. Aksu (Herbul) ve Ballıkaya (Bîliga) köyleri arasından kalan bölgede yeniden başlayan yangın, nöbet tutanlar tarafından söndürülmeye çalışılıyor. Rüzgarın sert estiği bölgede yangının Ballıkaya ormanlık alanına ulaşmasından endişe ediliyor.



 





 



Köy yakmalar, katliamlar, orman yakmalar, doğanın tahribatı faşist devletin kirli savaş konseptinin bir parçası olarak onyıllardır hep işledi. Fakat Kürt halkı saldırganlık ve vahşete karşı hep dik durmasını bildi. Cudi Dağı yangınını söndürmek için kolları sıvayan halk ve çevreciler bunu birkez daha kanıtladı.



 





 



Kapitalist yıkım ve barbarlığa karşı mücadele yürüten yaşam savunucuları “Nuh'un çoçuklarına mektup” başlıklı bir açıklama yayınladılar. Sinop Nükleer Karşıtı Platform, Yeşilırmak Çevre Platformu, Ege Çevre ve Kültür Platformu, Fırtına İnisiyatifi, Tüm Köy-Sen, Kuzey Ormanları Savunması, Bakırtepe Çevre Platformu, Tonya Çevre Platformu, Bodrum Yarımadası Çevre Koruma Platformu, Yeşil Artvin Derneği ve Dört Ayaklı Şehir imzasıyla yayınlanan mektuba yer veriyoruz:




Nuh'un çocuklarına mektup



Gezi’de, Karadeniz yaylalarında, Karaburun’da, Cerattepe’de, Kazdağları’nda, Munzur’da yüreğimize düşen ateş; Cudi’de büyük bir yangına dönüştü. Günlerdir hepimizin gözleri önünde hektarlarca orman yandı. Yanan sadece ağaçlar değildi. Kaplumbağalar, keçiler, arılar, kuşlar, karıncalar, kelebekler dahil bütün bir ekosistem yok edildi.



 



Yangının kontrol altına alınmış olmasının artık hiçbir önemi yok.



 



İnsanlık tarihinin bilinen en büyük ekolojik anlatısı olan Nuh tufanından çıkışın adresi olduğuna inanılan kadim bir coğrafyanın bu şekilde yara alması, uygarlığımız için bir utanç kaynağı sayılmalı. Dünya denilen bu geminin dümenini ele geçiren kapitalist barbarlık, sömürü ve tahakküm düzeni ile emeğimizi ve doğamızı yok etmeye devam ediyor. Yeşilin ve kuş cıvıltılarının yerine kapkara bir dünya ve duman kokusu bırakarak.



 



Cudi’de taammüden ekolojik bir cinayet işlendi.



Orman ve Su İşleri Bakanı, Orman Genel Müdürü ve Şırnak Valisi olayın başta gelen sorumlularıdır. “Olayda can kaybı yok” diyen yetkililer, günlerdir bütün dünyanın gözü önünde bir ekolojik felaket yaşanırken olayı kasıtlı bir şekilde görmezden gelmiş daha sonra oluşmaya başlayan kamuoyu tepkisi karşısında göstermelik olarak yangın alanına birkaç iş makinesi göndererek sorumluluklarını gizleme çabası içine girmişlerdir. Yangın ancak yöre yurttaşlarının ve bölgedeki duyarlı belediyelerin gönderdiği araçlarla kontrol altında alınmaya başlanmıştır. Yangın söndürme helikopterleri ısrarla devreye sokulmamıştır.



 



Ekoloji mücadelesinin demokrasi ve barış mücadelesi ile birlikte verilebileceğine inanıyoruz. Doğal varlıkların askeri ve güvenlik politikalarının bir aracı olarak kullanılmasını, bir savaş aracına dönüştürülmesini asla kabul etmiyoruz. Bu yaklaşımın IŞİD’in Ortadoğu’nun ve bütün insanlığın ortak değerlerine uyguladığı vandalizmden hiçbir farkı yoktur.



 



Yangında can veren hayvanların çığlıkları, birer suç duyurusudur. İlgili tüm kamu görevlileri ile birlikte sorumluların yargı önüne çıkartılmaları için yöre halkı ile birlikte sürecin takipçisi olacağımızdan kuşkunuz olmasın.



 



Karıncanın kardeşi var.



Bu yangının ilk olmadığını ve dost elini uzatmakta zaman kaybettiğimizi biliyoruz. Ama Bergama köylülerinden bu yana derelerimizde, ovalarımızda, vadilerimizde, dağlarımızda ve kentlerimizdeki talana karşı verdiğimiz ekolojik direnişlerimizden geç de olsa öğrendik: Karıncanın, arının, kuşun kardeşi var.



 



Bu saatten sonra yok edilen orman ekosisteminin eski haline getirilmesi imkansız. Ancak doğal ortamda yaşanan tahribatın tespit edilmesi ve mümkün olduğu ölçüde rehabilite edilmesi için bu alanda uzman bilim insanlarından oluşan bağımsız bir heyetle çalışmalara başlıyoruz. Yörede seçilecek uygun bir alanda yaşanan bu ekolojik felaketin unutulmaması için ağaçlandırma kampanyası çağrısı yapıyoruz. En kısa sürede Silopi’de buluşacağız ve yok ettikleri her ağacın yerine daha fazlasını elele verip kardeşlik türküleri söyleyerek dikeceğiz.



 



Evimize düşen bu büyük yangını avuçlarıyla su taşıyarak söndürmeye çalışan analarımıza, yaralı hayvanları kucaklayan Nuh’un çocuklarına selam olsun.



 



KARDEŞLERİNİZ….